Söylenecek ne çok şey var,
Oysa ben bütün susmalarımın içine gizlemişim kendimi.
Her şeyi görüyorum, biliyorum,
İnsanların menfaat uğruna düştüğü dalkavukça hâlleri,
Maskelerin arkasındaki o ince hesapları…
Görüyorum ve öngörüyorum hepsini.
Yine de yutkunup susuyorum,
Çünkü anlatmaya değmeyeceğini biliyorum.
Sonra sadece bir “Neyse…” düşüyor payıma,
Ama içimde suskunluklar büyüdükçe büyüyor.
İçimde büyüyen bu sessizlik,
Artık dışarıdaki tüm gürültülerden daha yüksek.
Sustukça derinleşiyorum,
Derinleştikçe çekiliyor sular kendime doğru.
Her şeyi anlamanın yüküyle,
Kendi kalabalığımda sessizce eksiliyorum.
Bir Eylül hüznüne sığdırıyorum tüm cümleleri.
Orada hapsediyorum,
Dehliz dehliz saklıyorum.
Anlamı yok şimdi sayfalarca,
Olsa ne fayda…
Gözlerimden damlaya damlaya,
Biliyorum her şeyi.


