Büyülü sandığın gözlerin
Hala beni etkiler mi sandın
Bende fasıl fasıl acılar
Direniş zaferi sonrası dikilmiş
Bir kahraman heykeli gibi
Yine kışın üstüme kar yağar da üşümem
Yazın ısıtır demirimi cehennem gibi güneş
Yine de yanmam
Vaka-ı şahaneye dönmüşüm
En büyük hatam yine benim
Ben olmamdan öte kahrım da yok
Sal mutsuzlukla seyretsem de
Bu acayip seyrimde
Seyyareler arasında gider gelirim de
Yanaşmam sana ey güneş
Sen mutlak yanansan da
Ben artık senden daha harlı bir ateşpare
Aşk neydi unuturum
Kendim olmuşum
Kendiminde unutmuşum
Ondandır mucize sandığın gözlerin
Çatı katlarında köşelere koyup unutulmuş
Paslı demirleri küflü ahşaplarıyla
Sandıklarda saklı
Ben belik belik kanarken
Bir şelale gibi akıp giderken
O sokak bu sokak
Kanımdan gayrı kırmızının yalanını anlamışken
Büÿük kopuşların urgan kalıntıları kollarımda
Zincirinden kopmuş bir köpeğin
Saldırganlığını da sindirip
Sessiz bir yakarışla ilerliyorum
Ne sen ne gözlerin
Ne yanması gereken sokakların
Saçma itaatkarlığı umurumda
Lanet bir tat dilimin ucunda
Ve yiyeceğim tatlılar beni öldürecekken gün gün
Yok hayaller yok umutlar
Ne umrum
Bir selim
Dere yatakları barajlar baş düşmanım
Nihayetinde önüme kapılan her şey de cehennem
Ulaşınca kıyılarına bilinmezin
Ki o zaman sakinim
Huzur yok bana sevda yok
Kırmızı kızıl mavi hepsi yalan
Akar giderim gezegenler arası
Sel suyu rengiyim


