• Destek
  • Üye Ol
  • Yazar Girişi
  • Abone Ol
0 553 423 00 17 kibelekulturs@gmail.com
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol
No Result
View All Result
Kibele Kültür Sanat Dergisi | Hayatı Doğuran Sanat  |  Hatice DÖKMEN
No Result
View All Result
Home Deneme

Sanatın Yaralı Düşleri : Kurguyu Estetik Mekânda Sağlamak / Ahmet Özbek

Ahmet Ozbek by Ahmet Ozbek
20 Nisan 2026
in Deneme
0
Sanatın Yaralı Düşleri : Kurguyu Estetik Mekânda Sağlamak / Ahmet Özbek
0
SHARES
51
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter

Estetik olarak algılanan nesne, yaratıcı tarafından bir biçime büründürüldüğü zaman sanat yapıtına dönüşür. Elbette kavramsal yapıdaki çizgi dışı bazı yapıtlar bu tanımın dışında kalırlar zaman zaman. Yani ‘obje=sanat’ biçiminde bir ‘sergileme’/radikal sunum‘ de söz konusu olabilmekte elbette bu durumda.

“Kare/ The Square” adlı (Ruben Östlund/2017) felsefi sinemasal yapıtta, bir yandan “kare” kavramının eşitlikçi ve özgürlükçü (ve de gerçekçi) bir yapıyı tanımlaması iddiası dışında çarpıcı bir soru vardı: “Sanat mekânına (örneğin galeriye) giren her sıradan nesne sanat yapıtı olur mu?” Bu sorunun yanıtı, aslında sanat tarihini çok iyi incelemekle verilebilir ancak.
Burada tabii ki mekân kavramı devreye giriyor. Yapıt mekânda değer kazanmaz, sadece ‘anlam’ kazanır diyebiliriz belki. Ya da daha radikal yorumlar yapmak mümkün bu konuda. Mekânı düzenleme kaygısı aslında kurgusal bir devinimdir.
Sinema bunu çok iyi ve belirgin yapar. Yani kurguyu ‘yineleyerek düzenleme’ şansı vardır sinema çekiminde. Plastik sanatlar ise, land art’tan kavramsal sanata kadar mekânı uzaysal ya da gerçeksel bir biçimde sağlama şansına sahiptir. Klasik sanatta, izlenimcilikte, klasik ya da barok mekan düzenlemelerinde, kurgu/mekan ilişkisi çok belirgin biçimde ortaya konur. Bir dinsel ya da tarihsel yapıyı, fresklerle süslemek/ işlemek’te de mekan kullanımı ön plandadır. Bunun tersine, yarım metrekarelik bir yüzey resminde de kullanılan düzlem ‘mekândır’. Bunu çok ileriye götüren sanatçılar da var. Benoit Maire (doğumu:1978), galerinin tümünü bir düzenleme alanı olarak görür çoğu kez. Nesnelerin galeri içindeki ilişkisel yapısı ise bizi bütünlüğe götürür. Sinemadaki görsellik çoğu kez görkemlidir. Darren Aronofsky’nin “Black Swan”ında, “Kuğu Gölü Balesi”nin sergilenmesi serüveni  anlatılır. Burada obje/nesne de estetiktir, görsel ve plastiktir. Başlı başına görsel anlatım söz konusu iken, kamera hareketleri ve vizöre yerleştirilen kompozisyonel/renksel biçimlemeler de fotoğraftan öte birer tablodur.
Şiirde de mekansal kurgu söz konusudur, romanda da. Tiyatro ve balenin mekandaki devinimidir, izleyiciyi büyüleyen şey. Elbette kurmaca dünyayı yaratmak, bir yönetmen, bir palet ustası, bir alan düzenlemecisi için bir zeka gösterisidir. İç çatışmaları ve olağanüstü çabası sonucunda, bazen mucize gerçekleşir ve de karabasan biter yaratıcı için.
Resim sanatının yüzeydeki alanı kullanması iki tarz bir ülkü gerçekleştirir. Bunlardan biri yüzeyde derinlik yaratmak diğeri ise yüzeyi iki boyutlu, yani derinliksiz kurgulamak. Cezanne kübizme ebeveynlik yaparken, mekansal derinliği oluşturmakla yetinmeyecek, iki boyutlu yüzeyde yepyeni bir boyut arayışına girecektir. Picasso’da da, Braque‘da da -daha sonrada var olan- şey budur. Oysa Mondrian da Modigliani de hacmi sevmezler, onların reel mekanı tuval, düşsel mekanı ise tin ve evrendir.

 

Bizdeki Mustafa Ayaz’ın alan kullanımı da yüzeyde gerçekleşir. Ancak Ayaz‘ın derinlik arayışı renk planları biçiminde oluşur ve bu şekilde mekân içinde mekân yaratılır. Bu ise çok sesli bir kurguyu tanımlar. Hikmet Onat’taki renklerle yaratılan  gizli derinlik zaten bütün izlenimcilerin denediği şeydir.

“Kare“ye döndüğümüzde, insanın başkalarına karşı sorumluluğu, ve de toplumdaki güven duygusundaki tereddüt ve tahribatın sorgulanması bizi kavramsal ve ötesi bakış tarzına yöneltecektir. Yani toplumsal sorun ve sanat arasındaki çelişkiyi, ilişkiyi ve uzlaşmayı yorumlamak çabası. Ve de bunun üzerine sorular sormak. Estetik mekâna giren sıradan nesne sanat yapıtı sayılabilir mi? Tam da Duchamp‘a sorulacak bir soru. Belki Andy Warhol’a da…
Böyle bir estetik/ felsefi kaygı da, son yılların genel sanatlara en yoğun biçimde dayandırıldığı “Manifesto” filmi. Pek çok sanat akımının yaşanan gerçekle ilintisini sorgulayan yapıt, özellikle toplumsal sistemlerin, demokratik olduğu sanılan yönetim biçimlerinin içinde yaşayan insanların bilinç tıkanmasına da değiniyor gibi. İtiraz-sanat.. Sanat-itiraz..Ama hiçbir yere varmayan yol. Belki kavramsal dilin tepki noktasını savunuyor gibi. “İtiraz ettiğimiz bir yaşama”, sanatımız da dahil olmak üzere, “uyum yapıyoruz” gerçekliğini bir düzine sanat akımının içinde sorgulayan bir zekâ söz konusu burada.
Manifesto serttir, sarsıcıdır, ancak bu film kendine çok fazla soru soruyor: bu sorulardan en anlamlısı, itirazlarımızın tarzının, içeriğinin ve yapısının da ‘sistem tarafından belirlendiği’ şekilde. Böylece bir manifestolar da salt siteme ve özeleştiriye dönüşüyor ve de sanat bu anlam kasırgası ve karmaşasında kendi işlevini sorguluyor. Cate Blanchett rolden role giriyor bu filmde ve belki de  çaresizliğe giden yolu tanımlıyor. Burada ise kurgulanmamış bir doğaçlama söz konusu.

Geçmişe bakarsak, belki izlenimcilik ilk atağındaki karşı duruşunu yıllarla felsefi bakışa devrediyor ve kendisinden sonra gelecek akımlara ebeveynlik yapıyor.
Sinemadan örnekliyoruz yine; ama ulaşmak istediğimiz kurgu, plastik nesnenin her sanat alanında yer bulması gerektiğini öne sürüyor ve bunu kanıtlıyor.
“Last Year at Marienbad”daki görsel yapı, Alain Resnais’yi bir arazi düzenlemesine zorlayan felsefenin arkasında sağlam bir şekilde duruyor. Bu filmin üzerinde durma nedenimiz, filmdeki derinlikli ‘zor-felsefe’ dışında, sinemasal karelerde gözlemlediğimiz plastik yapı. Öyle ki, bir geniş alanda var olan mekân düzenlemesi bizi land art benzeri çalışmaların doğasal bir satranç tahtası gibi görünen anlamlı algılamalarına götürür. Görüyoruz ki, sanattaki kurgu kaygısı hemen ve daima bir mekâna ihtiyaç duyar. Bunu başarılı olarak gerçekleştirmek de gerçek bir estetik kaygıyı ortaya koymakla ilgili bir şey.
Sözü edilen mekân, bir sanat yapıtında çoğu kez reel olarak vardır. Bazen de uzay geometrinin sınırlarını zorlayan ‘hayali kurgu/hayali mekân’ söz konusu olur ki, asıl bu olay yüzyılın sanatını tanımlamakta bize keyifli olanaklar/ipuçları sunar. Felsefi sanatı cazip yapan şey de bu sanırım.

 

Yazıyı nasıl buldunuz?

Oy için yıldıza tıkla!

Ortalama Oy / 5. Oy Sayısı

Oyu yok

We are sorry that this post was not useful for you!

Let us improve this post!

Tell us how we can improve this post?

Paylaşarak destek olabilirsiniz!
Previous Post

Eski Zaman Şehri / Kuşşarali Anitta

Next Post

Küheylana Nasihat / Salih Melikoğlu

Ahmet Ozbek

Ahmet Ozbek

Next Post
Küheylana Nasihat / Salih Melikoğlu

Küheylana Nasihat / Salih Melikoğlu

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

No Result
View All Result

Hakkımızda

Kibele Kültür Sanat Logo

Kibele Kültür Sanat

Merhaba sevgili okur.

Mitolojide Tanrıların anası olarak bilinen Tanrıça Kibele’nin anaç, üretken, hayatın devamını sağlayan özelliklerinin uğruna inandık. Ve onun adını kullanıp Kibele Sanat olarak edebiyatta biz de varız dedik. Edindiğimiz misyonla amacımız; bizden önceki kalem ustalarımızın bayrağını, gelecek kuşaklara ulaştırmak. Çünkü edebiyat dünya tarihini içinde barındıran devasa bir ansiklopedidir… Devamını Oku

Arşivler

  • Nisan 2026
  • Mart 2026
  • Şubat 2026
  • Ocak 2026
  • Aralık 2025
  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Eylül 2025
  • Ağustos 2025
  • Temmuz 2025
  • Haziran 2025
  • Mayıs 2025
  • Nisan 2025
  • Mart 2025
  • Şubat 2025
  • Ocak 2025
  • Aralık 2024
  • Kasım 2024
  • Ekim 2024
  • Eylül 2024
  • Ağustos 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Aralık 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Temmuz 2023

Kibele Kültür Sanat Logo

Kategoriler

  • Anlatı
  • Araştırma
  • Deneme
  • Genel
  • Hakkımızda
  • İnceleme
  • Kitap İncelemeleri
  • Masal
  • Öykü
  • Roman
  • Röportaj
  • Şiir
  • Sinema
  • Sizden Gelenler
  • Söyleşi
  • Tiyatro
  • Yeni Çıkanlar

Son Yazılar

  • Huysuz Zaman / Tuana Seymen
  • ENOİ Seçimin İlk Gölgesi / Oylum Barak
  • Yazarın Farkı Nedir? / Aşk Yazarı Mustafa Çifci
  • Ferrarisini Sokağa Park Eden Adam / Funda Kılıç
  • Bir İntiharın Gölgesi / Hasan Turunç

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.

KİBELE Abone
No Result
View All Result
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Dergiler
  • Galeri
  • E-Dergi
  • Yazılar
    • Edebiyat
      • Şiir
      • Roman
      • Öykü
      • Deneme
      • İnceleme
      • Anlatı
      • Araştırma
    • Kitaplar
      • Kitap İncelemeleri
      • Yeni Çıkanlar
    • Tiyatro
    • Sinema
  • Yazarlar
  • İletişim
  • Üye Ol

Copyright 2023 - 2025 Haziran K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi All Right Reserved. Developer by Fedora Bilişim Teknolojileri İnternet Danışmanlık Hizmetleri Basım Yayın Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi. Bu sitede yayınlanan ses, görüntü, yazı içeren bilgi ve belge, hiçbir şekilde kullanılamaz, izinsiz kopyalanamaz. Tüm hakları K İ B E L E Kültür Sanat Dergisi Limited Şirketi'ne aittir.