Yalnız insanların da kendine has bir kokusu var. Aşırı doz alınan mutsuzluğun kesif kokusu… Kana karışan yoğun bir kederle belli eder kendini. Metrelerce uzakta yayılır havada. Bulaşıcı olduğu düşünüldüğünden yaklaşmak istemez kimse. Göz göze gelmekten bile imtina edilir. Maazallah payına bir keder düşer de fark edemez erken evrede diye. Oysa ‘yalnız insan’ paylaşmaz zaten kişiye özel mutsuzluğunu. Kendine saklar her damlasını. Tek kişilik dev bir kadro olarak sürdüğü hayatının figüranlarına rol vermeyi bırakmıştır çoktan. Her acının ve kederin, her mutluğun ve mutsuzluğun, aşkın bile yalnız yaşandığını biliyordur artık. Çünkü hayat, yalnız geldiğin ve yalnız yürüdüğün sınırlı bir yoldur aslında. Aynı yöne bakarken bile farklı şeyler görmektir yan yana durduğunla. Aynı duyguları hissettiğin de yalandır zaten, herkesin hissettiği kalbinin aldığı kadardır. Ve herkes, yalnız taşır kalbini kendi göğsünde… Her insan bir gün anlar bunu, kendine ait bir pencereden baktığında aleme.


