Dostluklar da birçok şey gibi eskiden değerliydi. Sığınacak bir liman, iyileştiğimiz bir alandı. Bir derdimiz, bir sıkıntımız olduğunda hemen koşup kapısını çaldığımız, bir telefonla; ‘yarın buluşalım anlatacaklarım var’ diyebildiğimiz güvenli bir bölge gibiydi. Her şeyi detaylıca konuştuğumuz… Birlikte çözüm arar, fikir alır, karar verirdik. Sevgimiz karşılıklıydı kalplerimizde, değerli olduğumuzu hissederdik. Aynı kucağı açardık birbirimize. Desteğin ve tesellinin şifası dolarken içimize hafiflerdi yüreğimiz, iyi gelirdi her derde. ‘Şimdi yalnız resimlerde.’
Aşk acısı çektiğimiz, ayrılıklar gördüğümüz dost meclisinde yeni sayfalar açardık. Umuda boyardık bütün sorunları tanıdık bir omuzun güvencesiyle. Elele verip kalkardık düştüğümüz yerden. Birlik olmanın sevgisiyle büyürdük her defasında. İşte bunu kaybettik şimdilerde. Yargılanma korkusu olmadan aklımızdan geçenleri söze dökmeyi… Utanmadan başımıza gelenlerden, çekinmeden göz yaşlarımızı akıtmaktan, dostlarımızın yanında kendimiz olmayı. ‘Gözlerimizin sık sık dalması bundan belki de!’
O güvenli limanları terk ettik bu yeni çağda. Her şeyin üstesinden yalnız gelebilmeyi marifet sandık! Birilerine ihtiyaç duymamanın dayanıklılık olduğu yalanına kapıldık! Halbuki gücümüzü dostluktan alırdık… Güven duymayı unuttuk sonra, can kulağıyla dinlemeyi de. Kimsenin kimseye iyi gelecek hali de vakti de kalmadı anlaşılan. Anlaşılmaya olan inancı da yitirdik. Duyguları dile getirmeden içimize gömer olduk. Sırdaşlık bitti… ‘Acı bir yel kaldı bahçede yalnız.’
Derinliği olmayan yapay ilişkiler içindeyiz. Bir ‘layk’a bakıyor uzun zamandır bağlar. Fotoğrafı beğenmediyse gönül koyacak kadar önemli bir hadise zira. Kelimelere ihtiyaç duyulmayan, gerçekliği yitirilmiş arkadaşlık takibi içindeyiz şimdilerde. Yüz yüze sohbetlerde bile konuşulan her şey yüzeysel. Anlatmayı gönül istiyor da dinleyecek yürek yok karşıda. Bir bildirim sesi kadar heyecan yaratmıyor varlığımız orada! Kimse kimsenin gerçekte nasıl olduğunu merak etmiyor artık. ‘Sevgiye inanmaz olduk sayenizde.’
Maskelerin ve filtrelerin ardında her şeyden, kendimiz olmaktan bile uzaklaştık. Sıkıldıkça parmağımızın ucunda kaydırdığımız hayatların içinde tükeniyoruz.
Bu düzenin sahteliğine tutunamıyoruz albayım!


