Atatürk’ün Elleri / Aşk Yazarı Mustafa Çifci

Atatürk’ü anlamak, kendi deyimiyle “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir. Benim kuvvetim, benim size olan sevgim sizin bana olan sevginizdir.” dediği gibi O’nu gerçekte tanımasak da, görmemiş olsak da, eserleriyle tanıyoruz. Ulus olarak her zaman sevgisini yüreğimizde taşıyoruz. Bu sevgi kutsal bir sevgi… Bu sevgi, insan sevgisinin en güzel billurlaşmış hali…
              Atatürk gibi bir dehaya sahip olmakla çok şanslı bir milletiz.
 
              Cumhuriyetimizin tüm yıl dönümlerini ulus olarak her zaman yürekten ve gururla kutluyoruz. Bayraklarla süslüyoruz evlerimizi, iş yerlerimizi. Bir kez daha alkış tutuyoruz törenlerimizde bütünlüğümüze. Bir kez daha saygıyla anıyor, saygıyla eğiliyoruz atalarımızın önünde. Ve bir kez daha, kendi iç dünyamıza dönüyor, duygulanıyor, hüzünleniyor, gözlerimiz doluyor, tüylerimiz diken diken oluyor marşlarımızda. Törenlerimizde birey değil, tek bir yürek oluyoruz.
              Osmanlı Devleti her yönüyle bitmiş, parçalanmış, işgal kuvvetlerinin kendi aralarında paylaştıkları bir devlet olmuştu. Atatürk’ün önderliğinde, yoklukların arasında başarıyla pırıl pırıl bir Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Ve kurulmakla kalınmadı, yaşamın her alanında geri kalmışlıktan, cahillikten kurtulup, uygar devlet olmanın ilk adımları o günlerde atıldı. Bizim bu günlere gelmemiz sağlandı. İşte bunun bilincinde olmamız, bu gerçeği unutmamamız gerekir. Tarihsel bilincimizi, nereden nereye geldiğimizi unutursak eğer, yine bölünmenin, yok olmanın eşiğine geliriz. Tarih bunu tüm Dünya devletlerinde doğrulamıştır.
Türk Ulusunu aydınlığa çıkaracak olan tek yol Atatürk yoludur.
Bunun başka bir izahatı, başka bir açıklaması yoktur. Türk Ulusu olarak bizler, her yönümüzle Atatürk’le bütünleştik. Atatürk ve silah arkadaşları ile isimsiz kahramanlarının sayesinde dilimizi, öz benliğimizi kurtardık. İnsan olarak birey kimliğimizi ortaya koyabilmiş, anayasal kimliğe kavuşmuş isek bunu Cumhuriyete borçluyuz.
              Türkiye’nin geleceği Atatürk’ün gösterdiği aydınlık ışıklı yoldan ayrılmamaktır.
Bu günlere kolay gelinmedi. Vatan için, bu kadar kan boşa akmadı. Özgürlük ve bağımsızlık kolay kazanılmadı. Zaten tarihe baktığımızda; insanlığın, özgürlük, bağımsızlık ve insan hakları için, işkence gördüğü, tırnaklarının dahi söküldüğünü, öldürüldüğünü, toplu kıyımlar yaşadığını, birçok eziyet çektiğini görüyoruz. Türk Ulusu, Atatürk sayesinde özgürlük hakkına kavuştu. Atatürk, devrimlerini bir hediye paketi olarak verdi. Atatürk sayesinde kazanılan bu haklar, yürünen bu yol, sonsuza kadar devam edecektir. Bu uğurda kanımızın son damlasına kadar vermeye hazırız. Bu günleri Atatürk’e borçluyuz. Borcumuzu, uygarlık yolunda daha da çok çalışarak, yaşamın her alanında büyüyerek ödemeye de mecburuz.
Atatürk devrimlerinin yelpazesi o kadar geniştir ki, yaşamın her alanında bir şeyler söylenmiş ve yapılmıştır.
Sanatı, sanatçıyı baş tacı yapmıştır Atatürk. Eğitimi her şeyin üstünde tutmuştur. 1928 yılında okuma yazma oranı yalnızca erkeklerde %10, kadınlarda yüzde sıfıra yakındı. “Dünyada her şey için; medeniyet için hayat için başarı için en hakiki mürşit ilimdir, fendir.” “Güzel sanatlarda başarı bütün inkılapların başarıldığının en kesin delilidir.” “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” dediği gibi, yaşamın her yönüyle dolu dolu ve bilgiliydi Atatürk. Yine O’nun sayesinde kadınlarımız seçme ve seçilme hakkını elde ettiler. Bütün iş kollarında üretime katıldılar.
Atatürk ve kadın hakları
Yıllardır ezilen, horlanan, hep arka plana itilen, şairin şiirinde yazdığı gibi, soframızda bile “tarladaki öküzümüzden” sonra gelen kadınların baş tacı olması gerektiğine inanan o büyük insan bakın bu konuda arkadaşlarına neyi soruyor:
“(*1) Bir gün Atatürk sofrada, “Kadın mı daha mühimdir, erkek mi” diye sordu. Kimisi erkeğin önemini ispata çalıştı, kimisi kadının lehinde konuştu. Fakat en ciddi deliller erkeğin lehine ortaya atılmıştı. Erkek her şey olabiliyordu. Atatürk biraz düşündükten sonra;
              – Doğrudur, erkek her şey olabilir. Fakat onun olamadığı bir şey vardır ki, dünya da erişilecek en büyük kuvvet ve şeref onda mevcuttur. Efendiler, erkek her şey olabilir yalnız ana olamaz. Onun için kadın, erkekten evvel gelir. Onun için medeni cemiyette erkek daima kadına hürmetle yükümlüdür.”
Atatürk’ün dediği gibi, kadın ve erkek eşitliğinde, kadınlarımızın neden bir adım önde bulunması gerektiğinin en güzel örneği, onların “ana” olmalarının dışında başka bir örnekle anlatılabilir mi? Anlatılamaz. Çünkü yaşamın her alanında kadınlar da erkekler de var. Kadınlarımız eski günlerinde insan olarak, evet insan olarak, şahitliği bile tek başına kabul edilmez, bir erkeğin şahitliği yeterli olurken, ancak iki kadının şahitliği geçerli olurdu. Kıymet verilmezdi. Kıymeti bilinmezdi.  Kıymeti bilinmezdi ama kıymetini bilmeyen erkekleri de anaları doğurmuştu. Tüm erkekleri kadınlar doğurmuştu. Analardı adam eden adamı. Analardı.
Tarihin hiçbir döneminde hiçbir lider, kadın hakları konusunda Atatürk kadar uğraş vermemiştir. Yüce Türk Kadını Atatürk sayesinde insan haklarına kavuşmuştur.
              Yüce Atatürk, tarihte hiçbir liderin yapamadıklarını yapmış, bu erkek işidir diye bilinen her ne varsa, kadınla erkeği aynı çizgide ayrım yapmadan, o mesleği yapmasına imkân sağlamıştır.
              Atatürk olmasaydı bizler özgür olur muyduk?
 
Atatürk din konusunda da şöyle diyor; “Efendiler, biliniz ki, T.C. şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz. En doğru ve gerçek yol uygarlık yoludur. Din gerekli bir kurumdur. Dinsiz ulusların sürekliliğine olanak yoktur. Yalnız şurası vardır ki, din Allah ile kul arasındadır.” Evet, laiklik iç barışın temelidir, teminatıdır. Laiklik; özgürlük ve huzurun, aydınlanmanın temel şartıdır. Zorla hiçbir şeyin güzel olmadığı gibi zorla ve emirlerle ibadet de olmaz, olamaz. Bunun en güzel yanıtı, içinde yaşadığımız laik Cumhuriyettir.
Atatürk ve Gençlik
 
Atatürk, her şeyi olduğu gibi çocukları ve gençler çok severdi. Gençlere güvenini şu sözleriyle bakın ne güzel dile getiriyor, “Her şeye rağmen muhakkak bir nura doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkında çok büyük muhabbetim değil, bugünün karanlıklar içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik gördüğümdendir.”  Evet, büyük insanın yüreği de sevgiyle, aşkla, azimle doluydu. Güven duygularıyla doluydu. Zaten bu duygulardan yoksun olan bir yürek başarılı olamazdı.  Sevgi ve insani duygulardan yoksun birinin adalet duygusu da olabilir mi? Aşkı tanımayan yürek, kocaman coşkuları bağrında barındırabilir mi? Elbette hayır, hayır. Aşkı ve insan sevgisini tanımayan yürek hiçbir şey yapamaz. Bırakın memlekette devrim yapmayı, kendisi için bile bir şey yapamaz.
              Atatürk’ü her zaman bir kurtarıcı olarak gördük daha çok. Eğer onun yüreğini, insan olarak anlayabilirsek, O’nu daha iyi tanımış oluruz. 700 yıllık saltanatın tüm tabularını yıkarak, Türklüğün gerçek benliğini ortaya nasıl koyabildiğini daha iyi anlarız. Atatürk’ü okudukça, O’nun gelecek günleri nasıl görebildiğini, doğruyu nasıl bulabildiğini daha iyi anlarız. Zaten Atatürkçülük; bugünden, yarınları görebilmek, uygarlaşan dünyayla bütünleşebilmektir.
              Ulus olarak Atatürk’ün önünde, bıraktıklarına sahip çıkarak saygıyla eğiliyoruz. Atam sen rahat uyu, diyoruz. Bize bıraktığın Cumhuriyeti Sonsuza Kadar Koruyacağız.
              Bu sonbahar, biz Türklere hüzünle mutluluğu hep aynı anda yaşatıyor. Ekim ayında Cumhuriyetimizin yıl dönümlerinde yeniden doğuyor gibi coşuyoruz. Her yılın 10 Kasım’ında ise, Atatürk’ün ölümüyle yokluğunu hissediyor, kendimizi yetim evlatlar gibi hissediyoruz.
Falih Rıfkı Atay şöyle demiştir; “En mesut Türkler Atatürk zamanında ölmüş olanlardır. Ömrümüzün ve Türk tarihinin en acı yasını tutmak talihsizliği bize düştü.”  O’nun ölümü sadece Türk Ulusunu değil, bütün Dünya’yı yasa boğmuştu. Fransa başbakanı Edouarda Hernot “O’nu selamlamayı, iyiliğini takdir etmeyi bilelim. Bu yalnız bizim değil, dünya barışı için yararlı olur” sözü, yabancı basında çıkan övgü ve hayranlık dolu sözlerden sadece bir tanesidir.
Bu ülkenin asıl ve gerçek tek lideri bilimin ışığını elinden düşürmeyen Atatürk’tür.
Gerçek liderlik yaşadığı çağın ilerisini görebilmekten geçer. Gerçek lider aynı zamanda devlet tarafından yapılan her harcamada tüm ulusun her bireyinin hakkı olduğunun bilincinde olmayı gerektirir.
              Hiç birimizin canı, yeri, makamı ve görevi ne olursa olsun, bu vatan için canını vermişlerden ve bu vatandan daha değerli değildir. Atatürk, bütün ömrünü sömürge olmuş bir ülkeyi yeni baştan, Cumhuriyet olarak, bir çocuk büyütür gibi emek vererek büyütmüştür. En büyük aşk vatan aşkı, vatan özgürlüğüdür. Vatansız aşk olmaz. Dikkat edin, o büyük insan, o yüzyılın dehası insan, kendi bireysel aşkının hiçbir zaman yapacağı devrimlerini etkilemesine izin vermemiştir.
Güç milli olabilmekten geçer…
              Atatürk her derdin çaresini ülke kaynaklarında aramış, hiçbir zaman bahane bulmamış, en kötü şartlarda en iyiyi yakalamıştır. Türk Ulusunu gerçek aydınlığa, özgürlüğe, insan gibi bir yaşama, modern hayata taşıyan tek adamdır. Bu her ne olursa olsun böyledir. Ağır hastalığında dahi, “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz.” demiştir. İşte bu nedenle cephede savaşarak alınan kimi değerlerin masa başında kaybedildiği, milli değerlerin erozyona uğradığı, küçüldüğü, dört bir yandan kuşatıldığı, üstünde çeşit çeşit oyunlar oynandığı çok olmuştur bizim topraklarımızda. Tarihimiz bunlarla doludur. Şanlı, şöhretli, insan gururunu göklere çıkartan onurlu ve insanca yaşama hakkı için Türk olmanın şerefini anlatan bir destandır insanlık tarihindeki yerimiz.
Bu ulus Atatürk’ün ulusudur. Bu ulusun, bu Atatürk’ün askerleri yalın ayaklarla cephelerde savaşarak düşmanı temizlediler. Dağları tırnaklarıyla aşacak kadar yüreklerinde güç vardır bu vatan evlatlarının. Bu ülkenin gerçek evlatları Türk Ulusunu, dedelerinin aynı yürekle savaşıp savaşı kazandıkları gibi gün gelecek dünyanın en modern yaşayış tarzına taşıyacaklardır.
Atatürk her yönüyle aydınlığının başıdır bu toprakların…
              Atatürk demek vatan demektir.
              Vatan ise her şey…
              Türk Milletinin tarihteki en büyük kurtarıcısı Türklük bilinciyle Atatürk olmuştur…
              Bunun dışında üretilen her duygu düşünce bir çeşit oyundur.
              Bir bakınız dünya haritasına,
              Atatürk’leri olsaydı böyle mi olurlardı…
              Biz her şeyimizi Atatürk’e borçluyuz.
              En büyük, en derin sevda vatan sevdasıdır.
              Ve bayramlarımız, özgürlük olmayan yerlerde bayramların adı bile olmaz…
              Türkiye için, laiklik için, Atatürk için, özgürlüğümüz için…
              Hepimizin bayramı kutlu olsun.
              Sen rahat uyu Atam. Kurduğun devlet sonsuza kadar yaşayacaktır. Bu emanete, bu aydınlığa, sana bir can borcumuz var. Binlerce şehitlerimiz var bu uğurda…
              Atatürk ölmedi. Eseri bizimle yaşıyor. Behçet Necatiğil’in dediği gibi; “Atatürk bu yurda ellerini verdi, büyüyen çocuklarda Atatürk’ün elleri.” Atatürk ölmedi ve her gün büyüyor. Atatürk’ün elleri her gün büyüyor. (Aşk Yazarı Mustafa Çifci- 12.11.1999)
(*1 Nükte, fıkra ve çizgilerle Atatürk- ikinci kitap.)

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Mustafa Çifci

Mustafa Çifci

AŞK YAZARI MUSTAFA ÇİFCİ Türk Yazar, Şair, Sosyolog Yazdığı kitaplar ve sözleriyle aşk edebiyatına önemli katkılar sunan, aşkın en seçkin, en çok okunan yazarlarından birisidir. Duygusal derinliğiyle aşkı yeniden tanımlamış, aşkın en güzel hikayelerini yazmıştır. T.C. Türk Patent Enstitüsü tarafından “Aşk Yazarı Mustafa Çifci” marka patenti tescil edilmiştir. Bu anlamda kendi markasını yaratan yazar olmuştur. İşletme, Sosyal Hizmetler ve Sosyoloji lisans mezunu olup aynı zamanda Psikoloji Uzmanlık, Koçluk Mesleki Eğitmenliği ve NLP Uygulama eğitimleri ile Gedik Üniversitesi Yaşam Koçluğu eğitimini tamamlamıştır. Sosyoloji alanında, Türkiye’de kırsal ve kentsel aileyi büyüklük, ekonomik yapı, otorite ilişkileri ve çocuğun konumu bakımlarından karşılaştırılması konusunda araştırmalar yapmıştır. Bir süre sınıf öğretmenliği görevinde bulunduktan sonra, bankacılık hayatına başlamış, özel bir bankanın çeşitli bölümlerinde bölüm müdürü olarak görev yapmıştır. Ayrıca sendika temsilciliğinde aktif görevlerde bulunmuştur. Edebiyat alanına ortaokul yıllarında aile anılarını yazarak başlamıştır.İlk şiiri, “1985-Gençlik Yılı” adına düzenlenen yarışmada, “Azize” adlı uzun şiiriyle şeref ödülü almış, şiiri “Gençlik Antolojisi”nde yayımlanmıştır. “Aşkın Adı Sevişmek Değil”adlı deneme kitabı (1999) çok satanlar listelerinde yer almıştır. [Kaynak: emmedya.sabah.com.tr/extrafunky/extra/kitap.html- 25.11.1999] “Aşkta Haram Olmaz” eseri büyük ilgi görmüş, 4 baskı yapmıştır. Uzun yıllar radyo proğramları hazırlayıp sunmuş, şiir geceleri düzenlemiş, yazıları birçok dergi ve ulusal gazetelerde yayımlanmış, bir çok sanat etkinliklerine, TV programlarına konuk sanatçı olarak söyleşi ve imza günlerine katılım sağlamıştır. Ulusal ve yerel gazetelerde köşe yazarlığına devam etmektedir. Yazar, Türkiye'nin kültürel coğrafyasında yetişen, alanında Dünya ve ülke çapında Türkiye'nin edebi ve kültürel mirasını belgeleyen en kapsamlı çalışmalardan biri olan Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi'nde yer almıştır. Çifci'nin yazılarında; aşk, memleket özlemi ve emek mücadelesi gibi evrensel temalar öne çıkmakta olup, bu farklı özelliği yazarın evrensel bakışını, onun içtenliğini, özgün, kalıcı edebi üslubunu yansıtan birisi olarak öne çıkarmaktadır. Çifci, edebiyata önemli eserler kazandırmış birisidir. Yazarın bu başarısı, edebiyat dünyasında, aşk edebiyatının en güçlü temsilcilerinden biri olduğu bir kez daha tescillenmiştir. Yazar, aile içi bağların kırılgan yapısını, aşkın ve yalnızlığın iç içe geçtiği duygusal yolculuk ve insan ilişkilerini ustaca anlatır. Eserleri her yaştan okuyucuya hitap eder, toplumsal ilişkilere ışık tutan yönüyle insana, topluma ve canlı hayata eserleriyle değer katan birisidir. Ulusal ve Uluslararası Çalışmalarından örnekler: Türkiye Yazarlar Ansiklopedisi, 2001 Biyografya – Ünlüler Ansiklopedisi-(C-3) 2002 Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi, 2002 Türkiye'nin kültürel coğrafyasında yetişen, alanında Dünya ve ülke çapında Türkiye'nin edebi ve kültürel mirasını belgeleyen en kapsamlı çalışmalardan biri olan Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi'nde yer almıştır. Bu dev eser, toplamda 11 cilt ve 4.840 sayfadan oluşuyor. Bu kapsamlı eserde, 11.200 yazarın biyografisine yer veriliyor ve bunlardan 5.500'ünün biyografileri, fotoğraflarıyla birlikte sunuluyor. (Kaynak: https://cumha.com.tr/ask-sairi-mustafa-cifci-11-ciltlik-dev-ansiklopedide-yer-aldi02.06.2025) İstanbul Şiirleri Antolojisi, 2003- Aşk Yazarı Edebiyatın İz Bırakan İsimleriyle Aynı Seçkide yer aldı.1453- 2003 yılları arası, 550 yıl boyunca, İstanbul’a yazılan şiirler toplanmış, fethin 550 yılı dolayısıyla sadece 550 şaire yer verilmiştir. Şairler arasından biri de şiirinde dönemin ruhunu yansıtan 550 şair arasında “Aşk Yazarı” unvanıyla tanınan Mustafa Çifci ’de bu eserde yerini almıştır. “Beklenen Gün” adlı şiiriyle emek, aşk ve özlem temalarını İstanbul’un taşına toprağına duyulan özlemle birlikte, göçmen emeği ve aşkı bir arada işleyen şair, yalnızca bir aşkın değil, Anadolu’dan İstanbul’a uzanan bir hayat mücadelesinin de aynı zamanda şiirsel bir tanıklığıdır. Aşk Yazarı, taşının toprağının altın olduğu söylenen İstanbul’da çalışarak köydeki nişanlısına, ailesine umut olmayı hayal ederken, duyguların altına dönüşmesini sorgulayan bir iç sesle, bireyselden tüm topluma şiiriyle sesleniyor. Şair, bu başarısı ile edebiyat tarihine anlamlı bir iz bırakıyor. Antolojide Fatih Sultan Mehmet, Bâkî, Nedim, Namık Kemal, Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Nazım Hikmet, Necip Fazıl Kısakürek, Orhan Veli ve Rıfat Ilgaz gibi Türk ve dünya edebiyatının önemli isimlerinin yanında yer aldı. (Kaynak: yasamgazetesi.com.tr/istanbul-siirleri-antolojisinde-ask-yazari-mustafa-cifcinin-iz-birakan-siiri 09.0.92025 / İstanbul için yazdığı şiiriyle tarihte yerini alan Aşk Yazarı Mustafa Çifci - Hürses 28.08.2025 / https://cumha.com.tr/istanbul-siirleri-antolojisinde-ask-yazari-mustafa-cifcinin-iz-birakan-siiri 29.08.2025) Anadolu Rüzgârı Uluslararası Öykü ve Şiir Antolojisi, 2025- 22 ülkeden 105 şair ve yazarın seçildiği çalışmada 12 farklı dilden Türkçe ve İngilizce ’ye çevrilen 400 sayfalık uluslararası projede Türkiye’yi temsil eden isimlerden biri olmuştur. Diğer Kaynaklar: * Gençlik Yılı Antolojisi, 1985 * İstamonu Buluşmaları, Kastamonu’dan Türkiye’ye Altın Adamlar, 2014 * Biyografili Bulmaca Anı Kitabı, 2022 Türkiyte Sanatçıları * Aşk Yazarı kendi markasını yarattı. Aşka dair yazdığı yazılarıyla tanınan, basında “Aşk Yazarı” diye söz edilen Yazar Mustafa Çifci’ye edebiyat alanında kendi markasını oluşturdu. T.C. Türk Patent Enstitüsü tarafından “Aşk Yazarı” marka patenti tescil edildi. (https://www.yasamgazetesi.com.tr/mustafa-cifci-ask-yazari-unvanini-tescil-ettirerek-markalastirdi) 14.04.20214) * Başarı Hikayeleri. Edebiyat çevrelerinde “Aşk Yazarı” olarak tanınan, ismi tescil edilmiş olan Çifci'nin yazılarında ve şiirlerinde; aşk, memleket özlemi ve emek mücadelesi gibi evrensel temalar öne çıkmakta olup, bu farklı özelliği yazarın evrensel bakışı, onun içtenliğini ve özgün, kalıcı edebi üslubunu yansıtan birisi olarak öne çıkarmaktadır. Mustafa Çifci’nin bu başarısı, edebiyat dünyasında aşk edebiyatının en güçlü temsilcilerinden biri olduğu bir kez daha tescillenmiş oldu. (Kaynak: www.basarigundemi.com-https://esanmel.com/duygusal-derinligiyle/12.12.2024) * Mustafa Çifci Türk Edebiyatının Kalbinde Bir İmzadır. Yazdığı kitaplar, derin anlamlar taşıyan sözleri ve toplumsal bakış açısıyla aşk edebiyatına yeni bir soluk getiren yazar, bugün “Aşk Yazarı Mustafa Çifci” markasıyla edebiyat dünyasında özgün bir yer edinmiş durumda. (Kaynak: https://www.yasamgazetesi.com.tr/edebiyat-dunyasinda-bir-marka-olan-ask-yazari-hayat-kirmizi-turk-dergisinde-1- 04.11.2025) * Bir Aşk Filozofu: Mustafa Çifci’nin Akademik ve Edebi Yolculuğu Edebiyat Dünyasında Bir Markadır, Aşkı arayanların yolunda bir rehberdir. Aşkın büyüleyici güzelliğini, insanın iç dünyasındaki kırılmaları ve umudu en yalın haliyle anlatan Mustafa Çifci, yalnızca bir yazar değil; duyguların rehberi, kelimelerin şifacısı gibidir. (Kaynak: HAYAT KT SAYI: 227, Ekim 10, 2025) * Cumhuriyetin 100. Yılında İz Bırakan KalemlerAntolojisi, 2023, bu dev esere önsöz yazmıştır. (Kaynak: https://www.hurses.com.tr/bu-dev-esere-yazdigim-son-sozum 16.01.2024 * Şehit Şerife Bacı Sanat Ödülü_ Araç Eğitim Derneği_26.10.2025 Atatürk, Türk Kadını, Tomris Hatun, Kızılderililer gibi tarihsel araştırma yazılarıyla gündemi belirleyen yazara 2025 yılı başarılı sanatçılar kategorisinde Şerife Bacı sanat ödülüne değer görülmüştür. (Kaynak: Yeni Çağrı Gazetesi'nin 29 Ekim 2025 Çarşamba Tarihli Gazete Sayfaları- Yeni Çağrı Gazetesi- Güncel Haberler, Son Dakika ve Özel Röportajlar- 26.10.2025) Mustafa Çifci, aşkın büyüleyici güzelliğini, aşkı arayanların yolculuğunu anlatan bir yazar, başkalarının acılarını kendi yüreğinden ödeyen bir şairdir. Unvanı tescillenerek kendi markasını yaratmış Türk edebiyatında kendine özgü bir yer edinmiş ve aşkın evrensel dilini en iyi kullanan yazarların başında gelir. Yazıları sadece bir düşünce, bir duygusal anlatım değil aynı zamanda bir ruh taşır. Bu anlamda eserleri tüm insanlığı kapsayacak kadar evrensel izler taşır. Her yazısında topluma yönelik bir anlatı, bir derinlik, inanın yüreğine dokunan çözüm ve öneriler vardır. Yayınlanmış Eserleri: 1- Aile Albümü- 1, Şiir- 1984- 1. Cilt 2- Aile Albümü- 2, Şiir- 1984- 2. Cilt 3- Aile Albümü 3, Şiir- 1984- 3. Cilt 4- Beklenen Gün, Şiir- 1996 5- Sevgi Yağmuru, Şiir- 1997 / 2. Baskı KDY, 2023 6- Aşk Bu İse, Öykü- 1. Bskı Kora Yayın 1997 / 2. Bskı, Ares Kitap, 2008 / 3. Bskı Ares Kitap 2010 7- Bahar Aşkı, Öykü- Kora Yayın 1. Bskı Eylül 1997 / 2. Bskı Ekim 1997 8- Ceylan Gözlü Aydınlık, Öykü- Mart Sanat Evi Yayınları, 1998 9- Aşkın Adı Sevişmek Değil, Deneme - Ulusal Yayınlar, 1999 10- Ellerini Bana Sakla, Öykü- Ulusal Yayınlar, 2001 11- Aşkta Haram Olmaz, Öykü- 1. Bskı Mephisto Yay.2006 / 2. Bskı, Akis Kitap, 2008/ 3. Bskı Ares Kitap 2009 / 4. Bskı Ares Kitap, 2010 12- Akıp Giden Hayat, Öykü- Mep Kitap Yayınları, 2006 13- Aşkım Gözyaşı Oldu,Lirik Metinler- Öykü, Emre Yayınları, 2006 14- Aşk Olmayan Evlerin Kapılarına Kilit Vurulmalı, Roman- Siyah Beyaz Kitap, 2007 15- Adın Hüzün Olmasın, Öykü- Siyah Beyaz Kitap, 2007 17- Beni Öyle Sev ki Aşk Eski Bir Tarih Olsun, Öykü- Akis Kitap, 2008 / 2. Baskı Ares Kitap 2010 18- Bir Görüşte Âşık Olabilirsiniz Ama Asla Dost Olamazsınız, Öykü- Akis Kitap, 2008 18- Ne Yağmurlar Biter Ne de Ayrılıklar, Lirik Metiner, Akis Kitap 2009 / 2. Baskı KDY, 2023 19- Aşk Eski Bir Fotoğraftı, Deneme, Anemon Yayınları, 2014 20- Kalbime Dokunan Sözler, KDY Yayınları, 2022 21- Duygusal Ayrılık, KDY Yayınları, 2023

Sonraki Yazı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

KİBELE Abone