Kim olduğum, kiminle olduğuma mühürlü,
Her bakışta yeniden doğarım, bin türlü.
Birisi için coşkulu bir denizim, ucu bucağı olmayan,
Dalgalarımda fırtına, derinliğimde sır saklayan.
Bir başkası için suları çekilmiş bir nehir,
Yorgun, durgun ve içine hapsolmuş bir şehir.
Akışım aynı kalmasa da yatağım hiç değişmez benim.
Ruhu munis olanın yanında deryadil olur çağlarım.
Birine göre güneşim, karanlığı yırtan keskin ışık,
Birine göre geceyim, yolları birbiriyle karışık.
Birinin avucunda ince bir camım, kırılmaya hazır,
Diğerinin önünde tunçtan bir kapı, sükûtu sabır.
Sormasınlar bana “Necisin?” diye,
Ruhum tevafuk ettiği yüreğe göre dile gelir.
Sen neyi vermeye niyetliysen, işte ben tam da oyum.
Kimi zaman bir umman, kimi zaman bir yudum suyum.




Bu yazı insanın ruhunun ne kadar esnek ve ilişkisel olduğunu harika bir metaforla anlatıyor. Karşımızdaki insana göre bazen fırtınalı bir deniz bazen suları çekilmiş bir nehir bazen keskin bir ışık bazen de sessiz bir tunç kapı olabiliyoruz
Asıl mesaj çok net ve derin
“Ben” dediğimiz şey büyük ölçüde karşıdaki kalbin niteliğine ve niyetine göre şekilleniyor
“Sen neyi vermeye niyetliysen, işte ben tam da oyum” dizesi ise hem çok güzel hem de insanın içini titretiyor
Ruhumuzun “tevafuk” ettiği yüreğe göre dile geldiğini hatırlatan incelik dolu etkleyici bir yazı Ellerin dert görmesin…