Asfalt Yol
Abimle sabahın soğuğu kırılmadan düşerdik yola kış günleri. O işe ben okula. Belki birbirimizin yerinde olmayı istedik zaman zaman ama asla dile getirmedik. Toprak yolun asfaltla kesiştiği yola dek sessizce yürüyen iki gölge. Abim asfalta adımını atınca, Zeliş görüşürüz, diye seslenirdi bir tek. Başka da sesini duymazdım.
İş bulursa bu ikiliye babam da katılırdı. O günleri hem sever hem sevmezdim. Babam da bizleyse akşama eve girecek ekmek sayısı artardı. Mutlu mesut uyuyacağım garantilenirdi. Ama işin kötüsü babamın her daim asık suratıyla bize eşlik ettiği günler abim asfalta çıkınca bana seslenmez, dönüp bakmazdı bile benden yana.
Önce babam gitti o asfalt yola kurban. Amele servisi buzlu yolda duramayınca altına aldı babamı, yatağa fırlattı. Uzun zaman kaldı babam o yatakta. Kalktığında yeni yatağı olan mezarına götürdü eş dost.
Babamın ardından o toprak yol beni daha bir yorar oldu. Üzerimdeki tek yük pazar çantasından bozma okul çantam değildi. Okula gidiyorum diye işe gitmememin yüküydü. Kimse bir şey demezdi Allah için, yine de o sessizlikte asılı kaldı nice zaman okula değil işe git cümleleri.
On iki yıl geçti. Ben artık o toprak yola dökülen asfalttan yürüyorum ama kimse bana Zeliş demiyor. Zaman değişti. Zeliş artık yolu asfalt olan okulun tek öğretmeni. Toprağa sadece asfalt dökülmedi, abimin ardından gözyaşlarım da döküldü. Babamın canını alan servis kılık değiştirdi abimi de aldı.



Öykünüzün sessizliği ile yalın anlatımınızın gücüne hayran kaldım. Ancak tavsiye maiyetinde nacizane önerim öykünüzde belirttiğiniz iki hususun, biraz daha derin işlenebileceği yönünde olurdu. Bu hususlardan birincisi, babanın ve abinin ölüm anları birbirine çok benzer ifadelerle geçiştirilmiş olması (servis altına aldı , kılık değiştirdi aldı). Bu iki kayıp arasındaki duygusal farkı, belki birinin yavaş, diğerinin ani oluşunu anlatınıza yedirmek, yasın ağırlığını katlayabilirdi. İkinci husus ise, anlatıcının yıllar sonra öğretmen olması olgusunun tek cümlede atlanmış olması. Bu sıçrama bana biraz hızlı geldi. On iki yılın içinde, toprak yolda asfalt dökülürken, bu karakterin kendi içinde neler değiştiğini, biraz daha hissettirebilseydiniz, finaldeki “şimdi kimse Zeliş demiyor” cümleniz çok daha vurucu olabilirdi. Ama tüm bunlara rağmen, öykünün saflığı ve içtenliği gayet samimi. Keyifle okudum Ellerinize sağlık🙏
teşekkürler. önerilerinizle öykümü yeniden gözden geçireceğimden emin olabilirsiniz