Savaşın hüküm sürdüğü bir coğrafyanın çocuğuydu Zeliha. Ölümün soğuk ve yıkıcı yüzünü iyi tanıyordu. Tüm tanıdıklarını bu kanlı ve bitmeyen savaşa kurban vermişti. O da tıpkı diğer çocuklar gibi yetim ve öksüz kalmış, kendi ülkesinden zorunlu göçe maruz kalmış talih bu ya özgürlüğün buram buram koktuğu bu güzel ülkeye yolu düşmüştü.
Zeliha bilmediği bir ülkede bir başınaydı artık. Kolu kanadı kırılmış bir kuş ürkekliği vardı içinde. Mahcup gözlerle etrafına baktı. Bugün sokaklar bambaşka idi. Gökyüzü başkaydı bu sabah, kuşlar başka ötüyordu. Her kapıda bir coşku bir hareketlilik vardı. Kapılar tek tek çalınıyor, en güzel bayramlıklar içinde nice çocuk rengarenk şekerleri avuç avuç topluyordu. Bir avuç mutluluk idi onunkisi. Zeliha bu duyguyu iyi biliyordu. Bu bayramın gelişiydi. Annesinin hep anlattığı o güzel bayramlar.. Savaş onları bir enkaza çevirmeden önce bayram kokardı sokaklar. Şimdi ise bir taş yığını taşıyordu yüreğinde.
Zeliha’yı bir hüzün kapladı. Onun ne güzel bir bayramlığı vardı. Ne de harçlık alacağı ailesi. Herkes heyecanla koşuşturup dururken o bir kapı eşiğinde çöküp sessizce akan gözyaşını siliyordu. Derken kapı açıldı ve yaşlı bir teyze çıktı dışarı. Zeliha’ya takıldı gözleri. Bu bayram sabahı kapısının önündeki kız çocuğu da kimdi? Ve neden hüzünlü bir şekilde oturuyordu. Hayriye teyze Zeliha’ya seslendi;
-Kızım durma öyle gel içeride şekerini al bakalım. Zeliha ilk defa varlığını hissetti. Yüzünde bir tebessüm oluştu. Çekinerek içeri girdi. Girmesiyle sanki bir rüyanın içinde idi. Mis gibi yemek kokuları yükseliyordu mutfaktan. Limon çiçekleri kokuyordu etraf. Bahar havasıydı bu. Zeliha gözlerini kapadı sanki uyansa rüya bitecekti. Hayriye teyze elinde şeker kavanozu ile gelmişti salona. Zeliha’ya seslendi.” Al bakalım kızım. Bayramın kutlu olsun. “Zeliha gözlerini açtı rüya değildi bu. Saygıyla Hayriye teyzenin elini öptü ve tatlı şekerleri avcuna aldı. Bir avuç mutluluk işte buydu! Şekerle birlikte bir mutluluk yayıldı yüzüne. Şekerin tadı bir nebze de olsa ona iyi gelmişti. Zeliha bir bayram sabahı bütün hikayesini anlatmıştı Hayriye teyzeye. Ve bir bayram sabahı değişmişti gülmez dediği talihi. Bir bayram şekeri ile gelen mutluluk bir ömür boyu sürecek mutluluğa vesile olmuştu. Zeliha artık kimsesiz ve yalnız değildi. O en güzel bayramlıklar içinde en güzel harçlığını almanın sevinci içindeydi..


