• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Öykü

Zekai İncekütük Bey’in Önlenemez Yükselişi / Mehmet Özkendirci

Mehmet Özkenderci by Mehmet Özkenderci
18 Ağustos 2026
in Öykü
0
Zekai İncekütük Bey’in Önlenemez Yükselişi / Mehmet Özkendirci
0
SHARES
1
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Türkçemizde müsemma sözcüğü fiziksel veya karakteriyle uyumlu demektir. İsmiyle müsemma demek bu özellikleriyle isimlerin uyumlu olması demek oluyor. Bazı insanlar boylu boslu gözü pek olurken isimlerinin Yiğit, Bahadır, Cihangir gibi olması normaldir ve yadırganmaz. Korkak, çelimsiz, sünepe birilerine de bu isimler konması görenlerde en azından bir tebessüm oluşturmaz mı? Hikayemizin baş kahramanı Zekai İncekütük ikinci tiplerden. İstekayı andıran bedeninin üzerinde basket topundan biraz küçükçe kafasının içinde bilardo topu kadar beyniyle hiçte ismiyle müsemma değildi. İçine çökmüş gri küçük gözleri ve fırça gibi saçlarıyla en azından bence itici bir tipti. Bütün gün yaz kış bisiklet üzerinde çalıştığı gazete için ilan ve reklam toplardı. Ömrüm pedal çevirmekle üç kuruşa talim ederek geçecek derken hiç beklemediği anda kara bahtına güneşler doğdu.

Pıtrak gibi holdinglerin çoğaldığı kentte yeni kurulan bir holdinge reklam almak için gittiğinde tanımıştı müstakbel eşini. Tombul, kısa boylu kendinden on yaş kadar büyük patron kızının nasıl olmuşsa gözüne girmişti. Ki bu tanışma faslı eski Yeşilçam filmleri gibi ilginç olmuştu. Kızcağızın gözlük camları şişe diplerini aratmayacak kadar kalın oluşu onun gözüne girmesinde hayli katkısı olmuştur kuşkusuz. O gün holding girişinde on metre önünü net göremeyen müstakbel eşi ona çarpmış ezilmekten zor kurtulmuştu. Ufak tefek hasarlar bu aşkın temellerindeki ilk harç olacağını kim bilebilir di? Neyse gönül ferman dinlemez deyip Gönül hanımla iki ay içerisinde muhteşem bir düğünle evlendiler. Tabi iç güveysi girmenin rajonu olarak tüm masrafları sevgili kayınpederi karşılamış, düğün sonrası ömrü bodrum katlarında geçen Zekai’yi sevgili kayınbabası 15 günlüğüne Bodrum’a göndermişti. Yeni damat mutluluk sarhoşluğuyla bulutlarda gezerken yeni yuvaları en pahalı ama zevksiz mobilyalarla döşeniyordu. Kapısında holdingden bir arabayı da şahsına tahsis etmişti sevgili kayınbabası. Koskoca holdingin damadı artık reklam peşinde koşturamazdı ya. Çalıştığı gazetenin genel müdürlüğü onun için biçilmiş kaftandı. Gazeteyi ilerde işime yarar diye satın aldı.  Nede olsa on iki yıllık gazetecilik deneyimi vardı. Eski genel müdürde patronunu lise terk bacanağıydı sonuçta. Deri koltuklu geniş masalı lüks döşenmiş makam odası tam ona göreydi…

Gazetede ilk icraatı yıllardır gazetenin başyazarı ve yazı işleri müdürü Salih Beyin yazılarına sansür koyup yayınlamamak oldu. Amacı ortaokulda kendisini Türkçe dersinden bütünlemeye bırakan hocasına haddini bildirmekti. İstiyordu ki makamına gelsin, huzurunda boyun eğip suçunun, ne olduğunu sorsun özür dilesin. Ama hocası ikinci gün yazısının yayınlanmadığını görünce sessizce gazeteden ayrılmış. Oysa İstanbul’da okuttuğu kızı için üç kuruşa bile ihtiyacı vardı. Zekai İncekütük zaferinin tadını çıkartamadığına bozulmuştu. Salih hocanın yerine gazeteye ara sıra yazılar yazan üniversiteden yeni emekli Şahap Yalınayak beyi atadı. Şahap bey ertesi sabah koltuğunda kalın sözlüklerle gazeteye geldi. İtinayla İngilizce, Fransızca, Arabca sözlükleri masasının üzerine koydu. Önceden yazdığı yazılardaki bazı Türkçe sözcükler yerine hazret yabancı sözcükleri monte ederdi. Entelektüel birikimleri olan yazar olmak kolay mı?

Gazetede işler tıkır tıkır işlerken eşinden gelen bir telefon koltuğunu hepten sağlamlaştırmıştı. Baba oluyordu…O öğle yemeği için gazeteye şehrin en tanınmış kebapçısından kebaplar geldi, Antep fıstıklı dondurma kapamalı baklavalar yendi. Erkenden eve gidip eşini kutladı. Tahlil sonuçlarını öğrenen annesi kızına nal gibi altın kolye yakarken kendisine de Rolex marka altın kaplama saat hediye etti. Kayınbabası ilk kez dede olmanın mutluluğuyla yerinde duramıyor, dileyin benden ne dilerseniz deyip duruyordu. Bebeğin cinsiyeti belli olunca İstanbul’a gidip bir kamyonet kasasını dolduracak giysiler ve oyuncaklarla döndüler. Bebeğin odası için hiçbir masraftan kaçınmadılar.

Zekai tam kayınbabasının istediği bir gazete patronu olmuştu. Her gün iktidar ve belediye ile ilgili manşetten güzel haberler veriyordu. Yağcılıkta o kadar ileri gidilmişti ki gazeteyi sıksanız yağ çıkacaktı. Holdingleri faiz yemenin günah olduğunu bilen dini bütün insanların kârdan pay verme sistemine göre kurulmuştu. Yılda üç, dört kez Almanya ve Fransa’ya giden imam hatip mezunu kayınpederi bazı dini cemaatleri ikna ederek birazda şehrin ileri gelen bürokratlarına kârdan pay(!) vererek valizler dolusu dövizlerle yurda dönüyordu. Zekai’nin pardon Zekai Beyefendinin asıl önlenemez yükselişi birçok saygın iş adamı gibi iktidar partisine dirsek temasıyla başladı. Önce kayınbabasının yüklüce bir bağışıyla iktidar partisine üye ve delege oldu. Sonra dev adımlarla partide ilerleyip ikinci sıradan Millet Vekili adayı oldu. Yeri garanti olsa da bu ikinci olmayı içine sindiremedi. Seçim öncesi gazetesinin tek konusu partisini övmek ve liderinin hemen arkasında verdiği montaj pozlarını  billboardlarla kentin birçok yerine astırmak oldu. Allahtan teknoloji çok geliştiği için kocaman başı küçültülmüştü. Artık Alain Delon gibi yakışıklı, Albert Einstein gibi zeki gözüküyordu. Seçilir seçilmez her siyasetçinin olmazsa olmaz mahiyetine yağdanlık takımından üç danışman almıştı. Tabi başdanışmanı da engin bilgisine güvendiği gazeteden Şahap Yalınayak Bey oldu. Meclis kürsüsünde anlamını bilmediği sözcükler daha önceden birkaç kez prova etmesine rağmen promtırdan sular seller gibi okuyordu. Fazla geçmeden sekiz kuruma danışmanlık hizmeti vermeye başladı. O’nun Kültür ve Turizm Bakanlık Başdanışmanından neyi eksikti. Nede olsa medya çalışanıydı ve kültürlü sayılırdı. Her ne kadar ders kitapları dışında tek kitap bile okumasa, tiyatro binasına adım atmasa bile. Sadece parmak kaldırmak için pehlivan olmaya gerekte yoktu zaten. İçindeki vatana hizmet aşkı gün geçtikçe yanardağlara dönüşmüştü. Ne edip ediyor sayın ulu başkanlarının dibinden ayrılmıyordu. Alanlarda koruma görevlisi gibi yanında yer alması yetmiyor, bir amigo gibi halkı coşturuyordu. Bu kadar takip sonunda sayın liderini bile rahatsız etmiş olacak ki ‘kim bu ’diyerek seslenmesini canlı yayında tüm ülke duymuştu. Sonraki günlerde takibe ara verse bile çalışma azminden bir şey kaybetmemişti. Sayın liderleri memleketin A dan Z sine kadar bizzat ilgilendikleri için o talihsiz anlar çoktan unutulmuş olmalıydı. Hem memlekette gündemden çok değişen ne vardı. Her sıkışıklık anında bir gündem yaratılır asıl sorundan tereyağından kıl çeker gibi çıkılırdı.

Zekai İncekütük Beyefendinin ülkesine daha yararlı olabilmek için öyle sekiz on yerden huzur hakkı alması bile huzursuzluğunu gidermeye yetmemeye başladı. Az zamanda büyük işler başarması onun en büyük atılım gücüydü. Gelecek seçimlerde mutlaka bir bakanlık koltuğuna oturmalıydı. Mecliste her oturumda söz alıyor muhalefete akıl almadık suçlamalarla saldırıyor, sayın liderlerini cansiperane savunuyordu. Çok geçmeden Kültür ve Turizm Bakanı yardımcısı oldu. Şimdiki Bakanının bir gece yarısı sağlık nedenleriyle görevden affını istemesi üzerine şans bir kez daha yüzüne güldü. Partinin en faal vekilinin böylesi bir göreve getirilmesi bir vefa borcu olarak takdirle karşılandı. Meclisteki görev teslim töreninin tamamına yakınını sayın liderine övgülere ayırmıştı. Ülkenin icraatla değil lallakla düzeleceğini kısa zamanda öğrenen Zekai Beyin mecliste yaptığı konuşma günlerce ülke gündemine oturdu. Halk dediklerinin ne anlama geldiklerini öğrenmek için internet ve sözcükler karıştırmaya başlasa bile bir şey anlamadı şu sözlerden.

-Sektorel ve hiperaktif dingilletör salınımların dikey seyrettiği neo klasik dünya turizminde fizik kültür analitik ortamlarda löböf transseksüel akışların ülkemiz üzerindeki dayanılmaz sektörel verilerini vektörle indirirken oluşabilecek sürtünme katsayısını saymazsak, Amorf bir dingillikle düz akış seyredeceğimiz kaçılmaz olacaktır inşallah.

Meclis salonu öğle sonu güzellik uykusuna yatan iktidar vekilleri duydukları sözlere mahmur gözlerini ovuşturarak deri koltuklarından mabatlarını kaldırdılar. Sonra şaşkınlıkla birbirlerine bakarak dakikalarca ayakta alkışladılar. Söylediklerinin hiç anlamasalar bile zaten son sözü her zaman sayın liderleri söylemiyor muydu? Evet çiçeği burnundaki bakanımızın yerinde gözü olan yardımcılarından birisinin kurduğu hain bir tuzak, promtırda ki her sözcüğü hiç anlamadan bülbül gibi şakıyan sayın bakanımızın sonu oldu. Ertesi gün sağlık nedeniyle affını istedi.

Sosyal medyada günlerdir en çok izlenen komik videolarını sollayan bu konuşma sonrası Zekai İncekütük Bey siyaseti bıraksa bile sevgili halkı onu hiç unutmadı, unutamadı.

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Previous Post

Baharda Aşk Başkadır / İrem Alkuş

Next Post

Migren Atağı / Şadiye Uysal

Mehmet Özkenderci

Mehmet Özkenderci

Next Post
Migren Atağı / Şadiye Uysal

Migren Atağı / Şadiye Uysal

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Ağustos 2026
  • Temmuz 2026
  • Haziran 2026
  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • GİRDAP / TURGUT GİRENİZ
  • Hûlasa / Galip Uçar
  • Kabulleniş / İrem Alkuş
  • Ölü Kralın Günlüğü / Eyüp Toru
  • Migren Atağı / Şadiye Uysal

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.