Dem ve Telve.
Bir bardak çay oturur masaya önce,
Acelesiz, bardağın belinde bir incelik.
Sohbeti uzatır, kelimeleri ısıtır,
Kırmızısında dem tutar yalnızlık.
Sonra bir fincan kahve gelir yanaşır,
Koyu bir sükût, kırk yılın hatırı.
Dumanı tüterken ince bir kokunun,
Köpüğünde saklanır bir ömrün satırı.
Çay, bir dostun kapıyı çalması gibi;
Çoğalır yudumlandıkça masadaki ses.
Kahve ise kendine dönmek gibidir;
Acısında derinleşir alınan her nefes.
Biri taze bir sabahın umududur,
Biri akşamüstünün durgun aynası.
Biri demini bekler sakince,
Diğeri telvesinde saklar ne varsa kalanı.

