Hakkını vermek gerekmez miydi, neyin deme biliyorsun;
çiçek açtırdığın dudakların çöle dönmesini kutlamaz mıydı?
“Kaktüs de bir bitkidir,” derdin, biliyorum,
ama sevgi acıtmamalı.
Belki bir sofrada otursak,
bölüşürdük ekmekleri.
Belki beraber olsak,
severdik birbirimizi.
Aynı göğe baksak,
ikimize de aynı görünürdü.
Yine de bu aramızda,
haritalara sığmayan bir mesafe vardı;
aynı sokakta yaşayan
iki yabancının mesafesiydi bu.
Neyse ki ben,
hiç sulanmamış bir aşkın
bitki oluşunu kutluyorum;
senin hatıraların yüz tutmuştu kalbinde,
benimkiler sürgündü.


