Serin eser tan yeli Hisar üstünden
Dökülür mor salkım, rengahenk düşünden
Bir martı dolanır gümüş saçlarına
Çiçekten değil ki; bahar gülüşünden
Yağmur usul usul yağar Galata’ya
Süzülür damlalar dar, taş sokaklara
Ayak izlerinde açar erguvanlar –
Buluşur anılar buğulu hanlarda
Ada vapurunda yasemin kokusu
İskelede rüzgâr, kadeh deniz dolu
Eski bir İstanbul, türküsü pikapta
Makamı nihavent, çıtırtısı puslu
Fısıldaşır mehtap leyli sevdalarla
İlkbahar pembesi esrik yalanlarda
Ne geceler bilir ne sabahlar dinler
Şarkı söyler Leyli, lâl yakamozlara.



