DİLEK AĞACI
Nergis kokan ellerim üşüdü yine
Boydan boya ayaza kesen ustura ağzı bir soğukta
Bahar dalları kış güneşine aldandı
Tıpkı gönlüm gibi vakitsiz çiçek açıverdi ansızın
Sulu sepken bir kar oturdu gözbebeklerime
Saçak altına sığınmış minik serçelerin
Şakımaları çınladı kulaklarımda
Saçlarımda ise şebnemler
Arşınladım ıslak kaldırımları
Yılan gibi kıvrılan yollardan geçtim
Sadece umut yüklü kervanların uğradığı
Issız bir vadiye vardım ki;birde ne göreyim
Dilek ağacını don vurmuş
Dallarına asılı rengarenk çaputlarda ise kırağı
Onlar ki kim bilir hangi muratları saklar düğümlerinde
Bir yudum suya hasretken
Hangi çölden,nasıl düştüm bu karın,boranın içine bilemedim
Keşkelerin kucağında,pişmanlıkların kollarında iken
Bitmek bilmeyen acı bir senfoni çalar yüreğimde
Beynimde uğuldayan saatin tik taklarına inat
Durdurmaya çalışırım zamanı
Sanki zamanı durdurursam derdim ,kederim bitecek
Ve beklenen oldu;durmadı zaman,kayıp gitti avuçlarımdan
Düşüverdi takvim yaprakları bir bir
Kahpe bir ölümdü alnıma yazılan
Adres sormadan gelip buluverdi beni Azrail
Kör bir kurşun saplandı böğrüme,dağlandı ciğerim
Musallada pakladılar delik deşik yaralarımı
Ruhumdaki yaraları açanlarla hesaplaşmaksa mahşere kaldı



