• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Öykü

Solgun Atlı: Kuzey Işıklarının Sustuğu Yerde Zamanın Donması

Seyit Berker Aydogan by Seyit Berker Aydogan
9 Nisan 2026
in Öykü
0
Solgun Atlı: Kuzey Işıklarının Sustuğu Yerde Zamanın Donması
0
SHARES
24
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Kuzey ışıklarının bile donup can vermeyi reddettiği, yeşil ve kırmızı renkli titreşimlerini gökyüzünde asılı bıraktığı o karanlık ormanda, zaman öldü. Sadece yavaşlamadı. Adım attığımda ayaklarımın altında çatırdayan karın tınısı hariç, her şey öldü. İşte bu donmuş anın tam ortasında, korkunun sadece bir duygu değil, bir mekan olduğu o yerde, bu Solgun Atlı korku öyküsü başlıyor.

I. Zamanın Donduğu Yer

Nefes aldım. Hava, binlerce mikroskobik çivi gibi buz tutmuş akciğerlerimi deldi, içerde genleşti ve dondurdu. Ciğerlerim camlaşırken, o aptal ve inatçı organım olan kalbim hâlâ çarpıyordu. Her vuruşu, kaburgalarımın arasında bir mezar taşı gibi gömülü, derin ve yalnız bir ses çıkarıyordu.

Sonra o geldi.

Önce sessizlik değişti. Rüzgârın kesik kesik nefesi, tıpkı benimki gibi tutuldu. Sonra, ağaçların arasından… Yok, ağaçların içinden, gövdelerinin buz tutmuş liflerinin arasından süzülerek belirdi. İskelet atının ayakları yere basmıyordu. Zeminin üzerinde üç santim yükselmiş vaziyette cansız, fakat yine de hareket halindeydi. Atın kemikleri arasında, siyah bir perde gibi asılı duran et parçaları yoktu. Sadece parlak ve cilalanmış kemikler vardı. Onlar da kırık döküktü. Boynunda ve omurgasında çatlaklar. Sanki defalarca ölmüş, defalarca dirilmişti.

II. Boşluktan Gelen Bakış

Ama at değildi korkutan.

Sırtındaki o şey… Beyaz kefeni, ölülerin çamaşırı değildi. Yaşayanların son kıyafetiydi. Kumaş, rüzgârda kımıldamıyordu. Çünkü rüzgâr ölmüştü. O kımıldıyordu. Kefenin içinde, omuzlarının hizasında, bir şeyler kıpırdanıyordu. Soluk, ritmik ve düzenli. Nefes alıyor muydu? Olamazdı.

Göz çukurları… Evet, gözleri vardı, sadece göz topları yoktu. İçleri sonsuzluk kadar boştu. Ama o boşlukta, evrenin unuttuğu ilk karanlık vardı. Ve o karanlık, beni gördü. Sadece bakmadı, içime işledi.

Bakışları, ruhumun üzerine bir buz tabakası gibi yayılıyor, düşüncelerimi donduruyor ve anılarımı buzulların altına gömüyordu. Geçmişim dondu. Geleceğim dondu. Sadece şu an kaldı. Ve bu an, acı verecek kadar uzundu.

Sağ elini kaldırdı. Yavaşça. Çok yavaşça. Her ekleminin çıkardığı ses, donmuş ağaçların dallarının çatırtısından farklıydı. Daha kuru. Daha ölü. Kılıç, cezaya doymamıştı. Doyumsuzdu. Çapraz duruşu, bir tehdit değil, bir hatırlatıştı. Bu son değil, sadece sıra sende. Kılıcın ucu, karların üzerine değdiğinde, buzun altında uyuyan binlerce el uyandı.

Toprak patladı. Donmuş topraktan, toprağın kendisinden daha soğuk, daha sert kemik eller fırladı. Parmak eklemleri buz tutmuş, tırnakları yer yer toprakta kalmış, yer yer gökyüzüne uzanıyordu. Ama beni çekmediler. Beni tutmadılar. Onlar… Selam duruyorlardı. Korkuyla değil. O korkunun ötesinde, o korkunun sahibi olan, kaçınılmaz bir hürmetle. Titrerken, çatırdarken, ona secde ediyorlardı. Ve ben, onların arasında, ayaklarım yerden kesilmiş, havada asılı kalmıştım. Yerçekimi bile ondan yana oy kullanmıştı.

III. Damarlarda Yankılanan Hüküm

Derken, sesi geldi.

Dudakları kımıldamadı. Çenesi sabitti. Ama ses, kanımda yankılandı. Damarlarımın içinde, oksijensiz kalan kanda, hücrelerimin arasında dolaşan bir zehir gibi: “Sen…”

Kalbim durdu. Ardından tekrar attı. Ama artık benim değildi.

“Sonuncusun.”

Her harfi, beynimde bir çatlak oluşturdu. Anılarımın üzerine kazındı. Unutamayacağım bir yara. Ama devam etti, sessizliğin içinde büyüyen bir tümör gibi: “Ama sadece bu an için.”

Bu an. Bu sonsuz, donmuş ve acı veren an. Yarın başka biri olacaktı. Dün başka biri vardı. Ve hepsi burada, bu ellerin arasında, bu kılıcın gölgesinde, bu bakışların içinde sonsuzluğa gömülmüştü. Sadece ben değil. Ben sadece sıradaydım. Ve sıra, asla bitmeyecekti.

Ciğerlerimde hava yoktu. Bunun yerine boşluk vardı. Boşluk ve o sesin yankısı. Bekliyordum. Solgun Atlı‘nın kafası, bir derece eğildi. Kefenin içindeki o kımıldama hızlandı. Gülümsüyor muydu? Ağlıyor muydu? Bilmiyordum. Bilmek de istemiyordum. Artık nefes almıyordum. Sadece bekliyordum. Sonsuza dek bekleyecektim. Ve o… o da bekliyordu. Doyumsuzca. Sabırla. Ebediyen.

İşte bu, “Solgun Atlı” korku öyküsünün sonuydu; ama sıranın biteceği yoktu.

Bu öyküyü beğendiyseniz, daha önce yayınladığım [Seksen Metre Derinlikteki On Üç Basamak] başlıklı öyküme de göz atabilirsiniz.

Mahşerin Dört Atlısı hakkında daha fazla bilgi için [Vikipedi] sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Kuzey Işıkları’nın (Aurora Borealis) oluşumu hakkında [NASA’nın açıklamasını] okuyabilirsiniz.

 

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Tags: azrailBuzul DehşetiDoğaüstü GerilimEdebi KorkuGotik EdebiyatKaranlık AtmosferKısa Korku Hikayesikorku öyküsüKozmik KorkuKuzey IşıklarıMahşerin AtlılarıÖlüm ve ZamanPsikolojik DehşetSolgun AtlıTürkçe Korku Hikayesi
Previous Post

çekirdek

Next Post

BİR HARF EKSİLDİ

Seyit Berker Aydogan

Seyit Berker Aydogan

Birçok mecmuada çeşitli konu ve çeşitli türlerde eserlerim ile bir de kitabım yayınlanmış olmakla beraber yüksek mühendis uzmanlığımla tarihin, kültürün ve işlenmemiş insan hikâyelerinin gizli katmanlarını deşifre etmeyi hedefleyen disiplinlerarası bir araştırmacı ve yazarım.

Next Post

BİR HARF EKSİLDİ

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Şair Şiirdir
  • Çilek Reçeli
  • RADYO VAGON VE BAVULLAR
  • Gönül
  • Hayali Sükut / Tülay İlhan

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.