Sihirbazın Son Gösterisi.
Kasabanın en sessiz sokağında, yıllardır kapalı duran eski bir tiyatro vardı. Bir akşam tiyatronun kapısında renkli bir afiş belirdi:
“Bu gece dünyanın en büyük sihirbazı, yalnızca bir kez sahne alacak”.
Kasaba halkı merakla tiyatroya akın etti. Sahneye uzun siyah pelerinli, elinde gümüş bir asa bulunan yaşlı bir sihirbaz çıktı. Adı Aras idi.
Aras önce şapkasından beyaz bir güvercin çıkardı. Ardından boş bir kutuyu açtı ve içinden yüzlerce renkli çiçek çıkardı. Herkes hayranlıkla alkışladı.
Fakat salondaki küçük bir kız, diğerlerinden farklı olarak sihirbazın numaralarına değil, yüzündeki hüzne dikkat etti.
Gösterinin sonunda kız kulise gidip sordu:
“Amca, neden üzgünsün?”
Aras şaşırdı.
“Çünkü bu benim son gösterim,” dedi. “Sihirli asamın gücü tükenmek üzere. Bir daha sihir yapamayacağım.”
Kız biraz düşündü.
“Belki de sihirli asanın gücü bitmemiştir. Belki de sihir, onu kullanan kişinin kalbindedir.”
Aras gülümsedi. Yıllardır unuttuğu bir şeyi hatırlamıştı.
Ertesi akşam tiyatroya tekrar geldi. Bu kez elinde ne asa vardı ne de şapka. Sahnenin ortasına çıktı ve seyircilere şöyle dedi:
“Size bugün gerçek sihri göstereceğim.”
Elini havaya kaldırdı. Salondaki bütün ışıklar söndü. Birkaç saniye sonra küçük bir ışık belirdi. Ardından başka bir ışık, sonra bir başkası…
Bir anda bütün salon yıldızlarla dolmuş gibiydi.
Seyirciler hayranlıkla gökyüzüne bakarken Aras, küçük kıza dönüp gülümsedi.
“Gerçek sihir,” dedi, “insanların yüzünde bir gülümseme bırakabilmektir.”
O günden sonra Aras sihirbazlığı hiç bırakmadı. Kasabanın çocuklarına gösteriler yapmaya, insanları mutlu etmeye devam etti.
Ve herkes onun en büyük numarasının, sihri kaybetmek üzereyken yeniden bulması olduğunu anlattı.
Çünkü bazı sihirler asalarla değil,kalple yapılır.

