Kaybolmuş, unutulmuş, bir kez bile hatırlanmamış bir kentin öyküsü bu. Sefil bir yalnızlığın, boşa harcanan bir ömrün, sonu selamet olmayan bir sabrın…
Bütün terk edilmişler burada. Kadim bir kör talihin elini uzatıp içeri alması gibi doluşmuşuz hepimiz. Kalabalıklar içinde tekiz, sadece kaderimizin benziyor birbirine. Artık geride kalmışlara ağlayacak vaktimiz bile yok.
Bulanık bir gökyüzü altında kayalıklara çarpan dalgaları izliyoruz saatlerce. Ne kuşlar ilgimizi çekiyor ne de birinin gözyaşları. Hikayeleri birbirine çok da benzemeyen insanların seslerini duymuyoruz artık. Bazen sessizliklerini duysak da taş kalbimizi acıtmıyor bu. Kendi acılarımız örtülmüş üzerimize. Nasıl anlayabiliriz ki başkasının derdinden? Yorgunuz, çok yorgunuz, tahmin edilemeyecek kadar hem de.
Gri bir gemi yanaşıyor yine. İçinden yüklü dertler iniyor; unutulanlar, hiçe sayılanlar, varken yok edilenler… Sırtlarındaki bıçakları çıkarıyorlar birbirlerinin, sonra onları lacivert sulara bırakıyorlar. Deniz, keskin bıçaklar mezarlığı…
Nerede kaldığım belli değil. Bazen karanlık bir ormanın içinde uyanıyorum. Gri bulutların ardında parlayan yıldızlar var, hissetmemeye çalışıyorum. Bir an bile mutlu olmuyorum. Umut ise çok uzak bir kelime. Çoktan terk edilmiş. Bazen tek katlı bir evin bahçesinde buluyorum kendimi. Elime bir şeyler tutuştururlarsa yiyorum. Bulduğum çeşmelerden içiyorum suları. Hoş içsem ne içmesem ne. Bunca kedere inat mı bu yaşama isteği? Belki koca evrende, yok sayılabilecek kadar küçük bir nokta umut vardır içimde. Kim bilebilir? Hemen söndürüp o ışığı, nerede olduğumu hatırlatıyorum kendime.
Unutmamalıyım, uyumamalıyım, uyusam da uyandığımda acılarıma kaldığım yerden devam etmeliyim, hislerimi hiçe saymalıyım ama nefretim hariç. O hep benimle, beni asla terk etmeyeceğinden eminim çünkü.
Hunharca harcadığım gençliğim, yiten zamanlar, geri gelmeyen yıllar… Hepsi geri bir sonsuzluk içinde. Şimdi ise yeni gemiler bekleyerek tek olmadığımı bileceğim ama yine de bir başıma olduğumu aklımdan çıkarmayacağım.
Ben; unutuldum çoktan, hiç hatırlanmamak üzere. Ve unutacağım ben de, kendimi bile…


