• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Öykü

Sessiz Çığlık / Eyüp Toru

Eyüp Toru by Eyüp Toru
3 Ağustos 2026
in Öykü
0
Sessiz Çığlık / Eyüp Toru
0
SHARES
1
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Bazen tesadüfler ilahi bir güç tarafından gerçekleşir. Hatta bana göre
tesadüf diye bir şey yoktur. Her şeyin bir nedeninin olduğuna inanırım. Sadece
bunlardan bazılarını biliriz, bazılarını ise öğrenemeden bu dünyadan göçüp
gideriz. İşte bana göre, yaşamın güzelliği de burada…
Öyle bir gündü o gün. Vurup kapıyı gitmesinin üzerinden dokuz yıl geçmişti.
Olan olmuş, giden gitmiş, kalan kalmış, yaşayan yaşamış ve ölen ölmüştü.
Külleri bile kalmamıştı aramızdakilerin. Ancak zaman, eskiyenleri yeniden
yaratmasıyla meşhurdur.
Sessizliği severim. Aslına bakarsanız aşığım demek daha doğru olur. Sessizlikte
dinginleşir, nefesimi duyar, yaşadığımı anlarım. Sessizliğin şarkısını dinler,
düşlerimde yolculuk yaparım özgürce. Sessizliğin en güzel olduğu saatler, gece
yarısından sonra başlar. Akıllıların uyuduğu, delilerin ise geceye uyandığı
saatler…
O gece, ılık bir rüzgâr esiyordu şehirde. Bir dostumun tarifiyle, “tam uçmalık
bir hava vardı” Böyle günlerde, rüyasında hep uçtuğunu söylerdi bana. Uçmak
gibi bir niyetim yoktu ama yürümek istedim. Gecenin karanlığında gizlenmiş
her şeyi görmek istedim. Bir hırka alıp yanıma yola bıraktım ruhumu. Bir türkü
vardı dilimde yürüdükçe yürüdüm. Birkaç sarhoşun dışında, kimsecikler yoktu
dışarıda. Zaten ne işleri olabilirdi ki? Işıkları henüz sönmemiş, ışıl ışıl yanan bir
parka girdim. Eski bir banka oturdum sessizce. Gökyüzüne baktım. Tam
karşımda bir kadın vardı. Boynu bükük toprağa bakıyordu. Hareketsizce öylece
duruyordu. Yanına gidip sormak istedim. Yardım etmek istedim kendimce.
Ancak çekinmedim desem yalan olur. Gecenin karanlığında, bir erkek bir
kadının yanına geliyor. Kim olursa olsun, hele ki bir kadın için ürkütücü bir
durum bu. Sonuçta gecenin bu saatinde bir kadın dışarı çıkmaz, çıkamaz. Bunun
sebebi de biz erkekleriz. Yine de aklımda onlarca soru var oldu. “Ne işi vardı
burada? Birinden mi kaçıyordu? Kocası evden mi attı acaba? Yolunu mu

kaybetti yoksa? Ya gidecek bir yeri yoksa? Canım o zaman da polise giderdi. Bir
dakika! Ya polisten kaçıyorsa? Yok canım neden kaçsın. Kaçan insan, ışıklı bir
parkta neden otursun ki?” Bir müddet bu sorularla ve olmayan yanıtlarıyla
boğuşup durdum. Bir karar vermem gerekiyordu. Ya gidecek ya da öylece
yanıtsız sorularımla oturmaya devam edecektim. Gücümü toparlayıp yanına
doğru yürümeye karar verdim. Kararlıydım, sonu ne olursa olsun yanına
gidecek, iyi olup olmadığını soracaktım. Ona yaklaştıkça garip bir his
dolanmaya başladı ruhumun derinliklerinde. Sanki onu tanıyor gibiydim. Öyle
eski bir arkadaş gibi de değil üstelik. Başka bir yakınlıktı bu. Ayak sesimden
ürkmüş olacak, kafasını kaldırdı ve bana baktı. Öylece kalakaldık ikimizde.
Sustuk, sustuk, sustuk… Dokuz yıl sonra, ilk kez onu görüyordum. Başka
şehirlerde iki insan, nasıl olurda burada karşılaşır? Ne işi olabilir ki burada?
Yoksa gördüklerim bir hayalden mi ibaret? Bunları aklımdan geçirirken, ayağa
kalktı. Bana doğru hızlı adımlarla yürüdü. Yanıma gelince, sıkıca sarıldı bana.
Öyle bir sarılmaydı ki bu, size bunu kelimelerle anlatamam. Korkudan tir tir
titriyordu. Gözyaşları boynuma düşüyordu inci taneleri gibi. Yüzüme uzun uzun
baktı. Gözyaşlarını sildi. “Hiç değişmemişsin” dedi. Gülümsedim. “Ben mi”
diye sordum. “Kırk yaşıma geldim. Bilmem kaç kilo oldum. Göbekli, saçı sakalı
beyaz bir adamım artık. Nasıl değişmemiş olabilirim ki?” “Onu demiyorum”
diye seslendi. “Yüreğin aynı hala. Hala gitmiyor, sonu ne olursa olsun
bekliyorsun. Son ana kadar, umutların tükenene kadar, başka çaren
kalamayıncaya dek bekliyorsun. Ben seni yürüyüşünden tanıdım. Daha parka
gelişinden yani. Ne yapacağını merak ettim. İçim içimi yiyordu ama sustum.
Korktum, değişmiş olabileceğinden korktum. O yüzden bekledim sessizce, senin
bana gelmeni.” Haklıydı. Canım defalarca yanmıştı bu yüzden. Bazı insanlar
isteseler de, sorunu bilseler de, yanıtı bulsalar da, oyunun kurallarını anlasalar da
değişemiyordu. Bir dostum bana, bu konuyla ilgili şöyle demişti. “İyi günde,
seni yanımda istemem ben. Sıkıcı ve kasvetlisin. Ancak kötü günde, senden
daha iyi bir sığınacak liman yok. Ve inan bana dostum, bu seçimi, zorla sen

yaptırıyorsun. Acıdan besleniyorsun sen. Yalnızlıktan şikâyet ediyorsun ama her
boşlukta, onun koynunda alıyorsun soluğu. Sana kimse yardım edemez. Bu
konuda da tek başınasın. Seçim yapmak zorundasın. Kendin mi diğerleri mi?”
Saat gece üçü geçmişti. “Üşüyorsun. Seni istediğin yere bırakayım. Gidecek bir
yerin var mı?” diye sordum. “Yok” dedi. “Gidecek hiçbir yerim yok. Ağaç yok,
gölge yok. Kıyı yok, sahil yok. Yol yok.” Ağlamaya başladı yeniden. Sıkıca
sarıldım ona. Bir babanın kızına sarıldığı gibi. “Yürü o halde, bana gidiyoruz.”
Eve geldik. Çay demledim. Bilirdim çayı çok severdi. Sıcak içine işleyince,
gözleri kapanıyordu, dalıp gidiyordu karanlığa. Oracıkta uyudu sonra. Üstüne
bir battaniye örttüm. Sessizce uzaklaştım yanından. O gece hiç uyumadım.
Sabaha kadar beyaz tavana bakıp durdum. Geçmişi izledim. Çok sevdiğim bir
filmi, yeniden izler gibi. Sabah olmuştu, ışık yüzümüze vuruyordu. Odasına
geçtim, merak etmiştim onu. Odada yoktu. Banyoya gitti sandım ancak orada da
yoktu. Korkum giderek artıyordu. Gitti mi yoksa? Nereye gidecek ki? Neden
gitsin canım. Belki de fırına ekmek almaya gitmiştir. Kahvaltı hazırlayacaktır
bize.
Dakikalar, saatler geçti. Ne gelen vardı ne de dönen. Hayaldi belki de
yaşadıklarım. Uzun bir rüya… Neredeyse öğlen olacaktı. Umudum yerini
öfkeye bırakıyordu. Telefonum çaldı. Okuldan arkadaşım arıyordu. Konuşacak
durumda değildim, o yüzden ağız ucuyla “efendim” dedim yalnızca. Ve o sesin
söyledikleriyle yıkıldım, eskimiş bir bina gibi.
“Dostum onu kaybettik. Dün gece intihar etmiş. Kendini asmış. Cesedini sabah
kocası görmüş işe giderken. Zaten kocasıyla arası iyi değildi. Sürekli onu
aldatıyormuş. Üstelik dövüyormuş da. Yazık oldu, gencecik kızdı. Başımız sağ
olsun dostum.”

Onun hayalinin uzandığı koltuğa bıraktım yaşayan ölü bedenimi. Şimdi
yağmurla yarışma zamanıydı. Ağladım… Ağladım… Ağladım… Yarışı ben
kazandım.

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Previous Post

KADER ÇARKI

Eyüp Toru

Eyüp Toru

1981 yılında İstanbul'da doğdu. İlk ve orta okulu buradan tamamladıktan sonra memleketi olan Antalya'ya yerleşti. 1998 yılında amatör bir tiyatro topluluğuna girdi. Bir çok yerel radyoda programlar yaptı. 1998 yılından bu yanadır özel, amatör ve kamu tiyatrolarında oyuncu ve yazar olarak çalışmaktadır. 2011 yılında S.DÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Dramatik Yazarlık Ana Sanat Dalını kazandı ve buradan 2015 yılında mezun oldu. Necmettin Erbakan ve Selçuk ünivesitesi Sinema bölümlerinde senaryo dersleri verdi. 2016 yılından bu yanadır da Konya Şehir Tiyatrolarında Yazar, dramaturg olarak görev almaktadır.

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Ağustos 2026
  • Temmuz 2026
  • Haziran 2026
  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Sessiz Çığlık / Eyüp Toru
  • KADER ÇARKI
  • Sorgulamamanın Sessizliği / Meltem Güdemezoğlu
  • Falancanın Karısı / Selcen Gezgin
  • Ahlar / Yerli Tolstoy

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.