• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Anlatı

Hıdırellez’de Yapılan Bazı Ritüellerin Aslında Şamanizm’den Geldiğini Biliyor muydunuz? Yazar Suat Altınok

SuatAltinok by SuatAltinok
6 Mayıs 2026
in Anlatı, Araştırma, Deneme, Genel, İnceleme
0
Hıdırellez’de Yapılan Bazı Ritüellerin Aslında Şamanizm’den Geldiğini Biliyor muydunuz? Yazar Suat Altınok
0
SHARES
14
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

6 Mayıs gecesi insanlar ateşin üzerinden atlıyor, dileklerini ağaçların altına gömüyor, cüzdanlarını açık bırakıyor, su kenarlarında çeşitli ritüeller yapıyor. Çoğu kişi bunu sadece “gelenek” olarak görüyor. Kimileri ise çocukluğundan beri gördüğü için sorgulamadan devam ettiriyor. Fakat işin ilginç tarafı şu:

Bu ritüellerin büyük bir kısmı, sanıldığı kadar yeni değil.

Hatta bazı araştırmacılara göre bu geleneklerin kökeni, İslamiyet’ten bile daha eskiye, Orta Asya’daki Şamanistik Türk inançlarına kadar uzanıyor.

İşte tam da bu yüzden Hıdırellez, sadece bir bahar kutlaması değildir.
O, insanlığın hafızasında kalan eski bir inancın bugüne taşınmış hâlidir.

Dikkat edin…
Ateşten atlama ritüeli sadece bizde yoktur. Eski Türk topluluklarında da ateş, kötü ruhlardan arınmanın sembolüydü. İnsanlar ateşin temizleyici gücüne inanırdı. Kötülüğün, hastalığın ve uğursuzluğun ateşle yok olduğuna inanılırdı. Bu yüzden ateş sadece ısıtan bir şey değildi; aynı zamanda görünmeyen tehlikelere karşı koruyucu bir güçtü.

Bugün Hıdırellez gecesi ateşin üzerinden atlayan insanlar belki bunun tarihini bilmiyor. Ama binlerce yıl önce yaşayan insanların yaptığı hareketin aynısını tekrar ediyorlar.

Asıl ilginç olan da bu zaten.

İnsan değişiyor.
Teknoloji değişiyor.
Şehirler değişiyor.
Ama bazı ritüeller hiç değişmiyor.

Çünkü insanın içindeki bazı duygular değişmiyor:
Korku…
Umut…
Bereket arzusu…
Yeni bir başlangıç isteği…

Hıdırellez’in merkezinde aslında tam olarak bu var.

Mesela dileklerin gül ağacının altına gömülmesi…
Bu da rastgele ortaya çıkmış bir gelenek değil. Eski Türk inançlarında ağaçlar kutsal kabul edilirdi. Özellikle büyük ve yaşlı ağaçların ruh taşıdığına inanılırdı. Gökle yer arasında bir bağ oldukları düşünülürdü. İnsanlar dileklerini, dualarını ya da umutlarını bu yüzden ağaçlarla ilişkilendirirdi.

Bugün insanlar küçük kâğıtlara ev, araba, para ya da aşk çizip onları toprağa gömüyor. Kimisi bunu eğlence gibi görüyor. Ama geçmişte bu hareket çok daha mistik bir anlam taşıyordu.

Çünkü insan, doğayla konuştuğuna inanıyordu.

Modern dünyada bu fikir birçok kişiye tuhaf geliyor olabilir. Ama dürüst olalım…
Bugün bile insanlar zor zamanlarında gökyüzüne bakıp içinden bir şeyler söylüyor.
Kimse görmese bile içinden bir dilek geçiriyor.
Bir işin olması için “inşallah” diyor.
Şans getirecek küçük işaretlere tutunuyor.

Çünkü insan tamamen mantıkla yaşayan bir varlık değil.

Ne kadar modernleşirse modernleşsin, bilinmeyene karşı içinde hâlâ eski bir taraf taşıyor.

Su ritüelleri de bunun başka bir örneği.

Hıdırellez gecesi su kenarına gitmek, yüz yıkamak, akan suya dilek bırakmak gibi gelenekler de eski inanç sistemlerinde önemli bir yere sahipti. Su; arınmanın, yenilenmenin ve hayatın sembolüydü. Özellikle baharın gelişiyle birlikte suyun “canlandığına” inanılırdı.

Aslında bugün bile insanlar psikolojik olarak suyun yanında kendini daha huzurlu hisseder.
Deniz kenarında rahatlamamız…
Yağmur sesini seviyor oluşumuz…
Bir nehrin başında düşüncelere dalmamız…
Bunların hepsi tesadüf değil.

İnsan doğadan tamamen kopamıyor.

Belki de Hıdırellez’in hâlâ bu kadar güçlü kalmasının nedeni tam olarak bu.

Çünkü modern hayat insanı yoruyor.

Sürekli ekranlara bakan, borç düşünen, yetişmeye çalışan insanlar; yılda bir gece bile olsa umut hissedebilecekleri bir şey arıyor. Hıdırellez biraz da bu yüzden yaşıyor.

İnsanlar aslında sadece dilek dilemiyor.
Bir ihtimale tutunuyor.

Belki bu yıl hayatım değişir…
Belki şans döner…
Belki kötü günler biter…

Ve ilginç olan şu:
Bin yıl önce yaşayan insan da aynı şeyi düşünüyordu.

İşte insanlık burada birleşiyor.

Kıyafetler değişiyor ama korkular aynı kalıyor.
Dinler değişiyor ama umut aynı kalıyor.
Çağ değişiyor ama insanın içindeki eksiklik hissi değişmiyor.

Bu yüzden Hıdırellez sadece folklorik bir etkinlik değildir.
O, insanın görünmeyene duyduğu ihtiyacın devamıdır.

Belki de bu yüzden bazı insanlar bu geceyi diğer gecelerden farklı hissediyor.
Sanki havada eski zamanlardan kalmış bir şey varmış gibi…

Çünkü bazı gelenekler sadece yapılmaz.
Hissedilir.

Ve belki de en çarpıcı soru şu:

Teknolojinin zirvesine ulaştığımız bir çağda bile insanlar neden hâlâ ateşten atlıyor, dilek diliyor ve görünmeyen bir berekete inanmak istiyor?

Belki cevap sandığımız kadar karmaşık değildir.

İnsan bazen bilime değil, umuda ihtiyaç duyar.

Hıdırellez de tam olarak bunun gecesidir.

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Tags: 6 MayısAnadolu kültürüateşten atlamabahar bayramıbolluk ritüelidilek ritüeliHıdırellezhıdırellez anlamı nedirHıdırellez ritüelleriHızırkadim inançlarmistik geleneklerOrta Asya gelenekleriŞamanizmSuat Altınoksuat altınok köşe yazarısuat altınok yazılarıTürk kültürü
Previous Post

İncelikten

Next Post

YENİLENLERİN ŞARKISI

SuatAltinok

SuatAltinok

Suat Altınok, insanın iç dünyasını, vicdanını ve bireyin kendisiyle olan mücadelesini merkeze alan bir yazardır. “Zamanın Gölgesinde – Efes”, “Kayıp Işık: Şems’in Sırrı” ve “Raskolnikov’un Gölgesi: Sonya” adlı üç romanın yazarı olan Altınok, eserlerinde tarihsel arka plan ile psikolojik derinliği bir araya getirerek okuyucuyu yalnızca bir hikâyeye değil, aynı zamanda bir yüzleşmeye davet eder. Farklı platformlarda yayımlanan yazılarıyla edebiyat ve düşünce alanında üretimini sürdüren yazar, karakterleri üzerinden insanın karanlık ve aydınlık yönlerini sorgular. Kesin cevaplar vermekten çok, doğru soruları sormayı tercih eder. Yazmak onun için bir anlatım değil, bir arayıştır.

Next Post
YENİLENLERİN ŞARKISI

YENİLENLERİN ŞARKISI

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Minderden Evler / Muhammed Korkmaz
  • Mevlam / Hatice Ertürk
  • Zordur Üstad / Rumeysa Şaki
  • Saklı Limanların Vedası / Reyhan Ertok
  • Annem / Hilal Saraç

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.