Elleri arkasına kavuşmuş, başı kaldırım parkelerini sayar gibi yürüyen yetmişli yılların
başındaki adam şehrin en işlek meydanında beyniyle ayakları arasındaki irtibat aniden kesilmiş, pili
bitmiş saat gibi duruverdi. Sahi neden durmuştu? Kimdi? Kimlerden di? Hangi örgüttendi? Sağcı
mıydı? Solcu muydu? Yoksa yürümeyi unutan bir garip yolcu muydu? İnşaatlarda koca koca
makinaları izlerken, trene bakan öküzleri kıskandıran halkımızı bir meraktır sarmaya başladı. Çok
geçmeden etrafı resmi ve sivil polislerce sarıldı. İçlerinden sıska, sarkık bıyıklı polis memuru
bünyesinden beklenmeyen bir ses tonuyla gürledi.
-Ellerini başının üstüne koy ve sakın hareket etme!
Hareket etsem zaten yürürüm dediği gürültülü ortamda pek duyulmadı. Bir başka polis
daha gür sesle ikinci kez gürledi.
-Duymadın mı be adam, ellerini başının üzerine koy ve hareket etme yoksa kurşunu alnının ortasına yersin.
Adam yaşananlara bir anlam vermese bile düşünmeden edemedi. Bu memlekette
yürütenlerin değil yürüyenlerin suçlu olduğunu bilmeyen mi vardı, kendisinde bunlardan hiç biri
yokken üzerine doğrultulan silahlara bir anlam veremedi. Yukarı tükürsem bıyık, aşağı tükürsem sakal
seçeneklerinden başka tercihi olmayanlardandı muhtemelen. Ya bizdensin ya hain, bizden değilsen
gözünün üstünde kaşının olması bile suç olabilirdi. Bizdense her yol daha doğrusu her yolsuzluk
serbestti. Etrafı kalabalıklaşırken icraattan çok laflamayı seven yardımsever milletimiz konuşmaya
başladı. İçlerinden küpeli mavi saçlı genç sırıtarak konuştu.
-Dede şarjın bittiyse bende ince uçlu şarj cihazı var takayım.
O’nu diğerleri izledi.
-Susma sustukça sıra sana gelecek.
-Milli birlik ve beraberliğimizi bozmaya utanmıyor musun pis anarşist moruk.
-Yürrü be yoldaş kim tutar seni.
-Arkadan vurduralım belki yürür.
Yaşıtlarının çoğundan daha erken yürümeye başlayan adam olanlara bir anlam veremiyordu.
Bu yaştan sonra yürümeyi unutması imkansızdı. Her ne kadar son günlerde birçok şeyi unutmaya
başlasa bile insan yürümeyi nasıl unuturdu. Bazen gözündeki gözlüğü nereye koydum diye aramaya
başlar, çoğu zaman telefon numarasını hatırlayamaz, hatta en sevdiği şarkıcı Nesrin Sipahi’nin adı bile
aklına gelmezdi. Neden yol ortasında böyle heykel gibi durmuştu onu bile unutmuştu. Yıllarca fark
edilmeyen, edilse bile insan yerine konmayan Bay Durmuş’un etrafı çığ gibi büyüyor kameralar harıl
harıl çalışıyordu. Bazı kanallar normal yayın akışlarını kesip olay yerinden canlı bağlantıya geçti.
-Yaşından başından utan moruk, eylem senin neyine. Git evinde torunlarına masallar anlat.
-Yürrüü be yoldaş kim tutar seni.
-Temmuzda bile kıçın donar kodesde.
-Bu yolda yalnız değilsin dostum.
-Yürrüüü be anca gidersin.
-Alın! Alın! Alın!
Dakikalarca yerinden hareket etmeyen adam ters kelepçe vurulup yaşaa, kahrooll sesleri
arasında polis otosuna bindirildi. Her kanal kendi görüşüne göre haberler yaptı.
– Milli birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde canlı bomba olduğundan şüphe
edilen bir şahıs kahraman polislerimizce etkisiz ve tesirsiz hale getirildi. Kimliği belirsiz eylemci şahsın
hangi örgütlerle ilişkisi olduğu araştırılıyor…
-Tek başına iktidarı protesto eden meçhul kahraman eylemci vatansever vatandaş sessizce durup
milyonlarca kişiyi harekete geçirmenin önderliğini yaptı.
Memlekette adettendir, onca güzel iş yapsan, ağzınla kuş tutsan, kimse seni adam yerine
koymaz, farkına bile varmaz. Sürüden ayrılanı kurt kapar, eski köye yeni adet çıkarma, memleketi sen
mi kurtaracaksın denir. Fakat hiç bir şey demeden yapmadan on dakika ayakta durunca tüm ülke
kendisini tanıdı. Tabi tanınmış ve meşhur olmanın yararını fazla beklemeden gördü. Bir sabah kapısına
siyah takım elbiseli kravatlı iki kişi geldi.
-Bey efendi başınıza talih kuşu kondu. Müsaitseniz içerde konuşabilir miyiz?
Gelenler yeni kurulan bankalardan Fiş Bankın çalışanlarıydı. Kendisine hayal bile
edemeyeceği bir teklifte bulundular. Fiş Bankın kart tanıtımında oynayacaktı. Ertesi gün çekimler
yapılıp birçok kanalın reklamlarında yer aldı. Yapım için hiçbir fedakarlıktan kaçınılmamıştı. Değişik
mekan ve sahtelerde arkasında onlarca kişi neşe içinde dans ederken post makinasına elindeki Fiş
Kartı bastırıp şunları söylüyordu.
-Bastır fişi bitir işi.
Sonra arkasındakiler aynı sloganı tekrar ediyorlardı koro halinde.
-Bastır fişi bitir işi… Bastır fişi bitir işi… Bastır fişi bitir işi.
Çok geçmeden istemeden yapılan bu masum eylem beklenmedik şekilde büyük ses getirdi.
Birçok kişi ülke ve dünyada yaşananları protesto etmek için duran adamın yolunu izlediler…
Paylaşarak destek olabilirsiniz!