
Az önce
Şadlık havası esen evde
Sesler kesilince
Hazin ve sessiz odada
Bir anne
Ellerini dizlerine koyunca
Yüzünde bir endişe
Gözlerinde teessür
Kim der ki az önce
Gülüp eğlenen bu kadın
Neden böyle üzgün
Dudakları titrek
Gözleri yaşlı diye
Demincek giden çocuğunun
Ümitsizlikle dönüşünü beklemekte
Oysa küçük kızı akşamleyin
Okulda defterindeki notları gösterirken
Taktir edip koskocaman gülmekte
Gururla sayfaları görmekte
Mutlu olmaktaydı
Şimdi
Nasıl bağrına basacaktı
O yavrucağı gözyaşlarını durdurup
Baban gelmedi
Şüphesiz gelemeyecekte
Bulaştı ya bu müsibet
Dönemeyecek
Nasıl diyecekti
Baban
Ya kayıplara karışacak
Ya boynunda yağlı urgan
Bir şafak vakti asılacak
Yahut bir işkencehanede
Bitkin bedeninde kalbi duracak
Yahut ciğerleri bitene değin
Şu duvarların demirlerin ardında
Eriye eriye kalacak
Nasıl diyecekti
Ülkesini sevmenin cezası bu diye
Babanı bir daha görememek
Yurt sevdasının bedeli diye

