Bir şeyi çok sevmek, onun da seni seveceği anlamına gelmez. Bazen sadece seversin. Ömrün neden sevilmediğini anlamaya çalışmakla, buna bir nedensellik aramakla geçer. Bazen sadece seversin. Sadece…
Yıllar önce bir kargo şirketinin bölge müdürlüğünde çalışıyordum. Büyük kapıdan girdiğinde ikinci masa benim masamdı. Bunu saçma detayı neden verdiğimi hikâyenin sonunda anlayacaksınız. Hemen arkamda benim yaşlarda, Salih adında biri çalışıyordu. İyi arkadaştık onunla. Olmama şansımız yoktu. Zira müdürlükte çalışanlardan sadece ikimiz erkektik. Bunu bir haltmış gibi söylemiyorum. Biyolojik olarak sadece biz erkektik.
İşim basitti. Genelde gün boyu telefonda başka müdürlüklerdeki benim pozisyonumda olanlarla konuşur işlerimi halletmeye çalışırdım. İstanbul bölge müdürlüğünde çalışan, yine benim yaşlarımda bir kız vardı. Adını bile anımsamıyorum şimdi ama o zaman için hayata bakışımı, tamamen değiştirmişti. Uzun süre telefonla görüştük. Ve sonunda buluşmaya, birbirimizi görmeye karar verdik. Ben Antalya’dan kalkıp onun için İstanbul’a geldim. Buluştuk sohbet ettik. Çok güldük çok eğlendik. Günün sonunda, dönüş yolunda bir ilişkiye başlama kararı aldık. Günün başında ilk kez canlı olarak gördüğüm kadınla artık sevgiliydik. Bu kadar hızlı olması beni korkutmuyor değildi. Ancak yine de ona olan hislerim beni bu tuzaktan vazgeçirmiyordu. “Çabuk ulaşılan her şey, çabucak yitirilmeye mahkumdur.”
Telefonda görüşmeye devam ettik. Yine bir hafta sonun onun yanına gitmeye hazırlanırken bana; benden ayrılmak istediğini söyledi. Nedenini sorduğumda ise bana şu yanıtı verdi. “Mesafeler” Ve devam etti. Uzak ilişkinin sorun yarattığını, sevgilisini kanlı canlı her zaman yanında görmek istediğini, şimdilik iyi gitse de ileride sorunlar olacağını ve bunun ikimizi de yıpratacağını söyledi. Haksız değildi. Uzak ilişkiyi sürdürmek zordur. Hele ki bizim gibi yirmili yaşlarda, her duyguyu sonsuza kadar sürecek sananlar için daha zordu. Çaresiz ayrıldık. Herkes önüne baktı. Kısa süreli bir deneyim olarak anılarımda kalacaktı ancak öyle olmadı. Bir süre sonra hemen arkamda çalışan Salih ile onun konuştuklarını duydum. Sonrasında buluştuklarını öğrendim. İki ay içinde de evlendiler.
İşte en yukarıda yazdığım o yazı, yaşadığım bu süreçten sonra ortaya çıktı. Mesafelerin, uzaklığın hiçbir önemi, manası yoktu. Önemli olan tek şey hislerdi. Yoksa başka türlü nasıl açıklanacaktı bu saçma durum. Şunu mu diyecektim yani? Kapıya daha yakın olduğu için Salih ile evlendi…
NOT: Beş altı ay içinde onlar da ayrıldılar…



