Bunlar kim?
Neden uzanıyorlar bu alacakaranlıkta burada?
Neden şu çukurda oturuyorlar?
Neden sallanıyor gövdeleri yarlarda,
Niçin araf gibi gölgeleri,
Çenelerinden sarkan dilleri,
Kafataslarının ölgünlüğünde kötü kötü sırıtan dişleri?
Acı darbeleri üstüne darbe mi yemişler,
Ama hangi yavaşlık panik getirir ki,
Bu uçurumları mı oydum, yıpranmış göz çukurlarımın etrafına?
Saçlarımdan ve avuçlarımdan hiç
Sefalet kavurur da yer mi insan kendini.
Elbette yok olduk
Evet yok olduk
Yok ettiler bizi
Yok ettiler çılgın gençliğimizi
Ne uğruna?
Söyle ne uğruna?
Uyutulduk ve cehennemde yürütüldük;
Biz
Bize bu cehennemlikleri yaşatanlar kim?
Bunlar,
Ölülerin zihinlerini ele geçiren adamlar.
Saçlarında cinayetlerin sözde prestijleri,
Bir zamanlar tanık edildiğimiz sayısız cinayetlerin.
Etten bataklıklerda ilerlerken bu çaresizlerken biz,
Mutlulukla nefeslere hava dolduran akciğerlerden
Akan kanı yuttuğumuz ciğerlere dönen.
Bunları her zaman görmeli ve duymalı, anlatmalı
Silah sesleri ve uçan kasların, beden parçalanması,
Eşsiz katliamlar ve insan israfları
Bu adamlardan kurtarılması gerek dünyanın.
Elbette yok olduk
Evet yok olduk
Yok ettiler bizi
Yok ettiler çılgın gençliğimizi
Ne uğruna?
Söyle ne uğruna?
Uyutulduk ve cehennemde yürütüldük;
Biz
Bize bu cehennemlikleri yaşatanlar kim?
Bu yüzden gözbebeklerim hala küçülüyor,
Hala işkence görüyor bedenim
Beyinlerimize geri dönüyorlar, çünkü duyularımızdalar
Güneş ışığı bir kan lekesi gibi uyandırırken bizi;
Gece ölüm karası gibi geliyor;
Şafak, yeniden kabuğu kopmuş kanayan bir yara
Samimi bir şekilde gülümseyen cesetlerin
Ölüm gerçekliğinde korkunç sahteliğini taşıyor.
Onları vuranların peşine düşüyorlar, kardeşim,
Onları da bize vurduruyorlar
Savaş ve delilik getirenlerin peşine düşmüyorlar.
Elbette yok olduk
Evet yok olduk
Yok ettiler bizi
Yok ettiler çılgın gençliğimizi
Ne uğruna?
Söyle ne uğruna?
Uyutulduk ve cehennemde yürütüldük;
Biz
Bize bu cehennemlikleri yaşatanlar

