Bu şehir beni yutuyor,
Kusmak isterken aslında safra gibi
İstemeden taşıyor üzerinde, biliyorum.
Ne zaman kapı dışına çıksam,
Üzerime yapışıyor, ağırlaşıyor.
Birbirini parçalamak için diş bileyenlerle dolu sokaklar,
Ağızlarında salya, yumruklarında en gerçek duygu: öfke
Asfaltı titreten ayak sesleri ve çiğ et kokusu arasında,
Usulca yürüyorum.
Bir zırh gibi taşıyorum korkumu omzumda,
Başım ağrıyor,
Dışarıdaki gürültüden mi yoksa
İçimdeki çığlıklardan mı bilmiyorum.
Bir çakıl taşı atılıyor çamurlu suya,
Ceketimin cebindeki o soğuk metale uzanıyorum.



