• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Genel

Ay Sonuna Üç gün Vardı

MerveMinaSeyhan by MerveMinaSeyhan
14 Ağustos 2026
in Genel
0
0
SHARES
0
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Ay sonuna üç gün vardı.

Mutfak masasının üzerinde yüz yetmiş lira, yarım ekmek ve ödenmemiş elektrik faturası duruyordu.

Kadın parayı üç kere saydı.

Değişmedi.

Zaten bazı şeyler ne kadar sayarsan say değişmiyordu. Para çoğalmıyor, kira eksilmiyor, çocukların ihtiyaçları beklemiyordu.

Sabah ev sahibi aramıştı.

“Bu ay da gecikmesin.”

“Gecikmez,” demişti.

Telefonu kapattığında kendi söylediğine kendi inanmamıştı.

Buzdolabını açtı. Birkaç yumurta, biraz peynir, dibinde kalmış salça…

Kapattı.

Çocuklar görmeden tekrar açtı. Sanki ikinci kez bakınca içeride bir şeyler çoğalacakmış gibi.

O akşam çocuklarına makarna yaptı.

“Anne, sen yemeyecek misin?”

“Ben tokum.”

Annelerin en çok söylediği yalanlardan biriydi bu.

Tok değildi.

Sadece tenceredeki yemek üç kişiye yetmiyordu.

Çocukları yerken karşılarına oturdu. Küçük olan tabağındaki son iki lokmayı bıraktı.

“Doydum.”

Kadın hemen anladı.

“Bitir yavrum.”

“Gerçekten doydum anne.”

Çocuk tabağı ona doğru itti.

İkisi de birbirinin yalanını biliyordu.

Kadın o iki lokmayı yerken başını önüne eğdi. Çocuğu gözyaşını görmesin diye uzun uzun tabağa baktı.

Hayat ona ağlamak için bile yalnız kalması gerektiğini öğretmişti.

—

Sabahları çocukları okula gönderiyor, sonra işe yetişiyordu.

Akşam başka işlere bakıyordu.

Temizlik yaptı.

Yemek yaptı.

Bir dönem merdiven sildi.

Eve geldiğinde elleri deterjandan çatlamış olurdu. Çocuklar uyuyunca krem sürecek parası olmadığı için ellerine zeytinyağı sürer, sonra ertesi gün için çantalarını hazırlardı.

Kimse ona “Yoruldun mu?” diye sormuyordu.

Çünkü güçlü görünen insanlara bu soru pek sorulmazdı.

Herkes onun dayanacağını düşünüyordu.

Oysa bazı geceler banyoya girip musluğu açıyor, çocukları duymasın diye sessizce ağlıyordu.

Sonra yüzünü yıkıyordu.

Aynaya bakıyordu.

“Yarın.”

Sadece bunu söylüyordu.

“Yarın yine kalkacağız.”

—

Bir kış günü okuldan telefon geldi.

Büyük çocuğunun ayakkabısının tabanı açılmıştı.

Kadın işten izin alıp okula koştu.

Çocuğu koridorda, ayaklarını sıranın altına saklayarak bekliyordu.

“Niye söylemedin bana?”

Çocuk sustu.

“Kaç gündür böyle?”

“Biraz oldu.”

“Niye söylemedin?”

Çocuk bu kez annesinin yüzüne baktı.

“Sen zaten kirayı düşünüyordun.”

Kadının içinde bir yer kırıldı.

Bir çocuğun annesinin parasızlığını düşünecek yaşa gelmesi kadar ağır çok az şey vardı.

O akşam eve dönerken ayakkabıcıya uğradılar.

Yeni ayakkabı alamadı.

Eskisini diktirdi.

Çocuk dükkândan çıkınca sevinerek ayağını yere vurdu.

“Bak anne, yeni gibi oldu.”

Kadın gülümsedi.

Eve kadar gülümsedi.

Kapıyı kapatınca montunu bile çıkarmadan yere çöktü.

İlk kez kendine şu soruyu sordu:

“Ben ne zaman bu kadar yoruldum?”

Cevabını bulamadı.

Çünkü yorulmak bir günde olmamıştı.

Biriken faturalarla olmuştu.

“Anne, bunu alabilir miyiz?” sorularına verdiği “Sonra” cevaplarıyla olmuştu.

Markette fiyatına bakıp sessizce yerine bıraktığı şeylerle olmuştu.

Çocuklarının yanında korkmamaya çalışarak olmuştu.

Ve en çok da her şey dağıldığında, toparlayacak başka kimse olmadığı için olmuştu.

—

Yıllar geçti.

O evden başka bir kiralık eve taşındılar.

Sonra bir başkasına.

Her taşınmada aynı koli vardı.

Üzerinde siyah kalemle:

MUTFAK

yazıyordu.

Ama içinde mutfak eşyası yoktu.

Çocukların karneleri, ilk çizimleri, hastane kâğıtları, eski fotoğraflar, kırık bir oyuncak araba ve yıllar önce tamir ettirdikleri o küçük ayakkabı vardı.

Kadın hiçbirini atmadı.

Çünkü insan bazen yaşadığı zorlukları değil, o zorluklardan nasıl çıktığını saklamak ister.

—

Bir gün büyük çocuğu ilk maaşını aldı.

Akşam eve gelirken annesini aradı.

“Evde misin?”

“Evdeyim.”

“Bir yere çıkma.”

Bir saat sonra kapı çaldı.

Kadın açtı.

Çocuğunun elinde bir poşet vardı.

“Bu ne?”

“Önce giy.”

Kutuyu açtı.

Bir çift ayakkabı.

Kadın güldü.

“Benim ayakkabım var.”

“Biliyorum.”

“E niye aldın?”

Çocuğu cevap vermedi.

Diz çöktü, annesinin eski terliklerini çıkardı ve yeni ayakkabıları önüne koydu.

Kadın hâlâ anlamıyordu.

Sonra çocuğu başını kaldırdı.

“Benim ayakkabım yırtıldığında sen kendine almamıştın ya…”

Kadının yüzündeki gülümseme bir anda durdu.

Çocuk devam etti:

“Ben unutmadım anne.”

Kadın başını çevirdi.

“Ne var bunda? Anneydim, yaptım.”

“Hayır.”

Çocuğu ayağa kalktı.

“Sen sadece annelik yapmadın.”

Sesi titredi.

“Sen bizi hayatta tuttun.”

Kadın yıllarca ağlamamak için öğrendiği bütün yöntemleri o anda unuttu.

Çocuğu ona sarıldı.

“Sen bize hep ‘Bir gün düzelecek’ derdin.”

Kadın ağlayarak güldü.

“Düzeldi mi?”

Çocuğu annesini biraz daha sıkı tuttu.

“Düzelmedi anne.”

Kadın şaşırarak yüzüne baktı.

Çocuk gözyaşlarını sildi.

“Sen düzelttin.”

O gece kadın yeni ayakkabılarını yatağının kenarına bıraktı.

Uyumadan önce uzun uzun baktı onlara.

Hayatında ilk defa kazandığı bir şeyin fiyatını düşünmedi.

Sonra ışığı kapattı.

Yıllardır ilk kez yarını düşünmeden uyudu.

Çünkü yıllarca çocuklarına bir ev bırakamadığını düşünüp üzülmüştü.

Oysa farkında değildi.

Kirasını güçlükle ödediği bütün o evlerde, çocuklarına çok daha büyük bir miras bırakmıştı:

Ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayağa kalkmayı.

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Previous Post

Fatmazel Börek / Mehmet Özkendirci

MerveMinaSeyhan

MerveMinaSeyhan

Oyuncu, senarist, yardımcı yönetmen ve yazardır. Sanata olan ilgisini yıllar içinde edebiyat, sinema ve sahne sanatlarıyla birleştirerek farklı alanlarda üretimler gerçekleştirmiştir. Kısa film ve senaryo projelerinde özgün hikâyeleriyle dikkat çeken Seyhan, toplumsal temaları, insan psikolojisini ve güçlü karakter anlatılarını merkezine alan eserler üretmektedir. Yazdığı öykü ve şiirler çeşitli edebiyat platformlarında yer alırken, sinema alanında senarist ve oyuncu olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Oyunculuk kariyerinde kamera önü performansına odaklanan Seyhan, karakter derinliğini ön planda tutan projelerde yer almayı hedeflemektedir. Aynı zamanda yardımcı yönetmen olarak film yapım süreçlerinde görev almakta ve yaratıcı ekip çalışmalarına katkı sağlamaktadır. Edebiyat ile sinemayı bir araya getiren üretim anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Merve Mina Seyhan, yeni film projeleri, senaryolar ve kitaplarıyla üretmeye devam etmektedir.

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Ağustos 2026
  • Temmuz 2026
  • Haziran 2026
  • Mayıs 2026
  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Ay Sonuna Üç gün Vardı
  • Fatmazel Börek / Mehmet Özkendirci
  • Duvar/ Şevval Gündoğdu
  • Elementor #37759
  • Sevmenin Anatomisi / Eyüp Toru

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.