
YAĞMURLAR
İnsanı kandırmak kolaydır.
Belki ikna edersin bir tüccarı
Terazinin bir kefesine şükür koyarsın,
Diğerine eksilen halkın hakkını.
Bir çiftçiyi mesela, belki kandırabilirsin Yağmur duasıyla.
Bir genci kandırabilirsin henüz gelmemiş bir geleceği parlatarak. Güzel hayaller satarak.
İnsanı kandırmak kolaydır.
Hayırlı cumalarla, kıldığın namazla.
Ama söyle bana,
Nasıl konuşacaksın bir serçeyle?
Eğer seçme şansı olsaydı,
Kurdun, kuşun, ağacın
Nasıl ikna edecektin onları
Hangi dilde konuşacaktın onlarla.
Dokunduysan ağacına, toprağına.
Ve!!
Ellerin temiz değilse.
Namazında niyazında olsan da ne yazar onlara.
Peki; Hangi ayetle ikna edeceksin
Yağmurları kestiğin ağaçlara inat.
Nasıl ikna edeceksin dut ağacı olmadan bir tırtılın kelebeğe dönüşebileceğine.
“Söyle bana” der tırtıl.” Kime tutunayım şimdi”
“Ne dal var başımda
ne de gölge”
“İçimde bir öfke var şimdi,
Beni yarım bırakan düzene,
daha başlamadan biten ömrüme”
Soruyorum:
Kökü kesilmiş bir gövdeye
nasıl baharı emredeceksin?
Getiremezse baharı joplar mısınız? Mesela
sıkar mısınız boğazını?
İnsanı ikna etmek hüner değil.
Kestiğin dalları,
Kuruttuğun dereleri,
Susturduğun kuşları.
İkna etmek mesele.
Seçmeyecekler seni
Kandıramazsın hiçbirini hamdolsun…
Nevin Yılmaz
.

