
Bir gün adımı unutur diye değil,
Bir gün gözlerimdeki yeri söner diye korktum.
Çünkü insan en çok sevdiğine yenilir,
En derin yara, en sıcak elde büyür.
Sen gittin.
Ama öyle bir gidişti ki bu;
Kapılar kapanmadı ardımdan,
Duvarlar konuşmadı, şehir yıkılmadı…
Sadece içimdeki bütün sesler sustu.
Meğer vefasızlık,
Birini terk etmek değilmiş yalnızca.
Bir zamanlar
“Ömrüm” dediğine
Yabancı gibi bakabilmekmiş.
Ben seni unutmak için değil,
Hatırlarken ölmemek için savaştım.
Her gece biraz daha eksildim kendimden.
Ve herkes “iyisin” dediğinde
İçimde bir mezar daha kazıldı sessizce.
Şimdi anlıyorum;
Bazı insanlar yağmur gibidir,
Toprağa hayat verir sanırsın…
Oysa sel olur,
Evini de kalbini de önüne katıp götürür.
Sana kırgın değilim artık.
Kırgınlık bile değer ister.
Ben sadece şaşkınım…
Bir insan nasıl olur da
Bir zamanlar başını yasladığı kalbi
Bu kadar kolay unutabilir?
Ve bil ki;
Bir gün biri sana benim baktığım gibi bakarsa,
İşte o zaman anlayacaksın
Vefanın ne büyük nimet,
Vefasızlığın ne sessiz bir kıyamet olduğunu.

