YALANIN RENGİ,AŞKINSA MEVSİMİ YOKTUR
Yalanı pembeye boyayıp;masum göstermeye çalıştılar
Renkleri yalanlara alet edip kirletmenin ne alemi vardı
Laf-ı güzaf odurki “Kasımda aşk başkadır”deyip
Sonbaharın,sarı,soğuk yüzüne,aşkı mahkum ettiler
Günlerin, ayları,ayların, yılları kovaladığı
Zaman denilen cendereye,aşkı hapsetmek nasıl bir acımasızlıktı
Öyleki aşkı aşk yapan ruhun,zamana inat
Yalansız ve hilafsız yare varabilmesi değilmiydi
Hülasa-ı kelam yalanın rengi;aşkınsa mevsimi yoktu
Aşkın rengini soracak olurlarsa sana,
Deki:Aşkın rengini,başına gelen maşuk bilir
Kimi için kan kırmızıdır aşkın rengi
Katre katre akar yürekten,ılık ılık süzülür
Yarin al yanağında bulur,kadife bir gülün yaprağındaki yumuşaklığı
Can verir onun,solmuş sararmış benzine
Kimi içinse simsiyah bir gecedir aşkın rengi
Yıldızların ışığı söner,ay bulutların ardına gizlenir
Sabahı olmayan bir alacakaranlık kuşağıdır
Kasvet yüklü bulutların getirdiği ,hüzün yağmurları altında
Bir bakmışsın sırılsıklam buluvermişsin kendi
Eğer aşkın zamanını soracak olurlarsa sana
Deki:Aşk zaman ve mekanın ötesindedir
Engin denizlerde mutluluğa kulaç atmaktır aşkın muradı
Ansızın firar eder haylaz gönül
Bir kırlangıcın kanadına takılır uçuverir bilinmezliğe doğru
Bilinmezliğin sonu ya bir peri masalı ile biter
Ve gökten üç elma düşer…
Yada hüzünlü bir hikaye ile son bulur
Ve gözden üç damla yaş düşer…
Sefasını sürmek değil; cefasını çekmek varmış kaderde
Bağır çağır yaralarım; ama yarin gönlü sağır
Boğazım ise düğüm düğüm…

