Yalnız olduğum gerçeğinin, bilmem kaçıncı yılının, herhangi bir
akşamında tanıdım onu. Hafif rüzgâr vardı şehirde, “rüzgârı içimize çekmeye ne
dersin” diye sordum ona, hayır cevabını içselleştirmiş birisi olarak. “Tamam,
ama rüzgâra karşı ıslık da çalacağız anlaştık mı?” diye sordu, son zamanlarda ilk
kez yüzü gülmüş birisi olarak.
Ay ışığının gizemi eşliğinde yürüdük rüzgârda şehirde. Utangaçlığımın
dalgakıranları dilime, yüzüme vuruyordu. Bir şeyler söylüyordum ancak
saçmalamaktan öteye gitmiyordu dediklerim. Bundan mıdır bilinmez, sürekli
gülüyordu bana. O kadar güzel gülüyordu ki o koca gözleriyle bin yıllık bir
çirkine, bunu kelimelerle anlatmam imkânsız. “Heyecanlı mısın sen?” diye
sordu. “yo heyecanlı değilim” demiş ve bunu söylerken sigaramı düşürmüştüm.
Ay ışığı, o ve ben dakikalarca güldük, bu saçma sapan halime. Durdu sonra, hiç
konuşmadı. “Şurada biraz oturalım mı?” diye sordu. Yapıldığı günden beri belki
de hiç oturulmammış eski bir banka oturduk onunla. Sessizliğimiz, gecede
yankılanıyordu sessiz bir çığlık gibi, söküp atıyordu sanki beyazı,
yüreklerimizden. Dayanamadım sordum. “Neden yağmur olmaya meyillisin?”
“Anlamadım” diye yanıt verdi iri gözleri daha da büyüyerek. “Yüzün sonbaharı
andırıyor sanki. Gözlerin, simsiyah bulutlar gibi öfkeli ve bir o kadar da
hüzünlü. Dokunsalar, bırakacak gibisin yağmurunu.” Elimi tuttu bir anda,
yüreğim, o an ölümle sohbet halinde. Ben değil, kalbim beni sakinleştirmekte.
““Bir insanın başka bir insana bedenini sunması ayıp değil, suç değil. Asıl suç,
ruhunu sunması. Çünkü sana emanet olanı veriyorsun, üstelik hiç hak etmeyen
birisine. Büyük suç bu, hem de çok büyük bir suç” dedi, gözleri gökyüzünde
çakılı bir halde. Ne diyeceğimi bilemedim o an. Sustum, sustum, sustum.
Suskunluğum kelimelerimi doğurdu. Bir soru var oldu suskunluğumdan.
“Ruhunu geri alabildin mi?” “Hayır” dedi sesi titreyerek. “Bana yardım eder
misin? İşte bizim masalımız böyle başladı. Başını omzuma koydu, dokundu
kalbime kalbiyle, tenimize, yüzümüze doğdu güneş o sabah. Bu kez, ben
ruhumu ona verdim. Ruhum onda kaldı. Aynı sonu paylaştık yani onunla. Ve bir
söz dudaklarımdan döküldü sonra…
Ruhuma geri dön ruhum, sensiz olmuyor.Bunu tek başıma başarmam çok zor.”


