UNUTMABENİNİN ANIMSA(N)MASI
(ÜÇÜNCÜ DURUMUN OLANAKLILIĞI)
“Ah Bayan Ramsey! diye sessizce seslendi, teknenin yanında oturmuş öze, kişinin ondan yaptığı özete, bozlara bürünmüş kadına, gitmiş olduğu, sonra gitmişken geri geldiği için ona sövüyormuşçasına. Onu düşünme öyle güven-verici gelmişti ona. (…)/ ‘Bu ne anlamına gelir? Bütün bunları nite açıklarsınız?’ demek istedi gene Bay Karmaykıl’a dönerek./ Bu neydi öyleyse? Bu ne anlamına gelirdi? (…) Hiçbir güvenlik yok muydu? Yeryüzünün yollarını belleme hiç yok muydu? Kılavuz yok muydu, barınak yok muydu. Gelgelelim hepi tansık mıydı, bir kulenin tepesinden havaya atlama mıydı? Yaşlıca kişiler için bile yaşam bu muydu?: korkutup şaşırtan, beklenmedik, bilinmeyen bir nen. Bir kıpı için ikisi de şimdi burada, demek çimlikte ayağa kalkıp yaşamın neden böyle kısa olduğuna, neden böyle açıklanamaz bulunduğuna ilişkin bir açıklama isterse, bunu kendilerinden hiçbir nenin saklanmaması gereken, büsbütün donanmış iki kişinin konuşabildiği gibi yeğin bir biçimde söylerse, güzelliğin kendisini açığa vuracağını, yerlerin dolacağını, o boş süslerin biçime gireceğini; yeterince yüksek sesle bağırırlarsa Bayan Ramsey’in döneceğini duydu. ‘Bayan Ramsey!’ dedi yüksek sesle, ‘Bayan Ramsey!’ Gözyaşları yüzünden aşağı akıyordu.”
Vircinya Vulf (Işıkevi’ne)
Tan sökümünü tanyerinde tanyeliyle bekleyen Seher Akkurt’a…
Ben bütün savaşlardan yenik çıktım!
Gönlümün bozgunları olup çıktı olanca savaşımım.
Birileri vardı, bilirdim.
Ancak, bulamazdım kimseciği, bil(e)mezdiniz siz.
Sonunda kalımsızlık kalırdı kala kala.
Bir de, kimsesizlik kalırdı yanıbaşımda bütün o yaman mı yaman
geceler boyunca.
O batası gidişle gönlüm bile kal(a)mazdı, bunu da bilirdim; bense
gönülsüzlüğe kalamazdım, o kesin.
Ben bütün savaşlardan yenik çıktım!
Gecelerim ağılaşıp gündüzlerim gece olunca
ıslanmaya başlamıştı ıssız mı ıssız kaldırımlar ıpıssız gönlümün
kanlı gözyaşlarıyla.
Dışarıdaki kötücül, tiksinç kalabalar yaşamı öldüredururken
gönlümün “sonsuz üzünç süremi” kaplayıvermişti bütün evreni,
bunu nite unuturum ben!
Neden sonra “Bir gün gelecek mi?!” diye sorduğumdaysa
kimse yanıt ver(e)memişti bana; gerçekte kimse yoktu da; dahası,
yoktu, var ol(a)mayacaktı gün mün ondan sonra.
Ben bütün savaşlardan yenik çıktım!
Ötedeyse başka savaşlar var yalnızca.
Şimdi savaş alanlarında ölü gönüller yatıyor kan içinde, kırılıp
yıkılmış düşlerle, söndürülmüş özlemlerle, umutlarla yan yana,
koyun koyuna.
Kapkaranlık göğümüzde uçuşan ölücül kargalar, çığlık çığlığa
gülüşüyor pis pis; dahası, bu alçak düzensizliğinin kopkoyu
karanlığı yağıyor gökten üstümüze durmaksızın.
“Yapyanlışlık üzere yaşan(a)maz!” diyor biri umutsuzca kendi
unutulmuş yaşamsızlığında; tek bir gönül kurşunuyla
öldürülüveriyor o da.
Of, biz kurtulmalıyız bu bataktan a tansıklar tansığı sevi;
kurmalıyız “gönül ülkesi”ni yeryüzünde çok geç olmadan!
Yoksa “yokluk” dışında hiçbir nen kalmayacak bütün bu
sözümona varolanlardan. (Besbelli bize bütün gereken gözleri
kapkara bin ilkyaz devrimcisi. [Başka-türlü kurtulası değil
“kurtuluş” kurtulamazlıktan!])
2026 Bozayı
Seyhan
(İletişim için..: yedigir@hotmail.com.)

