Kınalı
Burçin Kıtır
Ben istemedim ne babamdan olmayı ne anamdan doğmayı ne de Kınalı’yı komşu bahçeye kaçırmayı. Abimin eskilerini giymeyi de istemedim yeni bir etekle ortalıkta gezmeyi de. Sadece sevilmek istedim. Anamın soğan kokan, babamın nasırlı elleriyle sevilmek istedim sadece.
Ama ne soğan kokan eller uzandı saçlarıma ne de babamın araları makine yağı dolmuş nasırlı parmakları. Sadece Kınalı’nın kaçtığı gün komşunun bahçesindeki bıyıkları sararmış adam tuttu saçlarımı. Sevecek sandım ne bileyim. Belki dedim kızı sandı, her akşam sevdiği kızı geldi gözünün önüne deyip ses etmedim ama yok. Kızını sever gibi değildi bu dokunuş. Benim Kınalı’ya kızgın olup yine de onu okşadığım zamankinden de sertti ellerinin dokunuşu. Biraz canım yandı ama büyüklere saygısızlık edilmez diyen anamın sesi yankılandı içimde, sustum. Beni bağrına bastı sarı bıyıklı. Önce mutluluktan ağlıyor sandım ama ağlamaktan çok acı çeker gibiydi sesi. Ateşlenen abimin gece sayıkladığı gibi çıkıyordu sesi enseme doğru. Korkumdan ses edemedim ama gözümün ucuyla Kınalı’nın bana aslanın pençesine düşmüş gibi bakışına şahit oldum.
Bir süre sonra sıkıldı herhalde sarı adam benden ve beni üstüm başım ıslak halde orda bahçede bıraktı gitti. Anneme göre koca kızdım artık, işemiş olamam üstüme diye düşündüm. Ama yok daha kötü bir kokuydu sanki bu ama üstelemedim. Beni kenarda ürkekçe bekleyen Kınalı’yı da alıp geçtim eve. Annem beni görünce kıyamet koptu. Bağrış çağrış isyan dolu sesler yankılandı uzun zaman evde. Bana dokunmayan anam daha da değdirmedi elini, babam bir daha yüzüme bakmadı. Abim bir süre bahçede ne bulsa parçaladı sonra da şehre iş bulmaya diye bahane edip kasabayı terk etti. Ben kaldım bir tek geriye bir de Kınalı. Şimdi ne vakit Kınalı’ya baksam tek bir şey anlıyorum. O gün aslanın pençesine düşen Kınalı değil bendim.



Kınalı üzerinden kurulan bu anlatım, ve masumiyetin kırılışını çok güçlü bir şekilde yansıtıyor. Kalemine sağlık👏