Doğruyu yapınca yer yerinden oynuyor.
Bıktık her şeyi tarif eden bilgi ile dolu eylem yoksulu bilgesizlikten.
İnsanı irdele irdele nereye kadar? Aç kalınca öldürdüğünü afiyetle yiyip sonra da tuvalete giden canlı işte altı üstü.
Asıl sorun insanın insana zulmü değil bu sadece insanın seçtiği en kolay yol, asıl sorun buna sebep olan insanın içindeki hayvanın ta kendisi.
Ah o hayvanı ehilleştirseydi insan… Ne güzel olurdu bu dünya!
Hayyam’ın dörtlüklerindeki tüm sorular yanıt bulurdu.
Zaten cennet dünya, dünya da cennet olurdu.
Yahu, insan! Altı üstü içinde beslediğin bir hayvandı EHİLLEŞTİRİLECEK olan. Onu da 200 bin yıldır beceremedin.
Kendi türünü öldürdü, dövdü, işkence etti, kılıçtan geçirdi, kesti, hapsetti, kaçırdı, köleleştirdi, ezdi…
Kimi KATLİAMLARININ adına ZAFER bile dedi. Yeryüzü sanki dedesinindi. Diğer canlılar da sanki onun dedesinin çiftliğindeki zavallı kölelerdi.
ZEKİ İNSANIN İNSANLIK TARİHİNDE öldürmek, YAŞATMAKTAN öncelikliydi.
Zaten ölümlü olan insan, insana ÖLÜMÜ ceza olarak kesti.
Şapşal mısın sen insan? Zaten eninde sonunda ölecek olan insanı öldürmek mi maharetliydi?
İnsanı yaşat hem de doğruyu yaptırarak yaşat ki anlamlı olsun yeryüzündeki VARLIĞIN… Saf mısın sen insan?
İçindeki hayvan o kadar hırslı ki hem onu zaptedemiyorsun hem de çıkıp AKIL ABİDESİYİM diye gezegende övünüyorsun.
Aklınla, zihninle ve bilginle kibirleniyorsun ama sen gerçeğini görmek istemeyen hafif bir ruh hastası gibisin insan.
Bahçende sadece ot yiyen hayvanları kesip kesip yemeyi AKIL ve YETENEK zannederken
Kendi bedenindeki hayvanı bir türlü kesemiyorsun.
Hani İbrahim Peygambere söz vermiştin ya, hâlâ kendini kurban görüp başka kurbanlar edinip onları kesiyorsun insan.
İnsan olan tarafınla hayvan tarafın savaştı durdu bin yıllardır farkında mısın ? Üstelik içindeki SAVAŞIN dışarda da SAVAŞLAR çıkmasına neden oldu kim bilir kaç bin nesil değil mi insan?
Bir tek iyi tarafı var belki de bu kendi kendinle barışı mühürleyememenin.
Yani bedeninde beslediği hayvanla yüreğinde beslediği insanın kavgasının tek iyi bir sonucu vardı belki. O da SANATIN ortaya çıkmasıdır bu gölgesinden utanan insandan.
Basınçlı bir düdüklü tencereden, düdük sesiyle dışarıya çıkan buhar gibi SANAT çıkmıştı HAYATIN içinden; bin yıllardır insanın kendine karşı verdiği bu basınçlı savaştan.
Yoksa tüm İNSANLIK patlardı böyle zorlu, kadim ve kindar savaşın basıncından.

