Kronos, henüz sütten kesilmemiş yanımı yuttu.
Dişlerinin arasından düşen kırıntılarla büyüdüm.
Bu yüzden hiçbir kucağın adı
Yuva olmadı.
Göğsümde açan siyah gül,
Toprağı olmayan mezarların çiçeğidir.
Kim koklasa
Biraz daha ölür.
Mühürlü odalar, ruhu onarmak için kurulmuş birer klinikti;
Kırık olan ruh değil,
Beni seven ihtimaldi.
Her gece içimde
Sümüklü böceğin ezilirken çıkardığı ses dolaşır.
Bazı çığlıklar
Kulak için değil, taş içindir.
İpek mendiller yalnızca
Kan görünmesin diye icat edildi.
Kimse kalbin kanadığını
Zarafetle saklamayı sormadı.
Ben çoktan hükmü verilmiş bir yalnızlığım şimdi
Tek celsede bitmeyen,
Her sabah yeniden okunan
Eski bir mahkeme kararı.


