Edebiyatın Kraliçesi Enheduanna / Hanife Nur Ekinci 0 (0)

Konuşmak kadar yazmanın da elzem olduğunu biz kadınlar neden çok geç öğreniyoruz acaba?  Kalem ile çok geç tanıştırılıyoruz. İlkokula başladığımız zaman elimiz kalem tutmaya başlıyor. Kalem ile ne yazmamız gerektiği- gerekeceği hiç aşılanmamış benliklerimize. Hep bir komut ve dikte ile oynattık kalemlerimizi solgun defter sayfalarında.  Kimse söylememiş duyguların, hislerin en Sıddık elçisi kalemdir, diye.  Kelimelerin […]

Loading

119. Oda / Hanife Nur Ekinci 5 (3)

                                                                 Hasta bakıcı elinde temiz çarşaflar ile 119. Odaya girdi. Bir yandan söyleniyor bir yandan da yatağı çekiştiriyordu. Belli ki birilerine kızmıştı. Zira burası hastaneydi; stres, mobbing, hiyerarşi, bunlardan herhangi birine maruz kalabilirdi insan burada. Mavi önlüklü, kır saçlı bu hasta bakıcı da bunlardan birine içerlemiş, acısını da yataktan çıkartıyordu. Kirli çarşafları arabasına atıp […]

Loading

Ah dostum! / Hanife Nur Ekinci 5 (1)

 Ölmek nedir dostum? Hırıltılı bir ses, terlemiş alın, bir yana kayıveren bir çift göz mü? Ölmek bir zamanlar öyle kolay değildi. Ölecek kişi yatağın misafiri olurdu önce. Sevdikleri yanı başından ayrılmaz; sırtını ovar, alın terlerini silerdi. “Canın ne istiyor” diye sorulurdu. Hiç kimse kara toprağa yakıştırmazdı ölecek kişiyi, yaşayacağına dair ümitvari cümleler kurarlardı. “Maşallahın var!” […]

Loading

Kalpleri Ayarlama Enstitüsü / Hanife Nur Ekinci 0 (0)

 Hayatın hengâmesinden biraz uzaklaşsak mı ne dersin? Ne biliyim? Mesela olmazsa olmaz, diye tutturduğumuz şeyleri; yapmazsam ölürüm, diye beynimize kodladığımız vehimleri şöyle arka sıralara mı atsak? “Vip insan “ statüsüne tam yaklaşmışken biraz duraklasak mı? Mükemmel anne, oyuncu anne, etkinlikçi anne modunu değiştirsek mi bir süreliğine? Resmi bir görev gibi addettiğimiz sosyal medya paylaşımlarımıza uzun […]

Çaresizliğin Adı Zayıflık Olmuşsa Eğer / Hanife Nur Ekinci 0 (0)

Bu hayatta en zor şey, uzun uzun konuşmadan anlaşılamamak galiba… Boynun bükülmez, gözlerin yaş tutmazsa çaresizliğini anlayan olmaz. Elinin, kolunun yetişemediği şeyler olur, insanlar seni hep muhtaç kategorisinde görür. Meramını, parantez açmadan, dipnot düşmeden anlatsamazsın mesela. Bir argüman olmalı melalini anlatmaya ya da bir referans yaşadıklarını doğrulayan. Kuru kuru derdini anlatamazsın, çaresizliğini konuşamazsın, ezik psikolojisinin […]

Loading

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön