• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Öykü

Erguvan Ağacı / İlhan Günay

İlhan Günay by İlhan Günay
12 Mayıs 2026
in Öykü
1
Erguvan Ağacı / İlhan Günay
0
SHARES
29
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter
Hasan’ın babasından istediği ilk oyuncak sarı renkli bir greyderdi. “Büyüyünce
greyder şoförü olacağım,” diyordu. Greyder kullananlara şoför denmediğini henüz
bilmiyordu. İlkokulu zorlukla bitirdi. Babası ortaokula yazdırınca günlerce ağladı. İte kaka
son sınıfa kadar geldi. O sırada ilgisi lastik tekerlekli kepçelere kaydı, kepçe operatörü olmaya
karar verdi. Greyder veya kepçe kullananlara “operatör” dendiğini eniştesinden öğrenmişti.
Lise günleri başladı. Okul çıkışlarında yol üstündeki bir inşaatı seyretmeyi alışkanlık
edinmişti. Temel atılmış, bir kenara demirler yığılmıştı. Demirlerin pasını temizleyen, kesen,
büken, iki demiri birbirine bağlamaya çalışan işçilere özendi. Aralarına girip şöyle bir dolaştı.
Ellerinin halini görünce vazgeçti. Beton karıştırıcıları merak etti. Kumun, çimentonun nereden
geldiğini öğrendi. Deniz kabuklarının beton üstünde mücevher gibi parlaması hoşuna gitmişti.
Kendisi inşaat yaptığında betonu sıvayla örtmeyecekti. İnşaatın sıvacısı bu fikri beğenmedi.
Nedense babası da beğenmemişti. Akşamüstü eve döndüğünde cebinden dökülen istiridye ve
midye parçalarını görmüş, inşaatı belediyeye şikâyet edeceğini söylemişti.
Çift dikiş filan ama sonunda lise de bitti. Babası çok mutluydu. Diplomayı çerçeveletti,
salonun en görünür yerinde duvara astı. Şimdi askerlik zamanıydı. Sonrası Allah kerim…
Annesi o kadar rahat değildi. Askerde başına bir şey gelecek diye endişe içindeydi.
Ayrıca mahallede bir sürü çocuk parasını ödeyip askerlikten kaçıyordu. Kocasına söylese
“Vatan görevi” der, asla kabul etmezdi. Kararı kesindi, biriciğini kurtaracaktı. Giderek
sıklaşan “sınır ötesi harekât” haberleri asabını yeterince bozmuştu zaten. Tek engel para
konusuydu. Kendi birikimi yoktu. Bu safhada kocasına da söyleyemezdi. Aklına ablası geldi.
Daha doğrusu eniştesi… Bu işi çözse çözse enişte çözerdi. Hasan’ın itiraz etmeyeceğine
emindi.
Ablası Bakırköy’de, girişinde karşılıklı iki erguvan ağacının bulunduğu bir sokakta
oturuyordu. Ağaçlar iyice büyümüş, sonra birbirlerine doğru eğilmişler, tam orta noktada
birbirleriyle buluşmuşlardı. Aynı sokakta yaşayan, gelişip serpilen ve hiç ayrılmayan âşıklar
gibiydiler. Her yıl nisan ayında açan çiçekleri hem baharı hem de aşklarının yıldönümünü
müjdelerdi. Ablasına gitmeyi biraz da onun için seviyordu. Enişte? Şu anda eniştesine
muhtaçtı. Onun hakkında kötü bir şey düşünmek bile istemedi, aklına zorla girmeye
çalışanları da silkeledi, attı. Bedelli ücreti için yardım isteyecekti. Kocası kızacaktı ama olsun.
Onu yatıştırmanın çeşitli yolları vardı.
Hasan’ın daha önce eniştesine gidip bedelli konusunu hallettiğini kahvesini içerken
öğrendi. Enişte “Merak etmeyin,” dedi, sağ elini kalbinin üzerine koydu: “O iş bende!” Ayrıca
ikisi bir konuda daha anlaşmışlar. Oğlan müteahhit olmak istiyormuş. Onu da halletmişler.
Eniştenin anlattığına göre bir tanıdığının belgesi varmış, ama kendi adına başkalarını
çalıştırıyormuş. Ona Hasan’dan bahsetmiş. Adam, “Sermaye önemli değil,” demiş, vaktiyle o
da sıfırdan başlamış. Şimdi sadece imza atıyormuş. “İkna yeteneği olsun yeter!” demiş.
Hasan’da bolca olan şey…
Anne rahatladı. Tanıdığı bütün müteahhitlerin fiyakalı otomobilleri, dört çeker cipleri
vardı. Ona haber vermediğine içerlemişti, ama şimdiki çocuklar böyleydi. Ayrıca enişte
uyanık adamdı. Kendisi de kazanacak olmasa oğlanı böyle bir işe sokmazdı. Daha bir sürü şey
anlattı; içinde arsa, denetim, belediye, imza ve belge kelimeleri geçen bir sürü cümle. Bir de
“Formalite!” Sonunda, “Herkes kazanacak!” dedi, iki kardeşi baş başa bırakıp evden çıktı.
Ablası, “Çok beceriklidir,” deyip kocasını övdü: “Ne hinoğluhindir o!”
Formaliteler kısa zamanda tamamlandı. Hasan ilk iş olarak erguvanlı sokağın en
başındaki apartmana göz koymuştu. Dört katlı, eski bir binaydı. Apartmanın kapıcısını
ayarladı, binanın yöneticisiyle tanıştı. Sonrası kolay oldu. En kötü gözüken kolondan karot
alındı, belediyeye gönderildi. Yıkım kararının çıkması uzun sürmedi. Müjdeyi enişte verdi,
kutlamalar Bakırköy Meyhanesinde yapıldı.
Bina boşalır boşalmaz yıkım işlemi başlatıldı. İnsanlar bir kenarda toplanmış,
enkazdan yayılan tozlara aldırmadan bilmem kaç yıllık evlerinin yerle bir oluşunu izliyorlardı.
Derken hiç beklemedikleri bir şey oldu. Kepçe operatörü manevralarını zorlaştırıyor diye
erguvan ağacını kesmek istedi. Seyirciler irkildi. Yaşlıca bir kadın ağacın önüne geçti,
“Kesemezsin!” dedi. Bu söz kısa zamanda toplu bir direnişe dönüştü. Kaç kişi varsa, hepsi
ağacın etrafını sardılar, korumaya aldılar.
Hasan insanları ikna etmesi gerektiğini anladı. Yanlarına giderek bu ağacın çok
bakımsız olduğunu söyledi ve söz verdi: Şimdi keseceklerdi ama buraya daha güzelini
dikecekti. İnsanlar inşaatın uzama olasılığından duydukları kaygıyla razı oldular. Hasan’ın
ikna gücü işe yaramıştı.
İnşaat iki yıl sürdü. Ev sahipleri bayağı perişan olmuşlardı. Evlerine dönüş günü
geldiğinde ağaçtan boşalan yere bakmadılar bile. Anahtarlarını aldılar, dairelerine yerleştiler.
Hasan ise verdiği sözü tuttuğu için mutluydu. O eğri büğrü ağacın yerine erguvan renkli,
gayet fiyakalı bir bina dikmişti. İlk eserinin karşısına geçip gururla seyretti. Kapının üst
tarafına “Erguvan Apartmanı” yazdırmıştı. Eniştesinin bunu görünce takdir edeceğinden
emindi. Öyle de oldu. Eniştesi sırtını sıvazladı, “Büyük adam olacaksın,” dedi. “Büyük adam”
ne demekse…
Sokağın diğer kenarındaki erguvan ağacına gelince…
Hayat arkadaşını kaybettikten sonra o da çok yaşamadı. Yalnızlığa dayanamamıştı.
Birkaç ay içinde bütün yaprakları döküldü, kurudu gitti. Ertesi sene o sokakta baharı
müjdeleyecek hiçbir ağaç kalmamıştı.

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Previous Post

Denemesi Bedava / Betül Uzuntarla

Next Post

Hayatın Şifresi / Hatice Ermiş

İlhan Günay

İlhan Günay

1950 yılında İstanbul'da doğdum. Ankara Fen Lisesini ve İstanbul Tıp Fakültesini bitirdikten sonra İstanbul Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Merkezi’nde başladığım uzmanlık eğitimini Hacettepe Tıp Fakültesi’nde tamamlayarak 1981 yılında “Göğüs, Kalp ve Damar Cerrahisi” uzmanı oldum. Çeşitli üniversite hastanelerinde öğretim üyesi ve yönetici olarak çalıştım. 2017 yılı sonunda emekli olarak aktif meslek yaşamıma son verdim. Evliyim ve iki kızım var. Akademik yayınlarım dışında yazdığım ilk kitap, yaşam ve ölüme dair sorularımı içeren “Cevapsız Sorular” oldu. Daha sonra görme fırsatını bulduğum ülkelerle ilgili anılarımı “Yol Çekimi” ve “Yol Dönüşü” isimli kitaplarda topladım. Öykü denemelerine 2019 yılında başladım. “Tahtakuruları ve Hayriyaanım” ile "Saka Kuşunun Ölümü" başlıklı öykülerim 2020 ve 2022 yıllarında “Ümit Kaftancıoğlu" adına düzenlenen yarışmalarda birincilik ödülüne layık bulundu. Maltepe Belediyesinin 2021 yılında düzenlediği "Cumhuriyet, Adalet ve Demokrasi" konulu yarışmada “Senaryo” başlıklı öyküm, "Yıldırımspor" ise 2022'de Esenler Belediyesi tarafından mimar Turgut Cansever anısına düzenlenen “Şehri Adımlayan Hikâyeler” yarışmasında üçüncülük ile ödüllendirildiler. On öykü içeren “Bulutlara Yazılan Öyküler” 2023 yılında, bir bilim kurgu romanı olan "Yıldızlara Sıçramak" 2025'te “Mythos Kitap” tarafından basıldı. Diğer öykülerim okurlara ulaşmak için sıralarını bekliyorlar.

Next Post
Hayatın Şifresi / Hatice Ermiş

Hayatın Şifresi / Hatice Ermiş

Comments 1

  1. hazal günay says:
    4 gün ago

    Yazarın dili sade ve derin. Anlatımı çok etkileyici ve şiirsel. Sadece bir ağacın değil, bir mahallenin ruhunun kaybolduğunu hissettiriyor.

    Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Meyvesiz Ağaç / Funda Kılıç
  • Camdan Erkekler / Selcen Gezgin
  • On İkiye On Kala / Günay Oktay
  • Marifet / Duru Karaaslan
  • Kısa ve Öz / Eyüp Toru

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.