Ölüm bilmediğim bir lisan,
Onun dilinden konuşamam.
Kalmayı bilirim ben –
Bir sesin ansızın kesilişini,
Bir bakışın sönmesini.
Pencerede bekleyen nur yüzünün,
Arkamdan sallanan pamuk ellerinin,
Yorgan gibi sarındığım gül kokunun
Benden eksilmesini bilirim.
Ölüm kalanda bir kara delik –
İçinde biriktirir;
Söylediklerini, susmalarını,
Duyduklarını ve duymadıklarını.
Boşluğun ağırlığını
Yama gibi işler yüreğine,
Ben o yamanın sızısını bilirim.
Sen gelince rüyalar ne güzel.
Koyunca başımı dizlerine,
İçimdeki çocuk
Yine danseder.

