Sevmek mi sevilmek mi? Sorusuna maruz kalan insanlığın çıkmazıdır bu sorunun cevabı.
Tıpkı hayatın dönemeçleri yollarında kaybolan adımlar bir türlü doğru yola ulaşamaması
gibi bu sorunun da tek bir doğru cevabı yoktur, olmamalıdır da. Nasıl ki tavuk mu
yumurtadan çıkar sorusunun cevabının birbirini doğuruyorsa, bu
sorunun cevabı da allem etsen de kallem etsen de aynı cevaba ulaştırır yollarında kaybolsan
bile. Ama yine de soru sorudur ve her soru gibi düşündürür insanı üstünde. Ve yine bir cevabı
vardır öyle ya da böyle bir seçim yaparsın doğru ise ne âlâ. Ama her seçim tek doğru ve tek
yanlıştan oluşmaz bazen de yalnızca seçimdir, seçim kalmalıdır da. Sonucu olmasın, sonucu
bir şey doğurmasın ama seçilsin. Çünkü seçmek güzeldir, seçebilmek güzeldir ve yine
seçenek sunulması güzeldir. Çünkü hayat herkese seçenek sunmaz, seçeneksiz dünyada
yaşamaya mecbur bırakır insanı ne doğru ne yanlış var olmaz onun hayatında. Ama şu an bir
seçenek sunuldu satırların dünyasında. Cevaplamak da yine bana düştü. Düşsün de. Dedim ya
seçebilmek güzeldir, sonuç ne olursa olsun…
Pek çok insanın bu sorudaki cevabı sevilmektir. Elbette ki sevilmek bu dünyadaki en kıvanç
verici, en duygu yüklü, en güzel hissiyattıdır.
Bir hayvan tarafından sevilmek nasıldır bilir misiniz? Siz de benim gibi bir hayvan sever
iseniz bu duyguyu tüm damarlarınızda hissedersiniz. Hayvanları, hayvanların duygularını
bilmeyen insan için bu satırlarım bomboş gelir. Sözüm meclisten dışarı ama hayvan sevmeyen
insanın yüreğinin bir kısmı boştur bana göre. Varsın onlara boş gelsin bu yazdıklarım. Bana
yüreği dolu insanlar lazım. Yüreği dolu insan olsun ki satırlarım gönlünde yer bulsun. Ne
diyordum? Hayvan sevgisi. Bir kedinin gözlerinde sevgiyi, güveni görmenin nasıl bir his
olduğunu bilir misiniz? Hissi anlatamam ama bu satırları kaleme alırken dolan gözlerimi
haber versem size anlar mısınız ki ruh dünyamı?
Masum bir sevgi dediğimde aklıma direkt bir çocuk tarafından sevilmek gelir. Bir çocuk
yalansız dolansız çıkarsız sever sevdiğini. Sevgisinde nettir, sevmediğinde de nettir. Bu
yüzden her tanıştığım çocuğa sorarım ‘beni seviyor musun?’ diye. Çocuklar belki de sevginin
en tatlı halini sunarlar insana. Kimi sadece meraklı gözler ile sever karşısındakini bazen de
tanımadığı bile olsa küçük bir iletişim sonucu sallanan el sallama ile. Tercihim sevgisini
sarılarak, elimi tutarak, beklemediğin anda hediyeler vererek olanıdır. Yine tercih dedim
neyse girmiyorum yine oralara. Evet çocuklar çoğunlukla temas ederek belli eder sevdiğini.
Bazen ilk adımı atamaz ama kollarını açmış bekleyen birini bekletmezler ya da beni
bekletmiyorlar bilemiyorum. Bir çocuk tarafından sevilmek en güzel şükür sebeplerimden
biridir, ah o saf sevgi…
Bir insan tarafından sevilmek; bir anne, bir baba, bir kardeş, bir arkadaş, bir dost, bir akraba
ve bir eş… Seçeneklerimiz çok bu sefer. Peki peki girmiyorum yine seçenek edebiyatına.
İnsan sevgisini insan kategorisi olarak düşünürsek her kategoride bambaşka duygular karşılar
insanı. Tek tek kategorilere girersek çıkamam bir daha, öyle geniş öyle engin… Bir insan
tarafından sevilmek insanın içini tamamlar aslında, çünkü sevilmeye kodludur, kalp
tamamlanmaya kodludur. Ve sevilmek gerçekten ruhu bile doyurur…
Ve gelelim sevmek kısmına. Etrafta dolanır bazı cümleler sevmek güzeldir çünkü
sevildiğinden hiç emin olamazsın ama sevdiğinden her daim eminsindir diye. Bir nevi
katılıyorum ama sevmenin dünyasına bambaşka bir gözle bakmayı tercih ediyorum. Yine
aklım yukarıdaki satırlara gidiyor, seçim, tercih… Evet tercih edebilmek bile mühim tercih
edecek durumlara sahip olmak, tercih edebilecek güce, akla, potansiyele sahip olmak… Hepsi
de çok elzemdir yaşamanın tadına varabilmek için. Düşünsenize tercih yapamadığınız belki
de yapmadığınız sadece size sunulan bir dünyanın içinde nefes aldığınızı? Bu cümleler bile
boğdu içimi, sigara dumanının ciğerime gelişi ile öksürten o iğrenç hissiyatı gibi… Neydi
konumuz, sevmek.
Sevmek, insanın kalbinden bir parçayı başkasına bile isteye vermek gibi, tercih etmek aslında.
Sevmeyi istemez insan derler ya da sevginin nereye konacağı belli olmaz gibi. Bir nevi doğru
ama eksik bana göre. Sevdiğin o insanda seni çeken, ruhuna tanıdık gelen küçük de olsa bir
nüans olmasa, ruhuna tamamen yabancı olan bir insanı sever mi gönlümüz? Gönül tanıdığına
akar bence. Tanımak dediysem o küçük nüansı yakalaması anlamında.
Sevilmek güç verir insana diye bir alıntıya denk geldim ve aslında bu satırları yazmama vesile
olan da o alıntı oldu. İşte bu yüzden alıntıların hayatımdaki varlığını çok önemsiyorum. Bir
alıntı bana gönlümün pas tutmuş kapılarını açıyor, bir alıntı ruhumdan kopup gelen cümleleri
paragraf haline getiriyor ve yine bir alıntı ilhamı getirmiyor ilhamın kendisi oluyor.
Bazen sevilmek değil de sevdiğin bir şeylerin var olması bile güç verir insana diyorum.
Düşünsene sen bir nesne bir insan ya da herhangi bir şeyi sevmeye gücün isteğin var ama
etrafta seveceğin hiçbir şey yok. Sevmek istiyorsun belki aşık olmak… Bir bağ kurmak
istiyorsun ama bağ kuracağın bir gönül yok…
Sevmek istiyorsun sevebileceğin hiçbir şey yok…
Sevmeye önem veriyorsun, çok kıymetli ve kıymetli olanı sevmek istiyorsun ama kıymet
verilebilecek hiçbir şeyin yok…
Böyle bir durumda bu yokluk sevilmemenin verdiği boşluktan daha çok koymaz mı insana?
Bir soru kaç cümleye bedel oldu bu gece? Soru mu bu bedel olan cevap mı? Yine en baştaki
gibi tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan çıkar sorusunun cevabı gibi birbirini
doğuran soru ve cevaplar ile satırlarımı bitirmek istiyorum.
Ben çok düşündüm ve ulaştım sorunun cevabına. O hâlde şimdi düşünme sırası sizde:
“Sevmek mi Sevilmek mi?”
Paylaşarak destek olabilirsiniz!