Tuhaf sesler duyuluyordu
Kimse anlamıyordu ne olduğunu.
Bir toprak çatırdıyor,
Bir sus toprağa sızıyordu.
Bir ruh uyanıyor,
Suretler şekilleniyor,
Gün doğuruyordu zamanı usulca…
Karanlık ışığa,
Işık, karanlığa karışıyordu.
Yeniler dolaşıyordu cennet bahçelerinde…
Ürkek, şaşkın…
Yer, mekân, ben yoktu.
Sadece “bir” vardı.
Milyonlarca “bir” …
Ve onların izdüşümleri.
Vedalaştılar pul kanatlı beyazlarla,
Yenilmiş, kurtlanmış elmaya bakarak.
Mavi bir küreye doğru yürüdüler…
Yürüdüler sonsuz boşlukta,
Kâinatın karanlığında.
Derler ki; yürüdükleri o yollara,
O günden sonra kara yolculuk (kara madde) denildi.
Sonunda ulaştılar menzile…
Ölenlerin ardından yeniden dirildiler.
Işığın karşısında kapkaranlık eğildiler.


