• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Şiir

Üç Fidan / Aşk Yazarı Mustafa Çifci

Mustafa Çifci by Mustafa Çifci
16 Mayıs 2026
in Şiir
0
Üç Fidan / Aşk Yazarı Mustafa Çifci
0
SHARES
14
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

 

Güzel sözlerin tek başına bir anlamı yoktur, içini doldurmak gerekir

Sevgiyi hissettirmek gibi

Yaşamı, hayatı ve insanı anlamak için sadece sözler de yetmez!

Zihnini bilgilerle dolduracaksın,

Yeni buluşları, ilk icatları merak edip okuyacak,

İnsanlığa yön verenleri tanıyacak, bildiklerini çevrene anlatacaksın.

Başlaman gereken yer aslında yok basit,

Mesela bir türkünün yazılış öyküsünü oku, destanları araştır

Bir yerde acılar içinde yazılırken türkünün,

Bir başka yerde, bir başka zamanın içinde eğlencelik olarak dinlendiği hatırla

Ve sonra,

Ve sonra çıkmaz yollarda kaybolmuş gibi kaybol yüreğinin ortasından..

Korkma, kaybol!

Nasıl olsa nereye gidersen git seninle gelecektir yüreğindeki acı

Ve çocukluk anıların…

Bilirim şiirler kalbini deler geçer yalnız gecelerinde

Bir türkü de tutturamazsın acının içindeyken

“Bir pazar sabahıydı, Ankara kar altında
Zemheri ayazıydı, yaz güneşi koynunda
Ucuz can pazarıydı kalemim düştü kana,
Zalimler pusudaydı bedenim paramparça
*

“Uğurlar olsun, uğurlar olsun,

Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun

Bir keskin kalem bir kırık gözlük

Yürekli yiğitlere hatıran olsun” (*1K)”

Dur orada!

Otur, olduğun yere

Bu kadar acı fazladır insan yüreğine

Ve acı, köreltir, susturur insanın dilini

Bir ömürde kaç defa ölür insan?

Ve sonra,

Tolstoy’unun sözü geçsin aklından o yürüyüş yolunda;

“Bir insan acı duyuyorsa canlıdır. Başkasının acısını duyuyorsa insandır”

Ve sonra Rodrigo’nun Gitar Konçertosu (*3) dinle,

Piyanistin parmakları gitara değil, sanki yüreğin teline vurduğunu hisset

Her notada kan gölüne düşmüş gibi, içinde bir acı hissediyor musun?

Ceplerine doldur gözyaşını kimseler görmesin

Okurken üç fidanın son günlerini

Bilirim dayanmaz yüreğin, ağlarsın…

“İdam günü gelip çatınca, o sevdiğim, alıştığım giysilerimi giyeceğim: postallarımı, parkamı.

Beyaz ölüm gömleğini giydirmek isteyecekler, giymeyeceğim.

Kesin. Direneceğim ve giymeyeceğim.

Öyle her zamanki eyleme gidiş tavrımla gideceğim”

Yok, traş falan da olmayacağım.

Gidip, oturup, önce bir sigara yakacağım orada.

Sonra demli, sıcak, güzel bir çay içeceğim.

Ha bak, Rodrigo’nun o ünlü gitar konçertosunu dinlemek isterim orada.

Bak, bunu çok isterim. Sanırım, asılacak bir insanın son istediğini geri çevirmezler.

Bunu isteyeceğim.”

Bunları okurken,

Kalbinin tam orta yerinde kaç fidan kırılıyor?

Gözlerin doluyor, değil mi?

Çiçek açmadan solduğunu görünce genç ağaçların.

Ya da bilmiyorsan bunun öyküsünü,

Sormak isterim sana, ağız dolusu gülüşlerin ne kadar oldu, karnına ağrılar girdi mi gülmekten?

Çünkü gülebildiği kadar ağlar insanoğlu…

Sevebildiği kadar nefret eder

İnsanın erdemi nefretini yok etmede gizlidir

Aşkını, kadınını kana bulayanların gelişmemiş insan hallerini düşün

Bir zamanlar seviyordu, çiçekler hediye ediyordu

Her şeyin fazlası zarar dedikleri işte budur!

Sevginin bile

Kontrolsüz aşkın bile

Çünkü fazlalık kabına sığmaz, taşar, kirletir her yanı

Ne gülüşlerin güzelliğini ne sevinçlerin coşkularını anlatabilirim,

Ne de acıların derin izlerini yazacak kadar bulunur mürekkebim…

Ve bilirim ki, kimi acılar asla anlatılamaz!

Ateş düştüğü yeri yakar, kimseler göremez,

Görünen tarafı sadece dumanıdır

İnsan tek başına yaşar hüznünü, hastalığını, karşılıksız sevdasının acısını

Derler ki acı tek kişilik sofradır

Bal yesen de almaz tadını dilin damağın sanki zehirdir

Umutlarını da kaybedersin beklediğin haber gelmeyince

Sen bütün hayatını onunla düşünürken

Hiç umurunda olmadığını anlayınca

Batırırsın umutlarını ufuklarda

Karanlığın tamamı senindir artık

Yıldızsız gökyüzü de senindir

Ama uzun sürmemeli güneşin doğuşu

Yeni umutları ekmelisin yüreğine

Ve aklına gelmeli Paul Valery şu sözü (*E):

“En büyük yalnızlık; başka kişilerle bir arada bulunmaktır.”

Ve güvenin tam olmalı kendine

Yalan söyleyen, sevmeden sevdim diyen sen değildin,

Ve gurur duymalısın kendinle Leonardo da Vinci’nin sözüyle (*D):

“Yalnız olduğunuzda her şey size aittir. Yanınızda biri varsa yarısı size aittir.”

Yalnız değilsindir, her şey senin, gittiyse sevdiğin yüreğinin tamamı senin…

Ve karanlığın içinde gökyüzünde çarpan bir şimşek gibi beyninde çakmalı,

“Bir insanın değerinin ilgi duyduğu şeylerin değeriyle ölçüldüğünü aklından çıkarma.”  Dediğini Aurelius (*F)

Ve sonra şiirlerine bak

Kitaplarına bak

Okuduğun kitaplara bak

Kendi değerini kendin ver, bırakmadan değersizlere…

Ve asla unutma Karl Marx’ın şu sözünü: (*G)

“Tarih ancak ortak çıkarlar için çalışmış insanların yüceliğini kabul eder. En mutlu insan en fazla sayıda insanı mutlu eden insandır.” Dediğini.

En sonra kendine bak,

Nasıl görünüyor çevren,

Gökyüzün hangi renk?

“İnsan kalbinde ne taşıyorsa, dünyaya bakınca da onu görür” der Goethe– (*E)

Senin dünyan hangi renk…

En çok hangi rengi seviyorsun!

*

Kimi özlüyorsun gecenin içinde

Yaprakları dökülmüş bir yolda yürürken

Kırılan her yaprak sesinde aklına düşüyorsa anıların

Bedenin terliyken üşüdüğünü hissetmek gibidir özlemek

Bir köz parçasının alevini

Avuçlarında söndürmek istedikçe

Daha da yanmak

Daha da acının koynuna düşmektir

Özlemek geri gelmeyeceğini bildiğin halde

Boş yere beklemek, değil midir?

Oysa hepimiz biliriz geri gelmeyecek gerçeğini

Bilmediğimiz gerçek ise şudur: gerçeğin duygusu tam hissedilmez

Ve özlemek dermanı olmayan tek taraflı bir hastalık gibidir

*

Korkuların

Kimseye aldırış etmeden

Değer verdiğin şeylerin değersizleştiğini görünce

Gözyaşının soğuk damlalarını akıtma

Sakın ağlama ki

Ellerine bulaşmasın gözyaşın, çıkmaz lekesi

Sakın ağlama bir deniz kenarında

Düşmesin tek bir damlası denize

Tüm denizin maviliği yok olabilir

Ve sakla gözlerindeki hüznü

İnsanlardan sakla

Sevdiklerinden sakla

Dostlarından sakla

Sakla ki,

İnsan yanını unutup

Güçsüz demesinler sana…

Ve sonra kendi sigaranı kendin sar

Tütün yerine acılarını kullan

Dumanında ara geçmiş günlerinin anılarını

Ve düşün son birlikte olduğun günü

Göreceksin bak ayrılık sözlerin nasılda ateşe dönmüş

Kelimelerin yarası soğuk kurşun gibi saplanmış

Hayat kolay değil hassas yüreklere

Kristal camlarda kırılır

Ve unutma

Yıllara,

Aşklara,

Hayatın akışını

Gözyaşına

Ağır dolusu gülüşlere

Asla sözün geçmez olur..

*

Öyle güçlü sanma kendini

Sanıldığı kadar güçlü değildir

Gün gelir zavallının biri olur insanoğlu

Denizaltıları yapıp füzeleri uçurur da

Bir damla gözyaşına, bir yan bakışa kırılır dizleri

Tutmaz olur elleri

*

Artık biliyorum ki,

Beslenmesi zorunlu olan üç dengesi vardır insanın; Beden, Ruh, Zihin

Bedenin ihtiyacını mide doyurur, beslenmesi gerekir. Bedenler var olmanın somut hali anlamına gelir.

Ruhun ilacı sanattır. Sanatsız her şey yarım kalır. Ruh, hisseden tarafımızın soyut hali demektir.

Zihnin ilacı bilgidir. Bilgisizlik boşluk anlamına gelir. Duyguların düşünceye dönüşmesine zihin diyebiliriz.

Bunlar tamam olmadan gerçekliği kavramak imkânsızdır.

*

Bedenin, ruhun, zihin aynı oranda doyarsa anlayabilirsin bazı şeyleri…

Dengesiz ilişkileri olan insanlara,

Kavgacı ve geçimsiz kişilere bakmayı bilirsek bunlardan birinin eksik olduğunu görürüz.

Görebilmek için de, bedenin, ruhun, zihnin dolu olması gerekir..

Çünkü farkındalık bilgiyle gelen aydınlanmadır.

Ve hepimiz bildiğimiz kadar yaşarız bu hayatı…

Bilmediğimiz her şey bizim dışımızda kalır, yok sanırız

Ve bilmezsek eğer, bir yanlışın içinde yer alırız üstelik doğru sanarak

Doğruyu bilmediğimiz için, güçlünün doğru olduğunu kabul ederiz.

“Cahil insan kuru ağaca benzer” der bir atasözümüz…

Ve ekler Oscar Wilde; “Yaşamak çok nadir rastlanan bir şeydir. Çoğu insan sadece varlığını sürdürür.” [*1]

Ve aklımıza düşer hemen Yunus Emre’nin o muhteşem sözü: “İlim ilim bilmektir İlim kendin bilmektir Sen kendin bilmezsin Ya nice okumaktır.” [*2]

Ve son noktayı koyar bir İskoç Atasözü: “Yaşarken mutlu olmaya bak çünkü uzun süre ölü kalacaksın.”(*A]

*

Gittiğini haber verseydin sevgili

Gizlice gitmek niye ki

Geceden daha karanlık başka ne var diye sorma

Yalnız kalan bir kalbin içi daha karanlıktır geceden

Sen her şeyi alıp götür, ne varsa topla git

Hesabımız kalsın bir başka yaşama

Ciğerlerini sökercesine bağırsaydın yüzüme doğru

Yanıldığını

Pişman olduğunu

Hata yaptığını

Ve sana yazdığım şiirleri

Yırtıp yırtıp

Üstüme üstüme atıp gitseydin

Dökülseydi ellerinden

Dalından kopan yapraklar gibi ayaklar altına kâğıt parçaları

Ezilseydi

Ve yağan yağmurlarla birlikte

Silinip yok olsaydı kelimeler

Suya yazılan bir aşk olsaydı yaşadığımız

Belki bu kadar

Bu kadar acı vermezdi

Sözlerin kurşun olsaydı

Sözlerin yakıcı bir mermi

Sözlerin dönüşü olmayan başlangıçlar yaratmış olsaydı

Sırtımdan değil

Göğsümden kendin vursaydın

Bu kadar acı hissetmezdim belki de

Acılarım çöreklenmezdi yüreğimde gece yarılarında

Hiçbir şey demiyorum sana

Ne dersen de,

Ne söylersen söyle

Kabulümdür

Çekilirim yolundan

Kavgam yok seninle

Kendi zayıflığımdır

Başım üstüne olsun tüm sözlerin

Sana mutluluklar dilerim

Yarım kalsın o çok sevdiğimiz şarkı

Tamamen kaybedeceksem seni

Kalsın o savaş

Sen tanıdığım gibi kal yeter

İmkânsızım ol

Kavuşamadığım ol

Çok sevdiğim ol

Canımdan öte can ol

Yetişir bana

*

Yüreğinde neler yaşadığını, neler çektiğini, acılarını, yalnızlığını, hüznünü

Birilerini ne kadar çok sevdiğini,

Ve sevilmediğin yerleri!

İnsanın kendisi bilir, kendi yüreği hisseder…

Verdiğin tepkiler,

Stresin

Ve kavgan

Ve karşı çıktıkların,

Ve zorla gülümsemelerin,

Ve söylemek isteyip de, diyemediklerin

Kabul edemediklerin,

Bardağı dolduran fazlalık gibi, artık taşımakta zorlandıklarındır.

Ve beslemeyip aç bıraktığın iç dünyanın kötü etkilerini

Birilerini üzerek, birilerine zarar vererek kapatamazsın.

Sokakta yürürken karşısına çıkan hayvana tekme atanın eksikliğini gör,

Sevmiyorsa zarar verme hakkının olmadığını anlat!

Şiddetin kadını kızı olmaz, hepsi aynı kapıya çıkar

İnsan onuruna zarar veren her şeye karşı çık

Sen ki Yüce Tanrı’nın en büyük varlığısın,

Kendine iyi bak, kendini iyi besle ki,

Kendine yakışanı yap!

Başkası hakkında düşündüğün iyi ya da kötü her duygu ve düşüncen,

Kendi içindeki eksikliğindir..

Asla saygısız sözler, davranışlar sergileme,

Elindeki telefonla değil

İnsan tarafınla konuş…

Ve unutma, herkesin bir yalnızlığı var ve herkesin derdi kendine göre büyük!

Kendi hayatını yaşayamayan yüzlerce insan var

Kendine değil başkaları için yaşayan binlerce insan olabilir…

İşte tam burada, yeri geldiğinde hatırlanmadan olur mu Judy Garland’ın sözü:

“Başkasının ikinci versiyonu olmak yerine daima kendinizin ilk versiyonu olun.”

Bilirsin her günün sonunda kendi güneşini batırır insan, yaşadığı günün kıymetini veremeden ve yarınını bilmeden girer gecenin içine…

Var olmakla kalma sen de,

Önce kendi için

Yaşa!

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Previous Post

KENDİME DÖNEN YOLLAR

Next Post

Basın Bülteni- Anabilim 2. Liseler Arası Tiyatro Festivali / Sevinç Tanacan

Mustafa Çifci

Mustafa Çifci

AŞK YAZARI MUSTAFA ÇİFCİ Türk Yazar, Şair, Sosyolog Yazdığı kitaplar ve sözleriyle aşk edebiyatına önemli katkılar sunan, aşkın en seçkin, en çok okunan yazarlarından birisidir. Duygusal derinliğiyle aşkı yeniden tanımlamış, aşkın en güzel hikayelerini yazmıştır. T.C. Türk Patent Enstitüsü tarafından “Aşk Yazarı Mustafa Çifci” marka patenti tescil edilmiştir. Bu anlamda kendi markasını yaratan yazar olmuştur. İşletme, Sosyal Hizmetler ve Sosyoloji lisans mezunu olup aynı zamanda Psikoloji Uzmanlık, Koçluk Mesleki Eğitmenliği ve NLP Uygulama eğitimleri ile Gedik Üniversitesi Yaşam Koçluğu eğitimini tamamlamıştır. Sosyoloji alanında, Türkiye’de kırsal ve kentsel aileyi büyüklük, ekonomik yapı, otorite ilişkileri ve çocuğun konumu bakımlarından karşılaştırılması konusunda araştırmalar yapmıştır. Bir süre sınıf öğretmenliği görevinde bulunduktan sonra, bankacılık hayatına başlamış, özel bir bankanın çeşitli bölümlerinde bölüm müdürü olarak görev yapmıştır. Ayrıca sendika temsilciliğinde aktif görevlerde bulunmuştur. Edebiyat alanına ortaokul yıllarında aile anılarını yazarak başlamıştır.İlk şiiri, “1985-Gençlik Yılı” adına düzenlenen yarışmada, “Azize” adlı uzun şiiriyle şeref ödülü almış, şiiri “Gençlik Antolojisi”nde yayımlanmıştır. “Aşkın Adı Sevişmek Değil”adlı deneme kitabı (1999) çok satanlar listelerinde yer almıştır. [Kaynak: emmedya.sabah.com.tr/extrafunky/extra/kitap.html- 25.11.1999] “Aşkta Haram Olmaz” eseri büyük ilgi görmüş, 4 baskı yapmıştır. Uzun yıllar radyo proğramları hazırlayıp sunmuş, şiir geceleri düzenlemiş, yazıları birçok dergi ve ulusal gazetelerde yayımlanmış, bir çok sanat etkinliklerine, TV programlarına konuk sanatçı olarak söyleşi ve imza günlerine katılım sağlamıştır. Ulusal ve yerel gazetelerde köşe yazarlığına devam etmektedir. Yazar, Türkiye'nin kültürel coğrafyasında yetişen, alanında Dünya ve ülke çapında Türkiye'nin edebi ve kültürel mirasını belgeleyen en kapsamlı çalışmalardan biri olan Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi'nde yer almıştır. Çifci'nin yazılarında; aşk, memleket özlemi ve emek mücadelesi gibi evrensel temalar öne çıkmakta olup, bu farklı özelliği yazarın evrensel bakışını, onun içtenliğini, özgün, kalıcı edebi üslubunu yansıtan birisi olarak öne çıkarmaktadır. Çifci, edebiyata önemli eserler kazandırmış birisidir. Yazarın bu başarısı, edebiyat dünyasında, aşk edebiyatının en güçlü temsilcilerinden biri olduğu bir kez daha tescillenmiştir. Yazar, aile içi bağların kırılgan yapısını, aşkın ve yalnızlığın iç içe geçtiği duygusal yolculuk ve insan ilişkilerini ustaca anlatır. Eserleri her yaştan okuyucuya hitap eder, toplumsal ilişkilere ışık tutan yönüyle insana, topluma ve canlı hayata eserleriyle değer katan birisidir. Ulusal ve Uluslararası Çalışmalarından örnekler: Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi, 2001 Biyografya – Ünlüler Ansiklopedisi-(C-3) 2002 Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi, 2002 Türkiye'nin kültürel coğrafyasında yetişen, alanında Dünya ve ülke çapında Türkiye'nin edebi ve kültürel mirasını belgeleyen en kapsamlı çalışmalardan biri olan Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi'nde yer almıştır. Bu dev eser, toplamda 11 cilt ve 4.840 sayfadan oluşuyor. Bu kapsamlı eserde, 11.200 yazarın biyografisine yer veriliyor ve bunlardan 5.500'ünün biyografileri, fotoğraflarıyla birlikte sunuluyor. (Kaynak: https://cumha.com.tr/ask-sairi-mustafa-cifci-11-ciltlik-dev-ansiklopedide-yer-aldi02.06.2025) İstanbul Şiirleri Antolojisi, 2003- Aşk Yazarı Edebiyatın İz Bırakan İsimleriyle Aynı Seçkide yer aldı.1453- 2003 yılları arası, 550 yıl boyunca, İstanbul’a yazılan şiirler toplanmış, fethin 550 yılı dolayısıyla sadece 550 şaire yer verilmiştir. Şairler arasından biri de şiirinde dönemin ruhunu yansıtan 550 şair arasında “Aşk Yazarı” unvanıyla tanınan Mustafa Çifci ’de bu eserde yerini almıştır. “Beklenen Gün” adlı şiiriyle emek, aşk ve özlem temalarını İstanbul’un taşına toprağına duyulan özlemle birlikte, göçmen emeği ve aşkı bir arada işleyen şair, yalnızca bir aşkın değil, Anadolu’dan İstanbul’a uzanan bir hayat mücadelesinin de aynı zamanda şiirsel bir tanıklığıdır. Aşk Yazarı, taşının toprağının altın olduğu söylenen İstanbul’da çalışarak köydeki nişanlısına, ailesine umut olmayı hayal ederken, duyguların altına dönüşmesini sorgulayan bir iç sesle, bireyselden tüm topluma şiiriyle sesleniyor. Şair, bu başarısı ile edebiyat tarihine anlamlı bir iz bırakıyor. Antolojide Fatih Sultan Mehmet, Bâkî, Nedim, Namık Kemal, Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Nazım Hikmet, Necip Fazıl Kısakürek, Orhan Veli ve Rıfat Ilgaz gibi Türk ve dünya edebiyatının önemli isimlerinin yanında yer aldı. (Kaynak: yasamgazetesi.com.tr/istanbul-siirleri-antolojisinde-ask-yazari-mustafa-cifcinin-iz-birakan-siiri 09.0.92025 / İstanbul için yazdığı şiiriyle tarihte yerini alan Aşk Yazarı Mustafa Çifci - Hürses 28.08.2025 / https://cumha.com.tr/istanbul-siirleri-antolojisinde-ask-yazari-mustafa-cifcinin-iz-birakan-siiri 29.08.2025) Anadolu Rüzgârı Uluslararası Öykü ve Şiir Antolojisi, 2025- 22 ülkeden 105 şair ve yazarın seçildiği çalışmada 12 farklı dilden Türkçe ve İngilizce ’ye çevrilen 400 sayfalık uluslararası projede Türkiye’yi temsil eden isimlerden biri olmuştur. Diğer Kaynaklar: * Gençlik Yılı Antolojisi, 1985 * İstamonu Buluşmaları, Kastamonu’dan Türkiye’ye Altın Adamlar, 2014 * Biyografili Bulmaca Anı Kitabı, 2022 Türkiyte Sanatçıları * Aşk Yazarı kendi markasını yarattı. Aşka dair yazdığı yazılarıyla tanınan, basında “Aşk Yazarı” diye söz edilen Yazar Mustafa Çifci’ye edebiyat alanında kendi markasını oluşturdu. T.C. Türk Patent Enstitüsü tarafından “Aşk Yazarı” marka patenti tescil edildi. (https://www.yasamgazetesi.com.tr/mustafa-cifci-ask-yazari-unvanini-tescil-ettirerek-markalastirdi) 14.04.20214) * Başarı Hikayeleri. Edebiyat çevrelerinde “Aşk Yazarı” olarak tanınan, ismi tescil edilmiş olan Çifci'nin yazılarında ve şiirlerinde; aşk, memleket özlemi ve emek mücadelesi gibi evrensel temalar öne çıkmakta olup, bu farklı özelliği yazarın evrensel bakışı, onun içtenliğini ve özgün, kalıcı edebi üslubunu yansıtan birisi olarak öne çıkarmaktadır. Mustafa Çifci’nin bu başarısı, edebiyat dünyasında aşk edebiyatının en güçlü temsilcilerinden biri olduğu bir kez daha tescillenmiş oldu. (Kaynak: www.basarigundemi.com-https://esanmel.com/duygusal-derinligiyle/12.12.2024) * Mustafa Çifci Türk Edebiyatının Kalbinde Bir İmzadır. Yazdığı kitaplar, derin anlamlar taşıyan sözleri ve toplumsal bakış açısıyla aşk edebiyatına yeni bir soluk getiren yazar, bugün “Aşk Yazarı Mustafa Çifci” markasıyla edebiyat dünyasında özgün bir yer edinmiş durumda. (Kaynak: https://www.yasamgazetesi.com.tr/edebiyat-dunyasinda-bir-marka-olan-ask-yazari-hayat-kirmizi-turk-dergisinde-1- 04.11.2025) * Bir Aşk Filozofu: Mustafa Çifci’nin Akademik ve Edebi Yolculuğu Edebiyat Dünyasında Bir Markadır, Aşkı arayanların yolunda bir rehberdir. Aşkın büyüleyici güzelliğini, insanın iç dünyasındaki kırılmaları ve umudu en yalın haliyle anlatan Mustafa Çifci, yalnızca bir yazar değil; duyguların rehberi, kelimelerin şifacısı gibidir. (Kaynak: HAYAT KT SAYI: 227, Ekim 10, 2025) * Cumhuriyetin 100. Yılında İz Bırakan KalemlerAntolojisi, 2023, bu dev esere önsöz yazmıştır. (Kaynak: https://www.hurses.com.tr/bu-dev-esere-yazdigim-son-sozum 16.01.2024 * Şehit Şerife Bacı Sanat Ödülü_ Araç Eğitim Derneği_26.10.2025 Atatürk, Türk Kadını, Tomris Hatun, Kızılderililer gibi tarihsel araştırma yazılarıyla gündemi belirleyen yazara 2025 yılı başarılı sanatçılar kategorisinde Şerife Bacı sanat ödülüne değer görülmüştür. (Kaynak: Yeni Çağrı Gazetesi'nin 29 Ekim 2025 Çarşamba Tarihli Gazete Sayfaları- Yeni Çağrı Gazetesi- Güncel Haberler, Son Dakika ve Özel Röportajlar- 26.10.2025) Mustafa Çifci, aşkın büyüleyici güzelliğini, aşkı arayanların yolculuğunu anlatan bir yazar, başkalarının acılarını kendi yüreğinden ödeyen bir şairdir. Unvanı tescillenerek kendi markasını yaratmış Türk edebiyatında kendine özgü bir yer edinmiş ve aşkın evrensel dilini en iyi kullanan yazarların başında gelir. Yazıları sadece bir düşünce, bir duygusal anlatım değil aynı zamanda bir ruh taşır. Bu anlamda eserleri tüm insanlığı kapsayacak kadar evrensel izler taşır. Her yazısında topluma yönelik bir anlatı, bir derinlik, inanın yüreğine dokunan çözüm ve öneriler vardır. Yayınlanmış Eserleri: 1- Aile Albümü- 1, Şiir- 1984- 1. Cilt 2- Aile Albümü- 2, Şiir- 1984- 2. Cilt 3- Aile Albümü 3, Şiir- 1984- 3. Cilt 4- Beklenen Gün, Şiir- 1996 5- Sevgi Yağmuru, Şiir- 1997 / 2. Baskı KDY, 2023 6- Aşk Bu İse, Öykü- 1. Bskı Kora Yayın 1997 / 2. Bskı, Ares Kitap, 2008 / 3. Bskı Ares Kitap 2010 7- Bahar Aşkı, Öykü- Kora Yayın 1. Bskı Eylül 1997 / 2. Bskı Ekim 1997 8- Ceylan Gözlü Aydınlık, Öykü- Mart Sanat Evi Yayınları, 1998 9- Aşkın Adı Sevişmek Değil, Deneme - Ulusal Yayınlar, 1999 10- Ellerini Bana Sakla, Öykü- Ulusal Yayınlar, 2001 11- Aşkta Haram Olmaz, Öykü- 1. Bskı Mephisto Yay.2006 / 2. Bskı, Akis Kitap, 2008/ 3. Bskı Ares Kitap 2009 / 4. Bskı Ares Kitap, 2010 12- Akıp Giden Hayat, Öykü- Mep Kitap Yayınları, 2006 13- Aşkım Gözyaşı Oldu,Lirik Metinler- Öykü, Emre Yayınları, 2006 14- Aşk Olmayan Evlerin Kapılarına Kilit Vurulmalı, Roman- Siyah Beyaz Kitap, 2007 15- Adın Hüzün Olmasın, Öykü- Siyah Beyaz Kitap, 2007 17- Beni Öyle Sev ki Aşk Eski Bir Tarih Olsun, Öykü- Akis Kitap, 2008 / 2. Baskı Ares Kitap 2010 18- Bir Görüşte Âşık Olabilirsiniz Ama Asla Dost Olamazsınız, Öykü- Akis Kitap, 2008 18- Ne Yağmurlar Biter Ne de Ayrılıklar, Lirik Metiner, Akis Kitap 2009 / 2. Baskı KDY, 2023 19- Aşk Eski Bir Fotoğraftı, Deneme, Anemon Yayınları, 2014 20- Kalbime Dokunan Sözler, KDY Yayınları, 2022 21- Duygusal Ayrılık, KDY Yayınları, 2023

Next Post
Basın Bülteni- Anabilim 2. Liseler Arası Tiyatro Festivali / Sevinç Tanacan

Basın Bülteni- Anabilim 2. Liseler Arası Tiyatro Festivali / Sevinç Tanacan

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Haziran 2026
  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Hiç Eskimeyen Öyküler: Parasız Yatılı
  • Neydi bunun adı bilmiyorum
  • KENDİNDEN SÜRGÜN
  • Arka Plan Sanat Dergisi’nin 43. Sayısında Yazar Suat Altınok İmzası
  • ÖLÜMSÜZLÜK YANILGISIYLA YAŞAYANLAR

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.