Veneta / Ali Doğan

Birkaç ay sonra…

Mart ayının herhangi bir günü.

Deli rüzgâr yerdeki yaprakları kaldırıyor, bankta oturan kadının etrafında çeviriyordu. Kadın üşümüş olacak ki kollarını göğsüne dolamıştı. Uzun, bakımsız saçları rüzgârda savrulurken ara sıra yüzünün yarısını kapatıyordu.
Bakışları karşıda bir yere odaklanmıştı. Koyu karanlıkta gördüğü esrarengiz bir şeyi anlamaya çalışır gibiydi…

Hikâyesinde neden hiç güneş yoktu?
Sert esen rüzgâr, öğleden sonra hep aynı zaman diliminde başlayan sağanak, soğuk, puslu bir gece…
Lanetli gün, kendini tekrar tekrar sarıp sahne alıyordu.

Akıl hastanesine geldiğinden beri kendisinde bir tuhaflık olduğunu hissediyordu. Birdenbire oluvermişti bu değişiklik. Kafasının içinde bir yerlerden bir parça alınmış da yerine kendisine ait olmayan yeni bir parça konmuştu sanki.

İnsan deliliğinin farkında olamazdı. Ama Veneta şu an, kolları göğsüne dolanmış vaziyette otururken suratına çarpan bir yaprağın farkında olduğu gibi burada oluş nedeninin de farkındaydı.

Öldürdüğü kadınlar için ilk kez samimiyetle pişmanlık duyuyordu. O anları düşününce göğsüne kurşun gibi bir ağırlık çöktü.
Nasıl olmuştu tüm bunlar?
Hikâyesi onu nasıl buralara kadar sürüklemişti…

Yeni farkına vardığı bu değişim aslında hapishanede başlamıştı.

Yemek masasında.

Yediği tavuktan arta kalan kemiğin sivri tarafını hemen yanında oturan kadının boğazına sapladığında…

Tatmin olmamıştı. Öldürmek bu kez tat vermemişti ona. Sonra da buraya getirilmişti.

Her gün, tam bu vakitlerde Veneta’nın önünden geçerek sessiz bir heyecanla etrafı seyreden garip adamın arkasından baktı kadın.
“Ne kadar sakin ve huzurlu görünüyor.” diye düşündü. Bu düşüncesinin hemen ardından bir şey daha fark etti Veneta… Şu ana kadar burada rastladığı hiç kimsede saçmalık derecesinde bir davranış gözlemlememişti. Ne durduk yere ağaçlara tırmanmaya çalışanlar ne bağırıp çağıranlar ne de amaçsızca oraya buraya koşturanlar vardı…

Veneta’ya kalsa deli hastanesinden çok huzur evine benziyordu burası.
Bu düşüncelerle oturduğu banktan yavaşça doğruldu.

***on üçüncü bölüm sonu

Loading

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
1986'da İzmir'de doğdu. Üniversite mezunu olup sınıf öğretmenliği yapmaktadır. Evli ve bir çocuk babasıdır. On yılı aşkın süredir şiir, roman ve öyküler yazıyor. Kitapları : Absürt Hikayeler /Nizamettin Nizamsız (takma ad) /deneysel öyküler (2020) Elektronik Devralış /Bilimkurgu/roman (2020) Aşka/şiir (2020) Uyumsuz Bir Bilincin İzdüşümü /Otobiyografi/ roman (2022) Fare Kapanı /öykü derlemesi (2023) Havuç Kafalar /öykü derlemesi (2024) Sonsuz düş /şiir (hazır dosya) Minik öyküler /öykü (tamamlanmamış dosya) Ödüller / Başarılar "Fare kapanı" adlı öyküsü 1.Yılmaz Sunucu öykü yarışmasında birincilik ödülüne değer görüldü. (2022) Kibele Kültür Sanat dergisi "Sözcüklerin dansı" adlı öykü antolojisine alındı. "Kirpi" adlı öyküsü 8.YAZAK öykü yarışmasında mansiyon ödülü aldı. (2023) "Ses" adlı öyküsü Myrina yayınları tarafından yayımlanan "Büyü Kutusu ve İnsan Çıkmazı" adlı derlemede yer aldı.(2023) "Komşum Edgar Allan Poe" adlı öyküsü "Luna yayınları" nın düzenlediği yarışmada 374 öykü arasında finalist listesine girdi.(2023) "Cumhur Dede" adlı öyküsü Cüneyne Dergisi 100. Yıl Cumhuriyet Seçkisi'nde yer aldı. (2023) Acemi ve Erik Ağacı dergilerinde yazdı.
Yazı oluşturuldu 62

Bir cevap yazın

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön