Kadın daha otuz dört yaşında,
Yedi çocuk, kaynana, kaynata başında.
Dışarıdan bakınca şaşkına çevirir yaşı duyunca,
Sebebi belli değil mi? Kim görse acır ona.
İllallah eder; başında işsiz, serkeş bir koca,
Bunu kocaltmış; gözü döner fıldır fıldır etrafa.
Aldığını toprak ana gibi dertlerle yoğurdu,
Şimdi eserine bakıp yüzünü buruşturdu.
Bunca yükü verdin mi sırtına, ne bekliyordun daha?
Onca derdi kaldıracak ne endam var ne eda.
Işık kapanıp da varınca yanına, ancak anlarsın;
Var onda insana benzer, kadınca bir çaba.
Nasıl istersin saçını tarasın, giyinip kuşansın?
Tezek kokuları, bulaşık suları tenini rahat bıraksın?
Uşaklar yapışmış eteğine, zırıl zırıl ağlarken,
Adam evden bir solukta kaçsın…
Seve seve aldın onu nikahına,
O zaman kıyamıyordun bakmaya;
Şimdi yarattığın kadına sahip çık!
Başın sıkıştı mı onun alnı hep açık.

