• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Öykü

Yggdrasil’in Öğretisi

Ratatoskr kartal ile ejdarha arasında mesaj taşıyordu ve kutsal ağaç bu mesajların genellikle hakaret ve alay içerikli olduğunu biliyordu. çünkü Ratatoskr Meraklı, alaycı, kurnaz ve fitneci mizacı ile bu iki varlık arasındaki düşmanlığı bilerek körüklüyordu. Kutsal ağaç yüzyıllar ötesinde başlayıp bugüne kadar süregelen bu düzene daha fazla dayanamayacağını düşündü. Artık bu dev tavşana bir ders vermenin zamanı gelmişti.

Elif Ozturk by Elif Ozturk
14 Mart 2026
in Öykü
0
0
SHARES
34
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Yggdrasil’in Öğretisi

Yggdrasil kendini bildi bileli dallarında böylesi bir karmaşaya denk gelmemişti. Dokuz diyarın tam ortasında olmuş, hepsini birbirinden ayrı tutabilmişken sonsuzluğa uzanan dallarının en tepesinde yaşayan bilge kartalı, gövdesinde gezinen tavşan Ratatoskr’u ve kendi yuvası bilip köklerine yerleşen Ejderha Nidhogg’u artık taşıyamıyordu. Ratatoskr kartal ile ejdarha arasında mesaj taşıyordu ve kutsal ağaç bu mesajların genellikle hakaret ve alay içerikli olduğunu biliyordu.  çünkü Ratatoskr Meraklı, alaycı, kurnaz ve fitneci mizacı ile bu iki varlık arasındaki düşmanlığı bilerek körüklüyordu. Kutsal ağaç yüzyıllar ötesinde başlayıp bugüne kadar süregelen bu düzene daha fazla dayanamayacağını düşündü. Artık bu dev tavşana bir ders vermenin zamanı gelmişti. Birden toprağın altındaki köklerini hareket ettirdi. Sarsıntının etkisi ile kalın, parlak ve kızıl renkli dallar hafif bir şekilde sallandı.

Ratatoskr en sevdiği geniş ağızlı, ince damarlı ve elips şeklindeki yaprağa tünemiş, olduğu yerden cücelerin diyarını izliyordu. Dehşet verici iki mavi fırtınaya benzeyen gözlerini kocaman açıp  olan bitene öylesine odaklanmıştı ki dalların hareketini fark etmedi. Dallar büyüklükleri oranında yana doğru açılınca önce derinden bir titreşimi uzun ve kaslı Arka ayaklarında hissetti. Kızıl tüylerin altından parmaklarındaki keskin tırnaklar bir çıkıyor, bir içine çekiliyordu. Sonra uzun üçgen kulaklarının içinde rahatsız edici bir vınlama belirdi. Kulak tüylerinde aralıksız olarak kırmızı ve kahverenginoktalar ortaya çıkıp kayboluyordu.

Sivri, üçgen ve turuncu renkteki küçük burnunu oynatıp havayı kontrol etti. Tehdit eden bir varlık yoktu ama huzursuz hissediyordu. Gövdesini oynatmadan incecik boynunu yavaşça çevirip her yönü tek tek kontrol etti. Bir şey bulamadıkça hırçınlaşıyordu. Sırtındaki yonca yaprakları çılgın gibi sırayla kırmızı, kızıl ve turuncu renklere dönüşüyor, gergin bir halde hareket ettikçe kasları çizgi halini alıyordu. Minicik Ağzınıhırsla açınca bir mağara büyüklüğünü almış, tıslayarak parlakdilini  havayla buluşturmuş, görünmeyen düşmanınıkorkutmak ister gibi sivri ve keskin dişlerini göstermişti.Kutsal ağaç ansızın tüm dallarını hareket ettirip aynı anda  daireler çizdirdi. Bilge Kartal homurdanarak devasakanatlarını açıp havalandı. Ejderha Nidhogg, toprağın üstünde açılan yarıklardan şaşkınlıkla kafasını çıkarttı. Bakışlarını ağaca diktiğinde kızıl tavşanın devasa yaprakların arasından boşluğa uçtuğunu gördü.

Ratatoskr sert bir şekilde uzun kızıl tüylü kuyruğunun üzerine düştü. En son yapraktan kaydığını hatırlıyordu. “Ne oldu? Ağaç beni neden dışarıya attı?” diye düşünürken gövdesini kontrol etti. Yaptığına çok şaşırdı. O sonsuzluğa kadar haberciydi. Ona bir şey olmazdı ki! Toparlanıp hemen kalktı. Kocaman mavi gözlerini açtığında bir dağın zirvesinde olduğunu gördü. Turuncu yapraklı ağaçların ortasında olduğunu anladı. Şaşkınlıkla ağaca baktı. Kendi mi yoksa ağaçlar mı küçülmüştü anlayamadı. Hayretle dallarına dokundu. Sıcacık bir sevgi duygusu avuç içine yayılınca hemen elini çekti. Daha önce hissetmediği bir şeydi. Tedirgin oldu. “Bunu kesinlikle kartal veya ejderha yaptı. Akıllarınca yıllarca onlarla alay etmemin öcünü alacaklar” diye söylendi.Küçük üçgen burnunu oynatıp havayı kokladı. Uzun üçgen kulaklarını kaldırıp etrafı dinledi. Uzaktan gelen sesler duydu. Ne olduğunu anlayamadı. Şimdiye kadar bildiği ya da duyduğu bir şeye benzemiyordu. İçinden merak duygusu yükseldi. Hemen harekete geçip yürümeye başladı. Ağaçların çevresinden dolaşırken etrafını izliyordu. Ortaya çıkabilecek herhangi bir tehlikeye karşı hazırlanıyor, sonra rahatlıyor bir an önce sesleri bulmak için koşar adımlarla yürüyordu. Ormanın bitiminde karşısına çıkan bir patikaya ulaştı. mavi renkteki bir toprak yola adımını attı. Koyu renkteki gölgesinin düştüğü yerlerin yeşile döndüğünü görünce tedirginlikle hızlı hızlı yürümeye devam etti. G şeklinde bir bahçeye ulaştı. Olduğu yerde kalmak ile devam etmek arasında sıkışıp kaldı. Hiçbir tehdit hissetmiyordu ama burası neresiydi? Merağı ile şüpheciliği yer değiştirip duruyordu. G harfinin üst kısmındaki açık ucundan başlayarak yan yana dizilmiş mor gül ağaçlarını gördü. Onlara bakarken sesler duydu.

“Hey bakın ne var orada!”

Doğru mu duymuştu? Ağaçlar mı konuşuyordu? Üçgen kulakları kalkıp iniyordu. Dehşet verici mavi gözlerini açıp kapatıyor, gördüklerine ve duyduklarına inanamıyordu.

“Hey şunun suratına bir bakın”

Şaşkınlıkla hiç düşünmeden elini yüzünde gezdirdi. Üçgen yüzünde ağzı, gözleri ve  burnu yerli yerinde duruyordu.

“Bu da kim?”

Şaşkınlığı merağına karışıyor, merağı tedirginliğe dönüşüyordu. Kutsal ağaç bile bir kez onunla konuşmamıştı. O zaman bunlar ne oluyordu. Aklı allak bullakken işittiği kıkırdamalara yenik düştü. Kimse onunla alay edemezdi. Hemen o tarafa yönelip tekrar yürümeye başladı. Dönemeçler dönerek Ağaçları hiç dinlemeden yolu takip etti. Tek katlı, üçgen şeklinde kapısı  olan bir eve geldi. Şüphe, merak, tedirginlik ve huzur duyguları kalbinde sürekli yer değiştiriyordu. Duyguları değiştikçe kapının da renk değiştirdiğini gördü. Şaşkınlıkla küçük bir çığlık attı. Hemen sonrasında duvarları pırıltılı ışıklı camdan yapılmış ve köşesine mor granit sütunlar yerleştirilmiş evin kahkaha attığını duydu.  Ses geldiği süre boyunca ışıklar saçan  camın arkasındaki şaşkın, ürkmüş ve kaygılı yansıması ona bakıyordu.  Rahatsız edici kızıl tavşana bakmamak ve kahkahaları duymamak  için evi incelemeye koyuldu. Çatısının üçgen şeklinde ve eflatun renginde olduğunu görünce şaşkınlığı arttı. Onunda yüzü, burnu ve kulakları üçgen şeklindeydi. Aynı anda camdan saçılan ışıltıların rengi beyazdan  turuncuya dönmeye başladı. Arkasında daha önce  gördüğü şekil dağılıyor, bulanıklaşıyordu. Kahkahaların sesi yükseliyor  şekil bir sinsi bakışlı kartala bir kızgın yüzlü ejderhaya dönüşüyor, ortasında ise kendisini görüyordu. Hiç farkında olmadan kuyruğunu kıvırıp yaylandı ve arka ayaklarını yukarıya kaldırdı. Hemen peşinden gövdesini kolaylıkla cama doğru itti. Ne olduğunu anlamadan yeşil odanın içine girdi. Sağ tarafındaki duvarda kartalın, sol tarafındaki duvarda ise ejderhanın yüzü ona bakıyordu. Son olarak tam karşısındaki duvarda kendisini gördü. Ejderha ve kartal fısıltı halinde konuşmaya başladı. Ne söylediklerini duyamıyordu ama onlar konuştukça evin eşyaları yer değiştiriyordu. Fısıltılar duyabileceği hale gelince kalbi deli gibi atmaya, arka ayaklarındaki sivri tırnakları görünüp kaybolmaya, ağzı açılıp kapanmaya ve uzun tüylü kuyruğu kıvrılmaya başladı. Yaptığı dedikodular, ettiği alaylar, çarpıttığı gerçekler durmaksızın üçgen kulağına çarpıyor,duvardaki yüzünün ağzından zehirler saçılıyordu. Ani bir hareketle arkasına döndü. Bir hamlede ilk gördüğü kapının önüne geldi ve hemen açtı. Arkasından gelen seslerden kurtulmak için koşarak çıktı ve farkında olmadan konuşan ağaçların içine daldı.

“Hey buraya gel!”

“Nereye gittiğini sanıyorsun sen?”

Hiçbirini duymadan koşmaya devam etti ve merdiven halindeki yeşil falezlerin başına ulaştı.  Sarımtırak denize kadar uzanan dikilmiş yeşil üçgenleri görünce mest oldu. Bir hevesle merdivenleri indi ve asma dallarından oluşan iskeleye geldi. Dallar bir anda sert bir şekilde sallanmaya başladı. Kızıl tavşan tedirginlikle yardım umar gibi yeşil üçgenlere bakıyordu. Sarsıntı çılgınlar gibi devam ediyor, dayanılmaz bir hal alıyordu. Dallar kırılmaya, üçgenler parçalanmaya başladı.Ratatoskr çığlıklar atarken denize  savruldu. Dehşet içinde debelenirken gözlerini açtı. Ejderha Nidhogg’un korkuyla baktığını görünce  toprağın üzerinde çılgınlar gibi devinen kollarının, bacaklarının ve kuyruğunun hareketleri sönümlendi. Ne olduğunu anlamaya çalışırken bakışlarını toprağa yöneltti. Kocaman mavi gözleri sakin bakıyordu. Derin bir nefes alıp başını çevirdi ve öylece yattığı yerden ejderhanın arkasındaki kutsal ağaca baktı. Onu görünce ne olduğunu anlamıştı.

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Tags: asgarg tanrılarıbilge kartalcüceejderhaelffantastik öyküfantastikmitolojiİskandinav mitolojisikutsal ağaçmitolojiRatatoskrYggdrasil
Previous Post

Mürdüm

Next Post

Yoruldum / Şahide Muhçu

Elif Ozturk

Elif Ozturk

1982 yılında Ankara’da doğdum, büyüdüm ve yaşadım. İlk öğretim yıllarında kitap okuma alışkanlığım oluştu ve orta öğretim zamanlarında kalem vekağıtla tanıştım. Şimdi karalamalar olarak söyleyebileceğim yazma eylemini çok sevdim. Zaman içerisinde yazıların dergilerde yerini almaya başladı. Bir süre sonra dergilerde yazmak yetmedi ve bir roman eseri kaleme alma aşkı kalbime düştü. 2012 yılında Uyuşturucu Madde Bağımlılığı’nı anlatmış olduğum Duman Altı Hayatlar adlı ilk kitabın ve 2020 yılında Böbrek Yetmezliği’ni anlatmış olduğum Kelebeğin Umudu adlı ikinci kitabım çıktı. Şu an ise Görme Engelliler’i anlatmış olduğum üçüncü kitabımı yazıyorum. Yazı yazmak ve okumak benim için ekmek ve su kadar elzemdir. Kalemimi geliştirmek için farklı tarzlarda hala ara sıra karalamalar yapıyorum ve artık sizle paylaşıyorum. Aşkla ve yazıyla kalmanız dileğimle…

Next Post
Yoruldum / Şahide Muhçu

Yoruldum / Şahide Muhçu

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Tahta Bacak / Salih Melikoğlu
  • Dornapa’dan Esince / Mustafa Ünver
  • Nefes / Selcen Gezgin
  • Kaydırırken Eksilmek / Gülşah Erdinç
  • Düş Kadar Gerçek / Erkan Eren

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.