ÇOK SEVERİM GELİNCİKLERİ
Düşlerimde,gelincik tarlasının,tam ortasında buldum kendimi
Kızıl,ipek bir çarşafmışçasına,uzanıvedim gelinciklerin koynuna
Çok severim gelincikleri
Çocukluğumu hatırlatır bana
Uçsuz bucaksız kırların,sam yeliyle salınan,nazlı,edalı, gelinidir o
O kadar zarif ve naiftirki
Düşen bir yağmur damlasyla,dökülüverir yaprakları
Gelincik,hep mahsun ve küskündür
Nede olsa tüm şiirler ve şarkılar,
Gülün kan kırmızı rengini dillendirir
Güle adanmıştır tüm gönüller
Bülbülün aşkıda,çileside gülden ötürüdür
Şairin dili,belası,gamı,kederi de hep onda saklıdır
Gül,hasbahçelerde arzı endam ederken,
Kırlardaki yoldaşı papatyalar,başlara taç edilir
Halbuki güldeki alev kırmızısıda gelinciktedir,
Aşk fallarına yaprakları hoyratça feda edilen papatyadaki incelikte
Üstelik onulmaz yaralar açan dikenleride yoktur bağrında
Ondaki güzelliği görecek, mahir gözlerden yoksun
Amansız bir hiçliğin ortasındadır.
Ayaza kesmiş bir gecenin ardından,
Doğan günle birlikte,yine güneşe döner yüzünü
Gelincik,ulaşılması zor tepelerde,uçurum kenarlarında hayat bulur
Uçurumun kenarındaki gelinciğe dokunamazsın
Hem sana yazık olur,hemde gelinciğe
Yinede gönlün fermanına boyun eğip,kanatlandı,uçuverdi ruhum
Yandı bu nadide güzelliğin alev kırmızısında
Yardan düşüverdim,candan olma pahasına
Vuruldum!Sine-i püryan oldum
Ama ölmedim.



