Alaburus kesilirdi saçlar o dönem,
Bitlenmesin diye çocuklar.
Söz gelimi,
Çarşıya giden abiler kaybolurdu
Çoğu zaman.
Ebeler isim koyardı;
Korkuların adı yoktu.
Babalar… babalar…
Cepleri delik,
Pantolonları yamalı,
Yürekleri hareli.
Cezaevlerinin önü ana baba günü.
Bir tepsi börek, içeri girene kadar
Delik deşik.
Gözü yaşlı mektuplar vardı bir de;
Aşk dolu, hasret dolu,
Kavuşma ihtimali dolu…
Kavuşulur muydu?
Orası muallak.
Beklemek, o yılların en uzun fiiliydi.
Takvimler yaprak dökerdi,
Anneler ömür.
Çocuklar, babalarının sesini
Kapı vurulunca hatırlardı.
Perdeler erkenden kapanır,
Fısıltılar sabaha kadar yanardı.
O yıllar geçti derler.
Biz büyüdük.
Kapılar hâlâ üç kez çalıyor içimizde.


