Geldi geçti bir ömür karınca kararınca
Sevildiğimde oldu bir veda miktarınca
Gidişinle bağlarım yıkık viran olunca
Sayfalara defnettim diktiğimiz gülleri
Bir sitemle yad ettim heba olan günleri Geldi geçti bir ömür karınca kararınca
Göç etmeyen bir kuşu benden iyi kim anlar
Hangi türküyü söyler yüreği çalınanlar
Bilen varsa söylesin nasıl sönecek bu har
Şimdi koca şehirde sessiz bir minareyim
Umut denen zindana zincirlenmiş köleyim
Göç etmeyen bir kuşu benden iyi kim anla
Kaç kez kırılır insan çiçeklendiği yerden Bir söz nasıl parçalar insanı bin yerinden Ne varsa arda kalan bir zerre dahi senden
Attım kör kuyulara bir taş koydum üstüne
Bir cevap bulmak için sordum kendi kendime
Kaç kez kırılır insan çiçeklendiği yerden
Hangi yağmurda söner beni attığın ateş
O ateş ki adeta sonsuzluk ile kardeş
Hergün başka umutla doguverse de güneş
Ben yüzümü zifiri karanlıklara döndüm
Güldüm mü bilmem ama sanki bin yıl yaş döktüm
Hangi yağmurda söner beni attığın ateş
Yeşerir mi toprağın el açsan asumana
Öyleki bulutları indirdin müjganıma
Zehir gibi bir veda damlatıp kulağıma
Kimsesiz çırılçıplak ayazlarda bıraktın
Zaten sende yokmuşum beni bensiz bıraktın
Yeşerir mi toprağın el açsan asumana


