Denizlere tutkun bir çocuğun
kâğıttan sandalıyım.
Leğendeki su yetmez bana;
bir dereye bırakın beni.
Dümenim yok, rotam da.
Su aksın, yolumu bulurum.
Ilık bir meltem iter ardımdan,
salına salına giderim.
Islanırım belki, batarım.
Batsam da yaşarım.
Çocuk umutlarımı
yanımda yüzen bir yaprağa bırakırım.
Gökyüzüne âşık bir çocuğun
kâğıttan uçağıyım.
Pilotum yok, yolcum da.
Yakıt istemem, motor da.
Bulutlara çıkarım,
güneşi ebe yaparım.
Ayın karanlığında saklanır,
yıldızlarla beştaş oynarım.
Oda, salon dar gelir bana;
bahçelerde, parklarda
deliler gibi savrulurum.
Rüzgâr yetmez belki,
nefesim tükenir,
düşerim.
Düşsem de özgürüm.
Çocuk hayallerim buhar olur,
yükselip yeniden bulutlara karışır.
Gökleri ve toprağı seven
bir çocuğun uçurtmasıyım.
Birkaç kâğıt, birkaç çıta.
İpim uzun,
kuyruğum kurdeleli.
Rüzgâra bırakırım kendimi.
Yükseldikçe hafiflerim.
Bulutların üstüne çıkar,
başımı serinliğe dayarım.
Belki tele takılırım,
ipim kopar, savrulurum.
Çocuk gülüşlerim solmaz,
kuyruğumda dalgalanır.
Gökle suyun mavisinde
haylaz bir çocuk olurum.
Okul bahçesi yetmez bana;
tel örgüler sökülür içimden.
Sınırsız ufuklarda büyürüm.



