
Muhabir: Sanal ortamda sizi araştırdığımızda, e-dergiler yahut matbu edebiyat dergilerine baktığımızda, sizin en önce şiirlerinize denk geliyoruz. Hatta araştırma yaptığımızda anılmalarınızda da şair olarak karşımıza çıkıyorsunuz. Lakin basılmış kitaplarınızda ağırlıkla hikâye kitapları bunun sebebi nedir? Aslında bilinen bir kulvarda yürümektense neden başka kulvarda kitaplarınızı yayınladınız?
GALİP UÇAR: Haklısınız. İlk bakışta böyle görünse de şair kimliğimden vazgeçmiş değilim. Hâlâ da yazın yaşamımda şairliğim ön plandadır. Neden hikâyeci oldum dersek? Aslında her edip bir hikâyecidir. Edebiyatçı insan anlatandır. Sözlü dönemde meydanlarda destanları anlatandı, yazılı dönemde vakaları anlatan, modern dönemde ise olanları yahut kurguları ve ya olasılıkları anlatandır. Şiirler de zaten bir şeyleri anlatır ve dahi hikâye barındırır. Daha çok yazdığım hikâyelere okuyucu kitlesinin verdiği olumlu tepki ve dahasını istemesiyle yazmaya teşvik edilmem sonucu ortaya çıkan hikâyeler yığının toparlanması gerektiğinden ve aynı kitlenin onlara kalıcı olarak yani basılı ulaşmak isteme talebinin ağır basmasından hikâye kitaplarım yayınlandı. Toplum talep etti, seve seve yazdık ve kalıcı hale getirdik
Muhabir: “Malatya Hikâyeleri”. Neden Malatya üzerine hikâyeler yazdınız?
GALİP UÇAR: Cevabı basit. İstanbul doğumlu olsam da Malatya kökenli biri olmamdan. Yani doğuştan hem baba tarafı hem anne tarafından Malatya kültürüyle yaşamış ve büyümüş biriyim. Doğal olarak da kendi kültürüme ait bir ürün vermek boynumun da borcuydu.
Muhabir: Kitap hakkında özel olarak ne belirtmek istersiniz?
GALİP UÇAR: Malatya’nın kuzeyi ve güneyi birbirinden çok farklı davranır. Hele ki bu dönem göç ve deprem etkisi hayli farklılaştırdı. Misal kuzey Malatya kayısısıyla değil cevizi ve demiriyle ünlüdür. Velhasıl güney kadar düz bir coğrafya değildir. Nereden bakacak olursak Sivas’ın coğrafi başlangıcı ya da bitimi bile diyebiliriz. Hekimhan dağlarının üstü Sivas’a devam eder. Bu çok kültürlülük kitapta hayli yer alıyor. Hatta bir ara internette bir video dolaşırdı. Malatyalıların ortak özelliği Malatyalı olmalarıdır diye. O kadar doğru ki. Bu da kitabın içinde yer alıyor.
Muhabir: Yani Malatya’nın kültürel farklılıkları üzerine kurgulu bir kitap?
GALİP UÇAR: Aslında Türkolog olma özelliğim de içinde var. Malatya’nın yerel kelimelerini de illa kullandım. Ama bunu kullanırken o farklılık değil kuzeyin ve güneyin beraber kullandığı kelimeleri seçtim. Öyle bir yer ki Ermenilerden, Kürtlerden hatta Oğuz kökeni nedeniyle Karadenizle dahi bazı ortak kelime yahut tepki söylemleri vardır. Malatya “da” tepkisini verir ama Azerbaycan’daki Oğuz Türkleri de verir. Bayburt’a dek de etki var. Dülkadiroğlu’nun Ordu’ya dek uzanan coğrafyasını da eklersek. Zaten oturuyor. Ben de Türkolog yönümü bu şekilde kullanıp kitaba yansıttım.
Muhabir: Gerçek hikâyeler mi?
GALİP UÇAR: Karışık diyelim ama çoğunluğu kurgu. Misal Messi hiç milli takımıyla maça İstanbul’a gelmedi ve Malatya’dan bir çocuk o gelecek diye evden kaçmadı
Muhabir: Messili hikâye mi var?
GALİP UÇAR: Evet. Hatta şöyle bir komik durum var ki bu hikaye kurgusu bu kitabın yazılma başlangıcından eskidir. Yanlış hatırlamıyorsam 2013 yılı civarında Messi Türkiye’ye maç oynamaya gelir ve bir çocuk onu görebilmek için evinden kaçar kurgusunu not almıştım. 13 senede ancak toparlamışım.
Muhabir: Başka neler var içerikte? Bunun gibi ünlü kişiler var mı?
GALİP UÇAR: Yok. O da anlattığım üzere zaten kafamda olan bir hikâyeyi Malatya’ya adapte ettim. Kurgusal bazda doğa unsurlarına yüklediğim sihirler, büyüler, olağanüstülükler var. Bir de farklı yaptığım şu var ki hikâyelere adapte şiirler de kitapta yer alıyor.
Muhabir: Bunu neden yaptınız?
GALİP UÇAR: Şundan. Bu kitap aslında sadece bir hikâye kitabı değil. Aynı anda ben her hikâyeye uygun şiirler de yazdım. Uygun olmayan ama odağım Malatya olmasından dolayı Malatya üzerine türkü formunda şiirler de yazdım. Hatta o şiirleri besteledim de…
Muhabir: O zaman Malatya üzerine türküleriniz de bekliyor?
GALİP UÇAR: Beklemiyor. Dünya Malatyalılar Günü diye yaftalanmış “4. 4.” yani “44” plakadan feyz alınan 4 Nisan 2026 tarihinde Hekimhan Hekimhan adıyla youtube kanalım üzerinden, çeşitli yorumcu arkadaşların seslendirmesiyle albüm olarak yayınlandı.
Muhabir: Malatya üzerine hem hikâye kitabınız hem de türkü albümünüz var yani?
GALİP UÇAR: Türkü formunda şarkı demek daha doğru olur. Türküler anonim ve belli otantik kriterlerle oluşuyor benim görüşümce. Bunlar yazanı besteleyeni belli türkü formunda şarkılar. Ama kitapla beraber yazılan şiirler ve yapılan besteler olduğundan eşzamanlı dinlenirse içinde zaten Malatya bulunmak ve hissedilmekle beraber kitaptaki unsurlar da hissedilecektir.
Muhabir: Youtube kanalınıza nasıl ulaşabiliriz?
GALİP UÇAR: Benim ismimle aratılınca çıkıyor. Galip Uçar yazılınca zaten fotoğrafımdan da anlaşılıyor.
Muhabir: Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?
GALİP UÇAR: Malatya kadim bir şehir. Çok sevmesem de malum bir söz var: “Akıllımız devlet yönetti delimiz Papa’yı vurdu” buna Kurtuluş Savaşı’nın en kritik savaşını kazanan ve işgali durduranın da bir Malatyalı olduğumu eklemeliyiz. Ülkenin en komik adamını da… Siyasetçi, sanatçı, biliminsanı hadi Battalgazi’yi de ekleyelim hayata damga vuran insanların memleketidir. Deprem elbette büyük zararlar verdi şehir yeniden kuruldu. Lakin Aslantepe’den Melitene’den bu yana yaşayan binlerce yıllık bu şehir önemini yitirmeden, dimdik Dünya’nın ilginç ve önemli bir noktası olarak devam edecektir. Bu iki sanatsal ürünüm de yaralı ama dik duran hemşehrilerime armağan olsun

