Gözlerinde hapsolmuş ışık tanrıçası
Yüreğinde saklı parlak kutup yıldızı
Güneşi doğurmuş olmalı sarı saçları
Tüm Yunan erkekleri ona hayran kaldı
Kaderci tanrılar güldü, ipler dolandı
Eros’un oku bir ölümlüye saplandı
Poseidon’un mızrağı göğsüme mıhlandı
Bu düş çukurunda ruhum uykuya daldı
Güzel Afrodit benim aşkımı kutsadı
Düştü altın elma sana doğru fırladı
Kıvırdı dudağını Hermes’in çırağı
Yüreğimden vurdu tam isabet sapanı
Ne Zeus’un şimşeği, bir siren şarkısı
Ne de Helios’un yakıcı arabası
Yalnız senin aşkın beni yakardı
Aşk mı yoksa hırs mı başlattı bu savaşı?
Ares’in gücü, Athena’nın zekâsı
Ne de Apollon’un defnesi ve şifası…
Hiçbiri aciz kalbime çare olmadı
Düşünmedim bile yaşanacak yıkımı
Ben zavallı kulun Paris, sen zalim tanrı
Gönül yolun yokuşsa Olimpos ovaydı
Elimi kabul et ölümsüz olsun aşkım
Orion’a ulaşsın sevinç naralarım
Aklım sen dolu ama bileğim zayıftı
Sevgin için Herakles ile savaşırdım
Hestia’nın ateşine sende rastladım
Geçse yirmi yıl, beklemeyi bırakmazdım
Sanki bitmez bir döngüydü yaşadıklarım
Gönlümde bir taş, çıkaramam hiç yukarı
İtiraf etsem belki son bulacak acım;
Seni kaybetmek tek korkum, sana muhtacım


