Kimse bize sormadı “ANNE olacak mısın?” diye.
Çünkü çocukluktan çıkar çıkmaz kız çocukları toplum gözünde potansiyel ANNEDİR zaten.
Oysa ANNE OLMAK ciddi bir sorumluluktur.
Kaç kadın kendi dilediği zamanda sırf kendi istedi diye anne oluyor?
Böyle bir istatistik var mı diye araştırmadım ve kanımca yoktur.
Kadın için hele ki evli kadın için çocuk doğurmak farzdır adeta.Toplum ilmik ilmik işler bunu kadının beynine, ruhuna ve beden hafızasına.
Çocuk doğurmaya karşı mıyım? Asla değilim.
Anneliği red mi ediyorum? Asla reddetmiyorum üstelik kendi evladım da dahil doğmuş tüm yavrularımıza her sabah dua ediyorum.
Öyleyse neye karşıyım?
Toplumun biz kadınları potansiyel ANNE görmesine karşıyım. Kadınlara adeta kuluçka makinesi gibi bakan patriyarka sisteme karşıyım.
Bazı kadınlar doğurmak istemeyebilir, bunu kabullenemeyen toplum normlarına karşıyım.
Kadın istediği zaman anne olmalı, sırf kocası ya da toplum istiyor diye anne olmamalı. İşte buna karşıyım.
Annelik bir sorumluluk, bir görev ve tabi ki SEVGİ ve ÖZVERİ işidir. Kadın bunu istediği için yapmalı yani istediği ve hazır hissettiği bir zaman diliminde ANNE OLMALIDIR.
“NÜFUS ARTACAK!” “DOĞURUN KADINLAR!!” siyasi erk emretti…OLDU PAŞAM(!)
Kadın bedeni, zihni ve duygu dünyası gebeliğe hazır olmalı. Kadın anneliği; toplum ona ANNE APOLETİ taksın diye değil, kendini bir başka canlıyı yetiştirebilecek YETERLİLİKTE gördüğünde istemeli.
Evlenen çiftlerin yatak odalarının bekçisidir toplumun bazı normları. Yeni evli çiftlere şu mesajı verirler: “Sizin evliliğinize yani cinsel yaşamınıza boşuna mı izin verdik? Çocuk yapın ki nüfus artsın; soy, ırk ve toplum devam etsin” der.
Aslında bu, en fazla da yeni evli kadınlara yönelik olan toplumun cinsiyetçi yaptırımlarından biridir. Yani siyasidir. Toplumun kadına, toplum içindeki yerini hatırlatan yazısız ve güçlü yasalardan biridir.
“Evlendiysen DOĞUR.” mesajıdır. Ancak kadın bu sessiz yasalara uysa bile biyolojik olarak doğuramazsa “RUHSAL HASTA” olur. Zira toplum ona “KISIR” der yani toplumun gözünde bir tür MARAZLIDIR. Düşünün, dünyanın EN ZEKİ KADINI da olsa şayet doğuramıyorsa artık o MARAZLI, ARIZALI, YARIM bir kadındır.
İşte kadın bunu iç dünyasında regüle edemezse tüm hayatı depresyonlarla geçer.
Ya da kadın biyolojik olarak doğurabilecek yeterliliktedir ancak psikolojik olarak kendini hazır hissetmiyordur, tıpkı benim yıllar önce hissettiğim gibi.Yıllarca “doğur Nilgün!”dediklerinde “ya bunlar çocuk sahibi olmayı pazardan patates almak gibi birşey mi zannediyorlar ki benden bunu bekliyorlar?” diye içsel muhakeme ederdim.
Evli olup henüz anneliği istemeyen kadın da ya KORKAK yada bencildir.
Kime göre? Tabi yine toplumun normlarına göre…
Oysa isteyerek ve kendini ANNELİĞE hazır hissettiğinde doğurması tüm KADINLARIN EN DOĞAL HAKKIDIR.
SEVGİ, İLGİ, ZAMAN, VERİLEREK BÜYÜTÜLEN ÇOCUKLAR; SADECE ANNELERİN DEĞİL, O TOPLUMUN DA ÇİÇEĞİDİR.
TOPLUMUN DEĞER YARGILARINDA YARGILANMAMAK için, ANNE APOLETLERİNİ takmak için anne olunursa yetişen çocuklar o toplumun çiçeği mi yoksa DEVE DİKENİ Mİ OLUR görüyoruz bence.
Yaşadığımız topluma baksak da yeterlidir esasında.
Sonuç olarak
ANNELİK KUTSAL DEĞİLDİR.
İsteyerek ve hissedilerek yapılabilecek bir özveri işi ve sevgi verişidir. Evladımıza beklentisiz bir şekilde daima VERİRİZ, o mutlu olsun isteriz.
TOPLUM NESLİN DEVAMI İÇİN BU YALDIZLI ANNELİK APOLETİNİ KADINA TAKAR VE böylece KADININ doğurganlığını kontrol altına alır. Kadın ise bu kontrolü geri eline alıp anne olacağı zaman dilimine farkındalık içerisinde kendisi karar vermelidir. Zira gebelik kadının bedeninde ve beden kimyasında hormonal değişimler yaratıp birkaç yıl onu hırpaladığı gibi, engelli bebeklerin doğumuyla ANNELİK bir ömür SORUMLULUK da gerektirebilir.
ANNELİK çok fazla sorumluluk gerektirse de DÜNYANIN EN LEZZETLİ VE KADINI inanılmaz MUTLU EDEN, en keyifli ve özverili işlerinden biridir ki bu sorumluluğu alıp, bu mutluluğu tatmak isteyen kadın ANNE olmalıdır. Fakat HER KADIN DEĞİL.
Kadın anneliği, sırf KOCASI İSTİYOR diye YA DA sırf TOPLUM onu kısır ilan etmesin diye kabul etmemeli. Kadın kendini hazır hissettiğinde anne olmalıdır ki ANNELER sevgiyle, barışçıl duygularla; huzurlu, şiddetten uzak ve paylaşmayı da bilen çocuklar ve nesiller yetiştirebilsin.


