• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Genel

  Şahika / Mehmet Özkendirci

Mehmet Özkenderci . Mehmet Özkenderci
19 Ekim 2026
. Genel
0
  Şahika / Mehmet Özkendirci
0
SHARES
0
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

                                                                                                                               

 

Dün de aynı yoldan geçti Şahika Hanım. Aynı evler aynı ağaçlar. İri yeşil kahverengi ve ince beyaz kontör çizgili dokuma şalı, hafif ökçeli kahverengi ayakkabısı, iri çizgili toprak rengi ekose etekliği ve yeşil balıkçı kazağıyla… Bu sokaktan geçerken aynı soruyu sorardı kendine.

– Acaba ben dünden mi kaldım, dün bugün mü yoksa?

Zaman, onun için akreplerin yelkovanları soktuğu, sarkaçların salınmaktan yorulup duvardaki kabında sonsuza kadar uyuduğu bir yerdi. Belki de saat başlarında yuvasından çıkıp guguk guguk demekten bıkan bir kuş. Her şey akıp giderken kendindeki bu durağanlık, saçlarında ki aklar, dizlerinde ki romatizmalar ve gün geçtikçe artan gözlük numaralarıyla zıtlık oluşturuyordu. Geçen yıllar narin bedenine bir  Şahika daha eklemişti. Göğüsleri sarkmış, fırlayan göbeğinden ne giyse taşıyordu. Sütun misali bacakları da bu değişime ayak uydurmuştu çaresiz. Gözlerindeki buğulu bakışlar aynı kalsa bile aynalara bırakmıştı güzelliğini. Artık anı defterinde unutulmuş kırmızı bir gül kadar yalnızdı.  Dip boyalarını koyu griye boyamaktan vazgeçeli yıllar olmuştu. Rujlar rimeller zaten hayatında hiç yoktu.

Hep bu yollardan  geçmemişti  Şahika Hanım’ın geçmişi. Bu yollarda ip atlamamış, siyah önlükle okula gitmemiş, ilk kez aşık olmamıştı. Bu yollara  ‘düşmesi’ emekliliğinin sonunda başlamıştı. Her memurun hayali gibi onun da sahilde bir kasabaya yerleşme isteği vardı. Yarım asırdan sonra gerçekleştirdiği bu hayali için kendini pek mutlu değil şanslı hissediyordu. Akademinin en güzel kızıydı, gerçek bir şahikaydı güzellikte.  Birçok top modeli kıskandıran ölçüde bir bedene sahipti. Kuğu misali uzun boynunun üzerinde felekten sürmeli buğulu iri kara gözler, hokka bir burun ve her adım atışında ahenkle sallanarak dans edip dalgalanan gür saçlar. Allah çirkin şans ı versin derler ya bu en azında onun için doğrudur. Bu muhteşem güzelliğe çoğu genç kendini uygun bulamamış, uzaktan iç çekmekle yetinmişti. Bulanları da daha iyisi çıkar diye kendi istememişti. Geri dönüşü olmayan gül bahçesinde en güzel gülü arayan kişinin hikâyesini yaşamıştı. Bahçenin bitiminde aradığı en güzel gülü değil hiç beğenmediklerine kalmış, büyük hayal kırıklığına uğramıştı. Artık geçmişi yaşamanın faydası yoktu. Bu saatten sonra bir yığın keşkiye yarınlarını tutsak edemezdi. Ama bir başına kaldığı nefesini duyduğu anlarda o kadar kolay olmuyordu unuttum deyince unutmak. Evde kaldığı anlarda televizyonlarda ne kadar abuk sabuk dizi ve programlar varsa boş gözlerle izler, çoğu kez sadece sesini dinlerdi. Çok geceler boynu tutulmuş olarak uyukladığı koltuğunda uyanır, geçmek bilmez dakikaların geçmesini gözlerini tavana dikerek beklerdi. Epeydir bir kedi veya köpek alma isteği duysa da gündüz bu aklına pek gelmezdi.

Kasabada selam verip ayaküstü konuştuğu birkaç komşusunu saymazsak kimsesi de yok gibiydi. Devamlı gittiği sahil kafesinin kış günleri kimselerin olmadığı saatlerinde çalışan kadın ve kızlarla karşılıklı sigara içip kahve içerdi. Kızlardan birisinin lise sonda okuduğunu resim öğretmeni olmak istediğini öğrenince öğretmenlik damarı kabardı.

-Ben de öyle bir okuldan mezun oldum. İstersen yardımcı olabilirim.

Ege’nin küçük sahil kasabasında böyle teklif genç kıza büyük piyangoydu. Eli ayağı tutuştu, dili tutuldu kekeleyerek teşekkür etti. Daha sonra kahvenin pek yoğun olmadığı saatlerde yeni öğrencisine dersler vermeye başladı. Kızdaki yeteneği ve isteği görünce mesai sonları evinde ders vermeyi önerdi. Hafta içi gittiği Muğla’dan boya ve kâğıtlarla dolu büyükçe bir koliyle döndü. Sınavlar yaklaştıkça çalışmaları daha yoğunlaştı. Artık boş gözlerle televizyon izlemek yoktu.

Yıllar sonra İstanbul’a sınav için geldiler.  Kum saati geri dönmüş, sınavı  ikinci kez kaybettiği gün aklına geldi. İlk kez gittiği kursun en iyi desen çizen öğrencisi onun çizdiği deseni kopya edip sınav jürisine göstermişti. Yine de umudunu yitirmedi daha da hırslandı. Sulu boya tekniğim eksik diye kendine bahane buldu. İkinci yıl sınava girerken ayna karşısında portresini çizebilecek kadar usta olmuştu. Ama zengin ve bürokrat çocuklarının arasından jüri üyelerinin barajını aşamadı. Küçük bir taşra kasabasından dünyanın en büyük kentlerinden İstanbul’a gelebilmek ve ülkenin en yetenekli öğrencileriyle yarışmak az şey değildi. İkinci yılda asistanların yardımcısı gibiydi. Kursa geç gelen ya da fazla aşama kaydetmeyen öğrencilerinin çoğu kazanırken o hep kaybediyordu.  O bölümde girdiği son sınavdan hepten umutluydu.  Kasaba’da yine boyunun ölçüsünü alıp yuvasına döner diyenleri haklı çıkartmak istemiyordu. Son kaybedişi bir sınavdan öte hayatı kaybedişiydi o yaşlarda. Oysa hayat durmayan bir  yarış değil miydi? Son kez bir asistanın uyarısıyla girdiği başka bölümünü binden fazla öğrenci içinde birinci olmasına pek sevinemedi. Nasıl sevinebilirdi gençliğinin en güzel iki yılı resmen gasp edilmişti. Yıllar geçti Fındıkzade’den Eminönü’ne o yağmur ve fırtına altında halâ bir kazaya uğramadan nasıl gelebildiğini, yükseklik korkusuna aldırmadan kaç zaman parmakları uçundaki Haliç’in dalgalarına hipnotize edilmişçesine dakikalarca durduğunu hiç çözemedi. Sanki gizli bir el tarafından geri çekilmişti.

-Merhaba Şahika!

Şahika yıllar sonra duyduğu bu sesi tanısa bile yüzü hemen tanıyamamıştı. Kavruk Anadolu delikanlısı onun gibi çok değişmişti. Biraz kilo almış, kırlaşan saçları sıfır numara tıraş olmuş, entel sakalı ona çok yakışmıştı. Gözler ve sesler pek değişmezdi.

-Şahika beni tanımadın mı? Sınıfın en yeteneksiz ressamı İzzet.

-Tanıdım. O kadarda yeteneksiz değildin. Profesör olduğunu duymuştum.

-Keçinin olmadığı yerde ben de Abdurrahman Çelebi oldum. Gel sınav bitene kadar odamda sana bir şekerli kahve söyleyeyim. Halâ şekerli içiyorsun değil mi?

İzzet ona aşkı itiraf edemeyenlerden idi. Okulun son gününü bekliyordu. Ret ederse bir daha yüzüne bakamam diye. Ama o gün gelmedi… Sınava giderken bindiği minibüs tramvayla çarpıştı. Bir hafta komada kaldı, bütün çalışmaları kaybolmuştu. Döndüğünde Şahika’sı kırılan umutları altında kalmıştı. Şimdi hiç ummadığı bir zamanda karşısındaydı.

Sınav sonu İzzet fakültede doçentlik yapan eşiyle yanına geldi. Sarışın minyon tipli güler yüzlü birisiydi. Dönüş saatine kadar yanlarından ayrılmadılar. İki çocukları olmuş, kızlarına Şahika ismi koymuşlar hep zirvede kalsın diye.

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Önceki Yazı

Demir Parlaklıkların Arkasındaki Gökyüzü.

Sonraki Yazı

Sevda  Meselesi  / Esmanur Kara

Mehmet Özkenderci

Mehmet Özkenderci

Sonraki Yazı
Sevda  Meselesi  / Esmanur Kara

Sevda  Meselesi  / Esmanur Kara

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Ekim 2026
  • Eylül 2026
  • Ağustos 2026
  • Temmuz 2026
  • Haziran 2026
  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Korkmayan  Kitaplar  Var /  Dursaliye Şahan
  • Sevda  Meselesi  / Esmanur Kara
  •   Şahika / Mehmet Özkendirci
  • Demir Parlaklıkların Arkasındaki Gökyüzü.
  • Toprağın Fısıltısı.

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

imunify-bot-check
KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.